Anasayfa » Tarih Bilgileri » DOĞU TÜRKİSTAN: TARİHÎ SÜREÇ

DOĞU TÜRKİSTAN: TARİHÎ SÜREÇ

Doğu Türkistan toprakları, tarih boyunca birçok Türk devletinin kuruluş ve yıkılışına tanıklık etmenin yanı sıra, Çin, Türk ve Rus devletlerinin de çıkar çatışmalarına sahne olmuştur.

TÜRK HÜKÜMDARLIKLAR DÖNEMİ

 Doğu Türkistan toprakları, tarih boyunca birçok Türk devletinin kuruluş ve yıkılışına tanıklık etmenin yanı sıra, Çin, Türk ve Rus devletlerinin de çıkar çatışmalarına sahne olmuştur. Bu nedenle bu topraklar üzerinde kurulan devletler parlak başarılar gösterse de, bu başarılar genellikle çok uzun ömürlü olmayıp yerini yeni oluşumlara bırakmak zorunda kalmıştır.

Doğu Türkistan toprakları, M.Ö. 300 ile M.S. 93 yılları arasında Büyük Hun İmparatorluğu’nun sınırları dahilindeyken, M.S. 430 yıllarında Göktürk Devleti’nin yönetimine geçmiştir. Daha sonra Göktürk Devleti’nin çeşitli çalkantılar geçirip zayıflamasıyla Uygurlar, Orhun kıyısındaki Ordubalık şehrinde Kutluk Kül Bilge Hakan öncülüğünde 744 yılında Uygur Devleti’ni kurmuşlardır. Kutluk Kül Bilge Hakan’ın oğlu Moyençor döneminde (747-759) Uygur Devleti en parlak dönemlerinden birini yaşamıştır. Moyençor, devletin sınırlarını Sir Derya Nehri’ne kadar genişletmiş; Kırgız, Oğuz ve Tatar boylarını kendine bağlamıştır. Ayrıca Çin’i yıllık vergi vermeye mecbur etmiştir.

Uygur Devleti’nin özelliği Çin İmparatorluğu ile kurduğu ilişkilerden gelmektedir. Moyençor’dan sonra gelen Böğü Kağan döneminde Türk boyları arasındaki pürüzler giderilerek dikkatler Çin üzerinde toplanmıştır. Bu dönemde Çin’in kuzey kısmı hakimiyet altına alınmış, ayrıca Çin’in, isyancılarını bastırmada aldığı yardımlardan dolayı Uygur Devleti’ne 2000 aileyi doyuracak kadar ayrı bir vergi vermesi de söz konusu olmuştur. Daha sonraki kağanların hükümdarlıkları sırasında Çin’e karşı zaman zaman denge politikası, zaman zaman da baskı politikası izlenmiş ve nihayetinde bu politikalar, yaklaşık 820 yılına kadar oldukça başarılı sonuçlar vermiştir. Uygur Devleti’nde 824’de Hazar Tegin’in başa geçmesiyle Çinliler, bu devlete yönelik entrikalarını son haddine vardırmıştır. Daha sonra bu entrikaların neticesinde ülkede çıkan iç çalkantılardan faydalanmak ve geçmişte boyunduruk altına alınmanın karşılığını almak isteyen Kırgızlar, Uygur başkenti Karabalsagun’u basarak hükümdarı öldürmüş ve çok sayıda Uygur’u katletmişlerdir.

Uygur Devleti’nin yerine bir Kırgız Hakanlığı kuran Kırgızların Uygur halkına yönelik aşırı sert tutumlarından ötürü bu dönemde büyük göçler meydana gelmiştir. Uygurların önemli bir kısmı güneye Kansu bölgesine, geri kalanları da İç Asya’da Kaşgar, Başbalık, Koço, Hoten ve Turfan bölgelerine göç etmişlerdir. Karahanlılar Devleti’nin sınırlarına dahil olana kadar Kansu ve Doğu Türkistan topraklarında kurulan devletler, daha ziyade yerel teşkilatlanmalar olarak kendilerini gösterebilmişlerdir.

Uygur Devleti döneminde Çin ile gelişen ekonomik ve ticari ilişkiler, Kansu Uygurları döneminde de Çin ile kurulan dostluğa dayanarak varlığını sürdürmüştür. Bunlar İç Asya’da büyük şehir devletleri kurarak ticaretin gelişimine katkıda bulunmuşlardır. Bunun neticesinde 9. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Uygurlar, ünlü Orta Asya İpek Yolu ticaretini ellerine geçirmeye başlamışlardır. Haklarında çok bilgi edinilemeyen Kansu Uygurlarının, ticaret, kültür ve sanat alanlarında çok başarılı oldukları bilinmektedir. Kansu Uygurları, bugün halen Batı Çin sahasında yaşamaktadırlar ve nüfuslarının 2 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Kansu Uygurlarının haricinde Kırgız baskısından kaçan diğer Uygur boyları, bugünkü Doğu Türkistan topraklarında, yani Turfan, Kaşgar, Beşbalık, Tanrı Dağları, Kuça, Kumul ve Hoten şehirlerine yerleşmişlerdir. Burada kurulan Turfan İdilkut Devleti, yayılmacı bir siyaset gütmediğinden komşularıyla iyi münasebetler geliştirmiş ve bunun yanı sıra Manihaizm dininin de etkisiyle askeri alanda kendilerini fazla gösterememişlerdir. Ancak, burada yaşayan Uygurlar, 1209 Moğol istilasına kadar ekonomik, kültürel ve sanatsal alanda oldukça ilerlemişlerdir. O kadar ki, ziraatçının, tüccarın, sanatkar ve sanayicinin haklarını koruyan yasalar düzenlemişler, yazı yazmak için kağıt üretip matbaa geliştirmişler ve Göktürklerden sonra kendi alfabelerini kullanan ikinci Türk topluluğu olmuşlardır.

840 yılında kurulan ve bilinen ilk hükümdarı Bilge Kül Kadir olan Karahanlılar Devleti hükümdarlarından Satuk Buğra Han’ın İslamiyet’i kabul etmesi, Müslümanlığın Türkler arasında yayılmasında oldukça etkili olmuştur. Askeri alanda olduğu kadar kültür alanında da ileri bir devlet olan Karahanlılar Devleti, Doğu Türkistan şehirlerini adeta birer medeniyet merkezi haline getirmiştir. İslamiyet’in kabulüyle Arap alfabesi kullanılmaya başlanmış ve hem din ilimlerinin hem diğer ilimlerin okutulduğu mektep ve medrese sistemine geçilmiştir. Bugün bile isimleri anılan ve bizim de daha önce adlarını zikrettiğimiz büyük Türk alimlerini yetiştiren Karahanlılar Devleti, Türk mimarisinin ilk kervansaraylarını inşa etmiştir. Ne var ki, devlet daha sonra iki kardeş hakan tarafından Doğu Karahanlılar ve Batı Karahanlılar olmak üzere ikiye bölünmüş ve 1205’te Doğu Karahanlılar, 1212’de de Batı Karahanlılar yıkılmıştır.

Karahanlılar Devleti’nden sonra Orta Asya’da ve Doğu Türkistan topraklarında ortaya çıkan boşluğu Cengiz Han liderliğinde toplanan Moğollar doldurmuşsa da, birbirinin ardı sıra yönetime gelecek olan hanedanlar sürekli bir liderlik kavgası içinde olmuşlardır. En sonunda hükümdarların, Kalmukların sürekli saldırıları karşısında Çinlilerden yardım istemeleri, Çin’in Doğu Türkistan toprakları üzerinde hak iddia edişinin ilk nüvelerini oluşturmuştur.

 

 

 

Hakkında admin

Cevapla