Anasayfa » Makale ve Analizler » Doğu Türkistan hâlâ…

Doğu Türkistan hâlâ…

Çin deyince aklımıza genellikle Çin malı ucuz ve çok amaçlı ürünler gelir maalesef. Fakat aslında Çin deyince aklımıza daha önemli bir konu gelmelidir.

Çin deyince aklımıza genellikle Çin malı ucuz ve çok amaçlı ürünler gelir maalesef. Çünkü bu ürünler hayatımızı öyle bir kuşatmıştır ki artık, Hac hediyelerimiz bile nereden temin edilirse edilsin, Çin ürünüdür. Aslında Çin deyince aklımıza daha önemli bir konu gelmelidir. O da Çin’in yüzlerce yıla dayanan ve bitmek tükenmek bilmeyen Doğu Türkistan’daki Müslümanlara uyguladığı zulüm.

 Bugün Doğu Türkistan’da yaşayan Müslümanlar, “Mao’nun Kızıl Çini”nde yaşananların tekrarını yaşamaktadırlar. Gençler sebepsiz yere tutuklanmakta, rejime karşı oldukları iddiası ile idama mahkûm edilerek kurşuna dizilmekte, Müslümanların ibadetlerini topluca yapmaları engellenmekte, kazançları acımasız vergilerle ellerinden alınmakta, halk açlık tehlikesiyle ölümün eşiğinde yaşamakta, yanı başlarında yapılan nükleer denemelerle ölümcül hastalıklara yakalanmaktadır. Batılı ülkeler, Çin tarafından tüm dünya ile irtibatı özellikle kesilen bu topraklardaki insan hakları ihlallerini her zamanki gibi görmezlikten ve duymazlıktan gelmektedir.

 

Doğu Türkistanlı Müslümanlar, yaklaşık 250 yıldır Çin egemenliği altında yaşamaktalar. Çinliler, bir İslam toprağı olan Doğu Türkistan’a “kazanılmış topraklar” anlamına gelen “Sincang” adını koydular ve burayı kendi toprakları olarak tanımladılar. 1949 yılında Mao önderliğindeki komünistlerin Çin’in yönetimini ele geçirmelerinin ardından, Doğu Türkistan üzerindeki baskılar eskisine oranla daha da arttı. Komünist rejim politikası, asimize olmayı reddeden Müslümanların fiziksel olarak imha edilmesine yöneldi. Katledilen Müslüman sayısı korkunç boyutlara ulaştı. 1949-1952 yılları arasında 2 milyon 800 bin, 1952-1957 arasında 3 milyon 509 bin, 1958-1960 yılları arasında 6 milyon 700 bin, 1961-1965 yılları arasında 13 milyon 300 bin kişi ya Çin ordusu tarafından katledildiler ya da rejimin doğurduğu kıtlık sebebi ile ölüme terk edildiler. 1965’ten sonraki katliamlarla birlikte, öldürülen Doğu Türkistanlı sayısı 35 milyon gibi inanılmaz bir rakama ulaştı.

 Çin yönetimi, 1949 yılından itibaren Müslümanları imha ederken bir yandan da bölgeye sistemli bir biçimde Çinli göçmen yerleştirdi. Çin hükümetinin 1953 yılında başlattığı bu kampanyanın etkisi son derece düşündürücüdür. 1953 yılında bölgede % 75 Müslüman, % 6 Çinli yaşarken bu oran 1982 yılında %53 Müslüman, % 40 Çinli olarak değişti. 1990 yılında yapılan nüfus sayımında ortaya çıkan % 40 Müslüman, % 53 Çinli nüfus oranı bölgedeki etnik temizliğin boyutlarını göstermesi açısından son derece önemlidir.

 Günümüzde Uygurlar, köylerde oturmaya zorlanırken Çinliler şehirlere yerleştirilmektedir. Bu sebeple bazı şehirlerde Çinli nüfus yüzdesi %80’lere çıkmaktadır. Hedef, şehirlerde Çinlileri çoğunluk haline getirmektir. Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistanlıları Çinlilerle evlendirmek için uyguladığı yöntemler ise bu asimilasyon çalışmalarının bir parçasıdır.

 Bu arada Çin yönetimi, Doğu Türkistanlı Müslümanları nükleer denemelerinde kobay olarak kullanmıştır. Bölgede ilk olarak 16 Ekim 1964 tarihinde başlatılan nükleer denemelerin olumsuz etkileri yüzünden bölge insanları ölümcül hastalıklara yakalanmış, 20 bin özürlü çocuk dünyaya gelmiştir. Nükleer denemeler nedeniyle 210 bin civarında Müslüman ölmüş, binlercesi sakat kalmış, binlercesi de kansere yakalanmıştır.

 Çin 1964’den günümüze kadar Doğu Türkistan topraklarında 50’ye yakın atom ve hidrojen bombası patlatmıştır. İsveçli uzmanlar, 1984 yılında yapılan yeraltı nükleer denemesinde 150 ton gücündeki bombanın rihter ölçeğiyle 8.8 büyüklüğünde yer sarsıntısına sebebiyet verdiğini tespit etmişlerdir.

 

 Çin Hükümeti, Doğu Türkistan’da Müslüman Türk nüfusunun artmasına engel olmak için, “doğum kontrolü kanunu”nu acımasızca uygulamaktadır. Bu kanuna göre şehirlerde oturanların 2 köylerde oturanların 3 ten fazla çocuk sahibi olmaları yasaktır. Bu yasağa uymayanlar çok ağır cezalara çarptırılmaktadır. Geniş kırsal kesimlerde yasağa uymayan kadınlara; hiçbir tedbir alınmadan toplu kürtaj operasyonları yapılmaktadır. Hamile kadınların karınlarındaki çocukları zorla çıkarılarak öldürülmektedir. Kuraldışı doğan çocuklara isim verilmemekte, vatandaşlık hakkı tanınmamaktadır. Dini inançları gereği, yönetimin bu konudaki yasaklarına karşı gelenler ise hapsedilmektedir. 1991 yılına Hoten vilayetinin Karakaş ilçesinde zorunlu kürtaja tabi tutulan annelerin sayısı 18.765’tir. Bu rakam ilçede anne adaylarının %49’unu teşkil eder. Doğum yasağını tam kontrol edebilmek için 1992’de bu bölgeye 432 Çinli memur tayin edilmiştir.’(H.Yahya)

Zulmün bu boyutlarda olduğu bu topraklarda geçtiğimiz günlerde dört Müslüman kardeşimiz için de delilsiz ve işkence ile suç üstlendirilerek bir idam kararı onaylanmıştır. Bu zulme sessiz kalmayan Mazlum-Der İstanbul Şubesi de konuyla alakalı bir basın açıklaması yaparak tepkilerini dile getirmiştir. Açıklamayı aynen alıntılıyoruz:

 Çin, Doğu Türkistanlı 4 Uygur’u İdam Cezasına Çarptırdı!

 Basının ve Kamuoyunun dikkatine,

 Çin Halk Cumhuriyeti etnik ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine devam ediyor.

 Temmuz 2011’de meydana gelen Hotan ve Kaşgar’daki şiddet olaylarıyla bağlantılı oldukları iddia edilen dört Uygur geçtiğimiz hafta Çin hükümeti tarafından idama çarptırıldı. Abdugheni Yusup, Ablikim Hasan, Muhtar Hasan ve Memetniyaz Tursun isimli şahısların kendilerine isnat edilen suçlara karıştıklarına dair yeterli delil bulunmadığı, üstelik ifade verdikleri esnada ağır işkenceye maruz bırakılarak zorla itirafname imzalatıldıkları öğrenilmiştir. Uluslararası standartlarda, adil yargılanma hakkından mahrum bırakılan dört kişi, Çin’in keyfi uygulamasıyla hayata veda etmek üzereler.

 Öte yandan aynı olaylarla bağlantılı iki Uygur da şiddete karıştıkları gerekçesiyle 19 yıl hapis ve 5 yıl siyasi haklardan mahrumiyet cezasına çarptırıldı. Çin’in ya da dünyanın herhangi bir yerindeki basit bir hak arama eyleminin Doğu Türkistan’daki bedeli ölüm ya da yıllarca en ağır koşullarda mahkûmiyet oluyor. Terörist olmakla suçlanan masum ve haklı insanlar, Çin’in 11 Eylül’ü sayılan 5 Temmuz Urumçi olaylarından beri adeta sıkıyönetim altında yaşamaktalar.

 Çin’i insan haklarına olan saygısız tutumu, yaşam hakkını ihlal etmesi, belli bir etnik kimliği yok etmeğe yönelik nüfus politikaları, işkence ve çarpık hukuk düzeni nedeniyle kınıyoruz. Çin’in Xinjiang bölgesindeki zengin petrol ve doğalgaz yataklarının da Çin’in bu bölgeye olan iştahını kabarttığını biliyoruz. Güçlü olanın zayıf olanı ezdiği bu düzen içinde Çin ile çıkar ilişkilerini hak ihlallerini görmeyerek sürdüren devlet yöneticilerini de kınıyoruz.

 MAZLUMDER olarak Uluslararası adalet ve insan hakları kurumlarını ölüm cezasının infazının durdurulması konusunda harekete geçmeye, temel insan haklarının, en başta yaşam hakkının dokunulmazlığına inanan devletleri, Çin zulmüne karşı masum vatandaşları korumaya davet ediyoruz.

Ahmet Faruk ÜNSAL (MAZLUMDER Genel Başkanı)

kaynak: http://izdusunce.com/?route=newsDetail&news_id=188

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Doğu Türkistan’da oruç tutan tutuklanıyor

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er, yaşanan insanlık dramını gözler önüne ...

Uygurlar yeni baskılarla karşı karşıya

Doğu Türkistan’daki Uygurların yoğun olduğu Kuçar şehrine yeni atanan valinin bölge halkına yoğun baskı uyguladığı ...

“KALBİMİZİN DOĞUSU-DOĞU TÜRKİSTAN” PANELİ

Samsun İnsan Hakları ve İnsani Yardım Hareketi(İHH), Doğu Türkistan duyarlılığını artırmak iÇin Bafra ilçesinde “Kalbimizin ...

Türkiye’nin Doğu Türkistan Çıkmazı

Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti ilişkilerinin akıbeti ne olacak? Türkiye’nin Doğu Türkistan konusundaki tavrı Çin Halk Cumhuriyeti ...

ÖZGÜRLÜK İÇİN TÜRKİYE’YE GELDİLER

Özgürce yaşamak için uzun ve zor bir yolculuk sonrası Kayseri’ye ulaşan Uygur Türkleri Doğu Türkistan’daki ...

Doğu Türkistan’da yeni bir Boraltan faciası yaşanmasın

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM Kürsüsü’nden okuduğu Boraltan Köprüsü ağıtının şairi Murat Darga işte böyle bir ortamda ...

BBP ve Alperen Ocaklarının Doğu Türkistan Basın Açıklaması

Kahramanmaraş BBP ve Alperen Ocaklarının Doğu Türkistan’da  Çin  tarafından yapılan zulümle ilgili olarak bir basın açıklaması ...

‘Zulümden kaçış’ 13 ay sürdü

Etnik ve dini baskı nedeniyle Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nden kaçtılar. Geride anne-babalarını, çocuklarını bırakanlar oldu. ...

Uygur Türkleri İçin “Yardım Ve Koordinasyon Merkezi” Çalışacak

Kayseri, Çin zulmünden kaçarak gelen Uygur Türkleri için elinden geleni yapıyor. Valilik de bu konuda ...