Anasayfa » Haberler » Hıtayname- Ali Ekber (1516)

Hıtayname- Ali Ekber (1516)

Maveraünnehir (bazı rivayetlere göre ise Horasan) bölgesinde yaşamış olan Ali Ekber, 16.yüzyılın başlarında tüccar olduğu için Çin’e gönderilen bir elçilik heyetinde yer almış ve Çin izlenimlerini “Hıtayname” adlı eserinde anlatmıştı

Dünya Bülteni / Tarih Dosyası – Esra Çiftçi

13. Asırdan itibaren Moğolların Çin’e hâkim olmaları ile birlikte, Çin ile batı arasındaki ulaşım gelişmeye başlamıştı. Bu sebeple İslam ülkelerinden Çin’e giden elçilerin ve tüccarların sayısı daha da çok artmıştı. Çin’deki Moğol hakimiyetinin ardından, Ming sülalesinin hanedanlığı döneminde ise özellikle posta teşkilatının  gelişmesi ile ulaşım da güvenli hale gelmişti. Çin kaynaklarına göre; her 30 veya 20 milde bir menzil bulunmaktaydı ve bu menziller yolculara hizmet sunmaktaydı. Menzillerin masrafları ise Ming hanedanı tarafından karşılanmaktaydı. İslam dünyasındaki kervansaraylara benzer bir sistem bulunmaktaydı ve böylece özellikle tüccarların güvenliği sağlanmaktaydı.  Nitekim bazı tüccarlar gittikleri yerler hakkında seyahatnamelerde kaleme alıyorlardı. İslam dünyasının Çin ile olan ilişkileri erken dönemlerden itibaren başlamakla birlikte, 844 yıllarından itibaren Çin hakkında seyahatnameler de yazılmaya başlamıştı. 844-848 yılları arasında İbn Hurdadbih, 851’de Süleyman, 916 senesinde Ebu Zeyd, 1345’te İbn Batuta ve daha sonrasında Giyaseddin Nakkaş gibi bir çok Müslüman, Çin’e gitmiş ve orada gördüklerini, Çin’in genel idari ve siyasi yapısını, Çin halkını ve daha bir çok konuyu kaleme alarak seyahatnameler yazmışlardı. Çin’e seyahat eden Müslümanlar arasında, Osmanlı İmparatorluğu ile de ilişkisi bulunması bakımından önemli isimlerden biri de Ali Ekber’di.

Maveraünnehir (bazı rivayetlere göre ise Horasan)  bölgesinde yaşamış olan Ali Ekber, 16.yüzyılın başlarında tüccar olduğu için Çin’e gönderilen bir elçilik heyetinde yer almıştı. Çin’den döndükten sonra bulunduğu bölge Safeviler tarafından işgal edildiği için Osmanlı İmparatorluğuna sığınmıştı.1506 -1508 yıllarında Çin’e gittiği tahmin edilen Ali Ekber’in, 1516’da Çin’deki izlenimlerini Farsça olarak kaleme aldığı ve Yavuz Sultan Selim’e sunduğu bilinmektedir. Daha sonra aynı seyahatnameyi Kanuni Sultan Süleyman’a da sunmuştur. Ali Ekber’in seyahatnamesi, Osmanlı İmparatorluğunun Uzakdoğu hakkındaki bilgilerine katkıda bunmuş olması ve bizlere Osmanlı padişahlarının Uzakdoğu’ya olan ilgilerini göstermesi bakımından da önem arz etmektedir. Ayrıca bu eser, sadece Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemi ile sınırlı kalmamıştır. III. Murad döneminde eser Osmanlı Türkçesine çevrilmiş ve sonraki dönemlerde eserin nüshaları çoğaltılmıştır.

Ali Ekber, Çin izlenimlerini anlattığı bu eserine “Hıtayname”(*) ismini vermişti. Mukaddimesinde Hıtayname’yi şöyle açıklamıştır: “Hıta ve Hota, Çin ve Maçin mülüklerinin kanunnamesi” . Yirmi bölümden oluşan Hıtayname’de,Çin’in sınırları, merkezi idaresi, saltanat sistemi, iklim ve coğrafyası, dinleri, gelenekleri, hapishaneleri, ilim ve sanat faaliyetleri, İslamiyet’in Çin’deki durumu, Çinlilerin diğer milletlerle münasebetleri, eğitim sistemleri,  ahlaki yapıları ve daha birçok konuya değinilmiştir.

İslamiyet’in Çin’deki Genel Durumu;

Ali Ekber’in Çin’e seyahat ettiği dönemde Ming sülalesi hanedanlığı mevcuttu ve ona göre Ming döneminde gerek saray içersinde gerekse normal hayatta Müslümanlara hürmet gösterilmekteydi. Sarayda Müslüman devlet adamları bulunmakla birlikte bazı padişahlar Müslümanlar için camiler yaptırmıştı. Ali Ekber, yabancı asker ve elçilerin Çin hakanı önündeki durumundan bahsederken; her grubun kendi derecesine göre yerlerinin muayyen olarak ayrıldığına, İslam ülkelerinden gelmiş olan insanların hepsinin en önde yer aldıklarına, Müslümanlara gösterilen hürmetin herkesten fazla olduğuna değinir. Padişahın taht-ı revanı arkasından giderken dahi sadece Müslümanların ata binerek takip etmelerine izin verildiğini, diğer elçilerin ise yürüyerek takip etmek zorunda kaldıklarını söyler. Hatta Müslümanların, padişahın yanında 5 vakit ezan okuduklarını ve cemaatle namaz kıldıklarını da belirtir. Bu bilgiler pek çok Avrupalı tarihçiyi yalanlamaktadır. Zira Çin hanedanlıklarının, Müslümanlarla olan ilişkilerine önyargılı bir şekilde yaklaşan Avrupalı tarihçilere göre; Müslümanlar ile Çin hanedanlıkları arasında ( özellikle de Yüan hanedanlığı döneminden itibaren )çok fazla yakınlık bulunmamaktaydı. Çin’de İslam’a olan yakınlık diğer dinlere olan yakınlıkla eşitti. Din konusunda herhangi bir zorlamanın bulunmadığı bilinmekle birlikte Ali Ekber’in de anlattıklarından yola çıkarak  Müslümanlara karşı farklı bir yakınlığın bulunduğunu anlıyoruz.

Çin’deki Adalet Davulları :

“Adalet Davulu” sistemi Eli Ekber’in dikkatini çekmiş olmalıdır ki bu sistemi uzun uzun anlatmıştır. Ming hanedanlığı, halkın büyük davalarını doğrudan imparatora iletebilmeleri için, sarayın önündeki her geçide bir “Adalet Davulu” yerleştirmişti. Adalet davulunun bulunduğu her geçitte bir hakim bulunmaktaydı. Eğer büyük bir şikayet veya mühim bir dava yoksa davula vurmak yasaktı. Her Davulun başında bir nöbetçi muhafız vardı. Sarayın 7 geçidinden her birinde ise bir adalet kösü bulunmaktaydı. Şikayeti olan kişi;  kösü alır ve ilk davula vurur, ikinci davulun başındaki muhafız bunu duyar duymaz ikinci davula, üçüncü davulun başındaki sesi duyar duymaz üçüncü davula vururdu ve yedinci davula kadar sistem böyle ilerlerdi. Yedinci davula gelindiğinde ise ses artık padişaha ulaştırılmış olur ve dava ile ilgilenilirdi.

Çinlilerin Diğer Milletlere Bakışı:

Ali Ekber’in bizlere ulaştırdığı bilgilere göre Çin Hakanının ve halkının inancında, bütün yeryüzü kendi imparatorlarının hakimiyeti altındaydı. Diğer devletler aslında birer şehirden ibaretti. Onlar diğer memleketleri tanımazlar ve bu sebeple Çin’den başka yerlere gitmeye gerek görmezlerdi. Ayrıca kendi devletleri dışındaki devletler sadece sahradan ibaretti. Onların üzerindeki emir yetkisi yine Çin hakanına aitti. Çin’e dışarıdan gelen herkes sahralıydı ve Çin haricindeki dünya ise bir sahradan ibaretti. Çin kaynaklarında da bunu doğrular nitelikte bilgiler vardır. Ming hanedanlığı döneminde halk Müslümanlara “Hu i man Jung” yani “medeniyet sahibi olmayan sahralı” ismini veriyordu. Tibetliler hakkında ise; Çin hakanının kızı ve köpeğe benzeyen bir canavardan dünyaya gelmiş millet olarak düşünülürdü..

İlginç Sanatlar :

Seyahatleri sırasında bir arkadaşının hastalandığını belirten Ali Ekber, bir doktorla karşılaştıklarını ve doktorun arkadaşının göğsünü yararak kalbini dışarı çıkardığını, onu dağlayıp tekrar yerine koyduğunu böylece arkadaşının tamamen iyileştiğini anlatır. Bu olay çok şaşırtıcı gibi görünse de Çin kaynakları incelendiğinde, Ming döneminde bu tür göğüs ameliyatlarının yapıldığına dair bilgiler mevcuttur.

Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren önemli bir yere sahip olan Ali Ekber’in Hıtaynamesi, sonraki dönemlerde hak ettiği ilgiyi görememiştir. Birçok Avrupalı seyahatname koleksiyoncuları, Ali Ekber’in Hıtayname’sinden hiç bahsetmemiştir. Muhtemenlen birçoğu bu eserin varlığından haberdar değildi.

Bazı araştırmacılar için ise Ali Ekber’in Çin’e gidip gitmediği tartışma konusu olmuştur. Verdiği bilgilerde yer yer abartıların bulunması, gidiş yollarını anlatmamış olması, şehirler için yanlış isimlendirmeler kullanması gibi sebeplerden dolayı bu kanaate kapılmışlardır ve Ali Ekber’in Çin’e gitmiş seyyahlardan yararlanarak bu eseri kaleme almış olabileceği düşüncesini öne sürmüşlerdir. Ancak birçok seyahatnamede abartılı bilgiler mevcut olabilmektedir. Hatta Marco Polo’nun Çin seyahati incelendiğinde, Japonya’yı hiç görmediği halde gitmiş gibi bilgiler verdiği, Hint okyanusundaki bazı  adalarda kuyruklu insanların yaşadığına dair söylemlerde bulunduğu bilinmektedir. Paul Kahle gibi birtakım araştırmacılara göre ise Ali Ekber’in Çin’e seyahat ettiği kesindir ancak verdiği bazı bilgilerde yanlışlıklar bulunabilmektedir.

(*) Hıta: Merkezi Pekin olan Sarı Nehir ve Çin Seddi arasındaki bölge

Hota: Türkistan ve Doğu Türkistan’ı içine alan bölgeye verilen genel isimlendirme

Çin ve Maçin : Büyük Çin

Lin Yih-Min (Ali Ekber’in Hıtaynamesi Adlı Eserin Çin kaynakları ile Mukayese ve Tenkidi,1967,Tai-pei )

Diyanet İslam Ansiklopedisi (17.cilt, Hıtayname maddesi, Ahmet Taşağıl,)

İslam Ansiklopedisi (1.cilt ,Ali Ekber maddesi,A.Zeki Velidi Togan, M.E.B.)

Minton Rugolf  ( çev. Hande Iddo, Marco Polo Doğu ve Batı Kaynaklarında Çin Seyahati, Kaknüs yay. 2003 )

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Doğu Türkistan’da oruç tutan tutuklanıyor

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er, yaşanan insanlık dramını gözler önüne ...

Uygurlar yeni baskılarla karşı karşıya

Doğu Türkistan’daki Uygurların yoğun olduğu Kuçar şehrine yeni atanan valinin bölge halkına yoğun baskı uyguladığı ...

“KALBİMİZİN DOĞUSU-DOĞU TÜRKİSTAN” PANELİ

Samsun İnsan Hakları ve İnsani Yardım Hareketi(İHH), Doğu Türkistan duyarlılığını artırmak iÇin Bafra ilçesinde “Kalbimizin ...

Türkiye’nin Doğu Türkistan Çıkmazı

Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti ilişkilerinin akıbeti ne olacak? Türkiye’nin Doğu Türkistan konusundaki tavrı Çin Halk Cumhuriyeti ...

ÖZGÜRLÜK İÇİN TÜRKİYE’YE GELDİLER

Özgürce yaşamak için uzun ve zor bir yolculuk sonrası Kayseri’ye ulaşan Uygur Türkleri Doğu Türkistan’daki ...

Doğu Türkistan’da yeni bir Boraltan faciası yaşanmasın

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM Kürsüsü’nden okuduğu Boraltan Köprüsü ağıtının şairi Murat Darga işte böyle bir ortamda ...

BBP ve Alperen Ocaklarının Doğu Türkistan Basın Açıklaması

Kahramanmaraş BBP ve Alperen Ocaklarının Doğu Türkistan’da  Çin  tarafından yapılan zulümle ilgili olarak bir basın açıklaması ...

‘Zulümden kaçış’ 13 ay sürdü

Etnik ve dini baskı nedeniyle Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nden kaçtılar. Geride anne-babalarını, çocuklarını bırakanlar oldu. ...

Uygur Türkleri İçin “Yardım Ve Koordinasyon Merkezi” Çalışacak

Kayseri, Çin zulmünden kaçarak gelen Uygur Türkleri için elinden geleni yapıyor. Valilik de bu konuda ...