Anasayfa » Makale ve Analizler » TÜRK-ÇİN İLİŞKİLERİ VE DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU

TÜRK-ÇİN İLİŞKİLERİ VE DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU

Bölge uzmanlarınca Orta Asya`nın kalbi olarak nitelenen, Türklerin Anayurdu Doğu Türkistan, 1949 yılından bu yana 57 senedir Kızıl Çin işgali ve istilası altındadır. Bu tarihi Türk yurdunun ismi “Şincan=Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi” olarak değiştirilmiştir. 

Yaklaşık 30 milyon dindaşımızın soydaşımızın yaşam mücadelesi verdiği Doğu Türkistan`da 57 yıldır, dünyanın gözü önünde bir insanlık dramı yaşanmakta, her alanda soykırım uygulanmaktadır.

Divan-ı Lügat-it Türk`ün yazarı Kaşgarlı Mahmud, Kutadgu Bilig`in yazarı Yusuf Has Hacip, Müslümanlığı kabul ederek tüm Asya`ya İslam`ı yayan Karahanlılar hükümdarı Saltuk Buğra Han, Nevai, General Mahmut Muhiti, Gani Batur, Osman Batur gibi tarihi şahsiyetleri yetiştiren; Göktürkler`e, Kutluk Devleti`ne, Uygur Devleti`ne ve Karahanlılar Devleti`ne kucak açan, 1873 yılında Osmanlı İmparatorluğu`na bağlanan Doğu Türkistan`da yaşanan dramı kelimelerle ifade etmekte zorlanırsınız.

Ne var ki bu Türk-İslam beldesi, 1 milyarı aşan Çin denizinde çaresizce boğulmak üzere olup, insanlık alemi suskun ve seyirci durumdadır. Ve aynı zamanda 1.828.418 km2 genişliğindeki bu vatan parçası, Türk Dünyası içinde esaret altında kalan sınırları belli tek vatan parçasıdır.

Petrol, doğalgaz, uranyum, volfram, altın, kömür, tungsten gibi oldukça değerli ve zengin rezervlere, kaynaklara sahip olan, gelecek yüzyılın en zengin bölgelerinden biri olmaya aday olan Doğu Türkistan`da tek kelimeyle cehennem hayatı yaşanmaktadır. İnsanlarımız nükleer denemelerde canlı kobay olarak kullanılmaktadır… Bebelerimiz doğum yasağı, nüfus kontrolü bahanesiyle zorunlu kolektif kürtaja tabi tutulmakta, ana karnında iken veya doğumdan hemen sonra şırınga ile katledilmektedir… On binlerce insan sırf dini ibadetlerini yerine getirdiği için, sırf milli ve dini kimliklerinden dolayı hayvanların bile yaşayamayacağı kamplarda, zindanlarda tutulmakta ve bunların bir çoğu da kurşuna dizilmeyi beklemektedir…

Ancak ne acıdır ki; Kosova`dan, Bosna`dan, Filistin`den beter bir trajedinin yaşandığı Doğu Türkistan`da kardeşlerimize yönelik zulüm ve baskılar karşısında, o insanlara yardım elini uzatacak, feryatlarına kulak verecek, gözyaşlarına mendil tutacak bir devlet yoktur…

Çin Hükümeti; hür dünyanın sessizliği, vurdum duymazlığı karşısında daha da cesaretlenerek, bilhassa 11 Eylül İkiz Kulelere yapılan saldırıyı bahane göstererek devlet terörü uygulanmaktadır… Yargısız infazlar yapılmakta, gençlerimiz stadyumlarda enselerine kurşun sıkılarak öldürülmektedir… Doğu Türkistan`ı tamamıyla Çinlileştirmek için her türlü gayret gösterilmektedir…

Batılı ülkelerin bu bölgede yaşanan trajedi karşısında suskun kalmasını anlayabiliriz. Ancak Türkiye`nin ve diğer İslam ülkelerinin kendi soydaşına, dindaşına yönelik bu soykırım karşısında suskun kalmasını anlamak ve kabullenmek mümkün değildir. Bu sessiz ve kayıtsız tavır, feryatlara kulak tıkayan nemelazımcı zihniyeti anlamak mümkün değildir…

Ülkeler arasındaki siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilere kimsenin diyeceği yok. Uluslar arası hukuk çerçevesinde Çin ile diplomatik ilişkilerin geliştirilmesine kimsenin itirazı olamaz… Ama üç kuruşluk mal satma uğruna 30 milyonluk bir toplumun bağımsızlık ve hürriyet talebini ve insanca yaşama gayretini yok saymaya Türk ve İslam ülkelerinin hakları olmayacağını ifade etmek istiyorum… En azından Uluslar arası Af Örgütü`nün yaptığı gibi, yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında diplomatik lisanla Pekin yönetimini uyarmak gerekir ve gerekirdi.

Maalesef bu da yapılmadı. Yapılmadığı gibi, Türkiye`deki Doğu Türkistan faaliyetlerine gizli Başbakanlık genelgesiyle yasaklamalar getirilmek istendi.. Dindaşlarımız enselerine kurşun sıkılarak öldürülürlerken biz Çin Cumhurbaşkanını devlet şeref madalyası ile ödüllendirdik…

Çin Halk Cumhuriyeti ile olan uluslararası ilişkilerde her zaman olduğu gibi “dostluk” ile “çıkar”ı birbirine karıştırıyoruz. Kardeş ülkeler arasında dostluk ve çıkar ilişkileri birlikte yürütülebilir ama, kardeşlik bağı bulunmayan ülkelerle olan ilişkilerimiz de çıkarlarımız ön planda tutulmalıdır. Çıkarlardan kastedilen sadece ekonomik veya siyasi ilişler değil, aynı zaman da milli çıkarlarımız da gündemde tutulmalıdır. Çin ile Türkiye arasındaki ilişkilerin odak noktası da kim ne derse desin “Doğu Türkistan Sorunu”dur…

İki ülke ilişkilerinde köprü vazifesi görecek olan Uygur meselesi mutlaka Türkiye`nin bu ülke ile olan ilişkilerinde gündeme getirilmeli ve çözüm bulunmalıdır…. Hatta Doğu Türkistan`da yaşayan Kazak Türkleri`nin varlığından dolayı sınır komşusu Kazakistan`ın da bu meseleye taraf olması faydalı olacaktır ve gereklidir. Bu noktada konunun muhatabı ülkelerin sergileyeceği sıcak yaklaşım, olayın mağduru olan Doğu Türkistanlıları da sorunun çözümü noktasında katkıda bulunmaya zorlayacaktır kanaatindeyim.

İSMAİL CENGİZ

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Doğu Türkistan’da oruç tutan tutuklanıyor

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er, yaşanan insanlık dramını gözler önüne ...

Uygurlar yeni baskılarla karşı karşıya

Doğu Türkistan’daki Uygurların yoğun olduğu Kuçar şehrine yeni atanan valinin bölge halkına yoğun baskı uyguladığı ...

“KALBİMİZİN DOĞUSU-DOĞU TÜRKİSTAN” PANELİ

Samsun İnsan Hakları ve İnsani Yardım Hareketi(İHH), Doğu Türkistan duyarlılığını artırmak iÇin Bafra ilçesinde “Kalbimizin ...

Türkiye’nin Doğu Türkistan Çıkmazı

Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti ilişkilerinin akıbeti ne olacak? Türkiye’nin Doğu Türkistan konusundaki tavrı Çin Halk Cumhuriyeti ...

ÖZGÜRLÜK İÇİN TÜRKİYE’YE GELDİLER

Özgürce yaşamak için uzun ve zor bir yolculuk sonrası Kayseri’ye ulaşan Uygur Türkleri Doğu Türkistan’daki ...

Doğu Türkistan’da yeni bir Boraltan faciası yaşanmasın

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM Kürsüsü’nden okuduğu Boraltan Köprüsü ağıtının şairi Murat Darga işte böyle bir ortamda ...

BBP ve Alperen Ocaklarının Doğu Türkistan Basın Açıklaması

Kahramanmaraş BBP ve Alperen Ocaklarının Doğu Türkistan’da  Çin  tarafından yapılan zulümle ilgili olarak bir basın açıklaması ...

‘Zulümden kaçış’ 13 ay sürdü

Etnik ve dini baskı nedeniyle Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nden kaçtılar. Geride anne-babalarını, çocuklarını bırakanlar oldu. ...

Uygur Türkleri İçin “Yardım Ve Koordinasyon Merkezi” Çalışacak

Kayseri, Çin zulmünden kaçarak gelen Uygur Türkleri için elinden geleni yapıyor. Valilik de bu konuda ...