Anasayfa » Makale ve Analizler » Çin Dış Politikası’nda Değişim Sancıları ve Ortadoğu

Çin Dış Politikası’nda Değişim Sancıları ve Ortadoğu

Çin’in dış politikası dikkatle incelendiğinde gerek bölgesel gerekse de küresel sorunlarda bu gerilim alanlarına bağlı olarak çelişkili tavırlar rahatlıkla gözlemlenebilir 

Kadir Temiz / Dünya Bülteni – Pekin

Açılım politikalarından sonra Çin’in hem sosyal ve kültürel hem de siyasal ve ekonomik olarak iki uçlu bir reform sürecinden geçtiği söylenebilir. Bu iki uçlu spektrumu genel anlamda Çin siyaseti olarak tanımladığımızda Çin’in yeni dış politika söylemini de bu spektrum çerçevesinde değerlendirebiliriz. 1949-78 arası dönemde yaşanan gerilimli süreç Deng Xiaoping’in geleneksel Çin siyasetinin yatıştırıcı lider tipolojisine uygun olarak ortaya çıkması ile yeni bir döneme girdi. Bu yeni dönemde bir uçta eski sol (old left) bulunurken diğer uçta liberal veya yeni sol (new left) diye tabir edilen düşünceler Çin siyasetinin temel belirleyicileri oldu. Aynı zamanda spektrumun iki ucunu oluşturan bu düşünceler Çin’in küresel ilişki ağlarını da belirleyici bir güce sahip.

Bu çerçevede Çin’in resmi söylemi daha çok liberal ve yeni sol düşünce akımlarıyla oluşurken, diğer yandan gerek iç politikada gerekse de dış politikada ortaya çıkan sorunlara karşı verilen tepkinin dozajını ise eski sol belirliyor. Uluslararası İlişkiler literatüründe bir yandan “barışçıl büyüme” diğer yandan “alternatif hegemon” tartışmalarının altında yatan ana sebep iç politikadaki bu tartışmalardır. Reel politikanın zorlayıcılığı Çin’i bu iki gerilim alanlarından birine yaslanmaya zorluyor.

Çin’in dış politikası dikkatle incelendiğinde gerek bölgesel gerekse de küresel sorunlarda bu gerilim alanlarına bağlı olarak çelişkili tavırlar rahatlıkla gözlemlenebilir. Örneğin, Tayvan sorununda bir yandan ekonomik veya kültürel bağlar göz önüne alınarak ılımlı bir söylem oluşturulmaya çalışılırken, diğer yandan Güney Çin Denizi güvenliği ve ABD etkisi göz önüne alınarak şahin politikalara geri dönülebiliyor. Japonya ile ilişkilerde de benzer bir çelişki söz konusu. Bir yandan medyada ve sosyal eğitim mekanizmalarında Japonya bir nefret unsuruyken, diğer yandan Japon sermayesi veya Asya güvenliği söz konusu olduğunda ilişkiler birden yumuşayabiliyor.

Bu çelişkili tavrın ana sebebi olarak yukarıda bahsedilen Çin siyasetinin belirleyici iki ucu arasındaki gerilimin en çarpıcı ve belki de en problemli yönü küresel sorunlarda ortaya çıkıyor. Son günlerde Çin’in Türkiye ile bazı askeri alanlarda gerçekleştirdiği görüşmeler ve ikili ilişkiler de bu çerçeveden değerlendirilebilir.

Çin’in Ortadoğu politikasında da yukarıda anlatılan bölgesel savrulmalara benzer savrulmalar yaşanıyor. Çin’in Ortadoğu ile geliştirmeye çalıştığı siyaset üç etki alanında değerlendirilebilir. Bu etki alanlarından ikisi tarihsel bir ilişkiye dayanırken son etki alanı yeni oluşmaya başlayan ve Çin-ABD ilişkileri ile beraber düşünülmesi gereken bir alandır.

İlk olarak Çin Ortadoğu’da ekonomik çıkar politikası gütmektedir. Özellikle körfez ülkelerinin başını çektiği bu etki alanındaki grup Yemen ve Suudi Arabistan’ın da rahatlıkla eklenebileceği bir ilişki ağının içindedir. Bu etki alanıyla Çin’in ne ideolojik ne de ekonomik bir sorunu vardır. Enerji aktarımı sağlandığı müddetçe ne Çin için ne de bu ülkeler için ortada bir sorun yoktur. Çin siyaset spektrumunda liberal ve yeni sol düşünce akımlarının bu dış politika ilişkisini sonuna kadar desteklediği söylenebilir.

İkinci etki alanı Çin’in ideolojik anlamda önemli gördüğü ve Ortadoğu siyasi tarihi içinde zaman zaman kırılmalar yaşasa da İran devriminden sonra net bir şekilde ortaya çıkan İran-Irak-Suriye-Lübnan hattı ile oluşan etki alanıdır. Temelde ABD ve İsrail karşıtlığına dayanan bazen bu ülkeler içindeki siyasi, sosyal ve ekonomik krizlerden etkilenen bu hat Çin için oldukça önemlidir. Aslında soğuk savaş döneminde SSCB’nin etki alanı olarak ta tanımlanabilecek bu hat soğuk savaş sonrası Çin için oldukça verimli bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Son zamanlarda İran ve Suriye sorunlarında BM vetosu da dahil bir çok seçeneği ortaya koyan Çin’de bu alan eski sol veya geleneksel söylemin belirleyici olduğu bir alandır.

Üçüncü etki alanı Ortadoğu’nun merkezine çevreden gelen farklı baskı unsurları olarak Türkiye-Mısır-İsrail etki alanıdır. Her üç ülke de yukarıdaki tasniflere giremeyecek kadar farklı özellikleri olan ülkelerdir. Çin’in İsrail ve Mısır ile Ortadoğu siyaseti üzerine tarihsel ilişkileri olduğu bilinmektedir. Ancak aynı şeyi Türkiye için söylemek mümkün değil. Türkiye’nin son on yıldır hem bölgede hem de küresel anlamda öne çıkan bir ülke olması ister istemez Türkiye’yi de Ortadoğu’daki güç mücadelesinin önemli bir parçası haline getirdi. Bu süreç son zamanlarda Çinliler tarafından yakından takip ediliyor. Ancak, diğer yandan bu çevresel etki alanı yazının başında bahsedilen Çin’in çelişkili tavırlarını da ortaya çıkartıyor.

Çin’in ilk iki etki alanına uyguladığı politikaları bu üçüncü etki alanına uygulaması imkansız. Tam da burada Çin’in alternatif bir dış politika ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu zamana kadar küresel sisteme entegrasyon ihtiyacı dolayısıyla birinci etki alanını küresel sisteme itirazlarından dolayı da ikinci etki alanını bir bakıma kullanan Çin için yeni dönem yeni ilişki ağlarını da ortaya çıkarabilir. Hem “Arap Baharı”nın evirileceği yön hem de üçüncü etki alanındaki ülkelerin tavırları etkileyici bir güce sahiptir. Bu sebeple Çin’in rakamsal ekonomik üstünlüklerinin dünyanın neresinde olursa olsun çok kırılgan bir temelde ilerlediğini hesaba katmadan Çin hakkında yapılacak negatif veya pozitif analizlerin geçerliliği yok denecek kadar azdır.

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Doğu Türkistan’da oruç tutan tutuklanıyor

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er, yaşanan insanlık dramını gözler önüne ...

Uygurlar yeni baskılarla karşı karşıya

Doğu Türkistan’daki Uygurların yoğun olduğu Kuçar şehrine yeni atanan valinin bölge halkına yoğun baskı uyguladığı ...

“KALBİMİZİN DOĞUSU-DOĞU TÜRKİSTAN” PANELİ

Samsun İnsan Hakları ve İnsani Yardım Hareketi(İHH), Doğu Türkistan duyarlılığını artırmak iÇin Bafra ilçesinde “Kalbimizin ...

Türkiye’nin Doğu Türkistan Çıkmazı

Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti ilişkilerinin akıbeti ne olacak? Türkiye’nin Doğu Türkistan konusundaki tavrı Çin Halk Cumhuriyeti ...

ÖZGÜRLÜK İÇİN TÜRKİYE’YE GELDİLER

Özgürce yaşamak için uzun ve zor bir yolculuk sonrası Kayseri’ye ulaşan Uygur Türkleri Doğu Türkistan’daki ...

Doğu Türkistan’da yeni bir Boraltan faciası yaşanmasın

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM Kürsüsü’nden okuduğu Boraltan Köprüsü ağıtının şairi Murat Darga işte böyle bir ortamda ...

BBP ve Alperen Ocaklarının Doğu Türkistan Basın Açıklaması

Kahramanmaraş BBP ve Alperen Ocaklarının Doğu Türkistan’da  Çin  tarafından yapılan zulümle ilgili olarak bir basın açıklaması ...

‘Zulümden kaçış’ 13 ay sürdü

Etnik ve dini baskı nedeniyle Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nden kaçtılar. Geride anne-babalarını, çocuklarını bırakanlar oldu. ...

Uygur Türkleri İçin “Yardım Ve Koordinasyon Merkezi” Çalışacak

Kayseri, Çin zulmünden kaçarak gelen Uygur Türkleri için elinden geleni yapıyor. Valilik de bu konuda ...