Anasayfa » Makale ve Analizler » Tanrı Dağları

Tanrı Dağları

Tanrı dağı denince akla Doğu Türkistan gelir.Türkistan denince Turan.
Şiirlerimize,türkülerimize, marşlarımıza taşıdığımız ve hiç
görmediğimiz halde içimizi burkan bir güzelliktir Tanrı dağı.
Tarihte adı geçen, geçmeyen unutulmuş büyük kahramanlara ait
destanların yazıldığı yerlerdir mazisine hüzünlü bakış sergilediğimiz bu beldeler.
Tanrı dağının en tepesine ulu hakanının ismini verenler, bugün Kırgızistan da bütün heybeti ile mazisini arıyor.
Kağan Tanrı tepesi ( Khan tengri ) kutsal Tanrı dağının zirvesinde Türk’ün silik mazisine hüzünlü bir bakış sergiliyor.
Aral’ın ötesi Tanrı dağının mazideki arayışları sindiremiyorsa
bizleri, “Yesi” de “Çimkent” de Uluğ Türkistan da bir gün
yaşamak, bir Türk için ne güzel kavuşmadır.

Tanrı dağları’nın tepelerinde kar, eteklerinde her rengin kuşağını içinde barındıran yeşillik vardır.
Ormanlarla kaplı Tanrı dağı’nın çoğunluğunu çam, ardıç, şimşir gibi
ağaçların kapladığı bu ormanlıkta kendine has kokusuyla Tanrı dağına ayrı bir güzellik ve haşmet verir.
Kendisi birer efsane olan Türkler Tanrı dağını kutsal bilmiş,ne
Tanrı dağının altında nede üstünde “altın” olmadığı halde bazen
“altın dağları”demiş,
içinden çıkan nice kahramanlarına yuva olan bu tepelere ağıtlar yakmış.
Dağları yaşamlarıyla ilişkilendiren Türkler dağların ulaşılamaz
devasa haşmetinden etkilenmiş ve nice efsanelerine taşımışlardır.
Türkler’in ilk medeniyetini Tanrı dağları etrafında kurduklarını söyleyen bir çok kaynaklar vardır.

Eski Türk kültüründe büyük bir dağa sahip olmayan medeniyetlerin yok olacağı inancı hakimdi.
Asya’nın geniş alanlarına dağılmış Türk budunları efsaneleştirdiği
Tanrı dağına daima kutsal gözle bakmış,tarihten gelen gücünü ve
kudretini neredeyse Tanrı dağından almıştı.
Bu gün Oğuz soyunun sahibi olan Anadolu Türkler’inin Tanrı dağına
ilgisini anlayabilmek için, önce Türk gibi düşünmek zarureti vardır.
Kaldı ki daha dün gerçekleşmiş gibi anlatacağınız
ve adına “geçmiş” yakıştırması yapacağınız Türk tarihi 10 bin yıllık
bir gelenekten gelirse, bu köklü kültürün dünya medeniyetindeki
önemini anlamış ve sahiplenmiş oluruz.

Bugün biz Türkler’in içinde bulunduğu en büyük sıkıntı ,hiç
şüphesiz tarihine küs, geçmişine düşman bir vurdumduymazlıkla mazisine kayıtsız kalmasıdır.
Yüreklerinde bu büyük Mefkureyi yaşatanlar,ecdadına sahip çıkarak
yüceltenler,Tanrı dağlarının o sisli tepelerine özlem ile bakıyor
Khan Tengri nin heyecanını içlerinde sıcak tutuyorlar.
Dağlar acılı insanların meramını sinesinde saklar.
Sisli puslu dağlar bilinmez manevi bir güç verir adeta, dağları ardına alanlara.
Tanrı dağları ne kadar uzak olsa da, Türk’ün içinde beslediği o
büyük mefkure onları canlı ve diri tutmaya yetiyor bile.
Tanrı dağları bir dilektir.Türkün şerefli mazisinin devasa ispatıdır.
Doğu Türkistan’ın gelecekte bağımsızlığına da şahit
olacak,geçmişten bugüne uzayan Türk’ün hürriyet ateşinin yakılacağı
mekanın adıdır.Tanrı dağı denince akla Doğu Türkistan, Türkistan denince Turan gelir.
Tanrı dağının o haşmetli Türk tarihi, gelecekte çizeceğimiz yolun bizde yol belirleyicisi olacaktır.
Çünkü bizler “Tanrı dağı kadar Türk, Hıra dağı kadar Müslümanız.”
……………………
K. KURULTAY

Delinse yer; çökse gök; yansa, kül olsa dört yan
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmıyan;
Ölümle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!…

ATSIZ

Hakkında admin

Cevapla