Anasayfa » Haberler » Cumhurbaşkanı Karzai’nin Pekin Ziyareti ve Çin’in Afganistan Stratejisi

Cumhurbaşkanı Karzai’nin Pekin Ziyareti ve Çin’in Afganistan Stratejisi

ülkenin Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele eden silahlı Uygur grupları için güvenli bir liman haline gelmesidir. 

Doç. Dr. Selçuk Çolakoğlu

 Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai 24-25 Mart 2010 tarihleri arasında Çin’e dördüncü resmi ziyaretini gerçekleştirmiştir. Karzai bu ziyareti sırasında Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao ve Başbakan Wen Jiabao ile siyasetten ekonomiye, güvenlikten dış yardımlara kadar pek çok konuda işbirliği için görüşmeler yapmıştır. Bu ziyarette asıl dikkat çeken konu ise, Çin gibi dünyanın neredeyse ikinci büyük gücü ile merkezi yönetimi oldukça zayıf ve çökmüş bir ekonomiye sahip bir ülke arasında nasıl bir ilişki modeli kurulabileceği konusuydu. Bu çerçevede ikili ilişkilerde ezici bir ağırlığa sahip Çin’in Afganistan’dan beklentilerinin tespit edilmesi, ikili ilişkilerin niteliğini anlamayı kolaylaştıracaktır.

Doğu Türkistanlı Ayrılıkçılar İçin Güvenli Bölge Olarak Afganistan

Pekin’in 1990’lı yılların başından beri iç savaşın pençesindeki Afganistan’dan en çok çekindiği konu, bu ülkenin Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele eden silahlı Uygur grupları için güvenli bir liman haline gelmesidir. Sovyetler Birliği’nin 1989’da Afganistan’dan çekilmesinden kısa bir süre sonra Sovyetlerin dağılması ile birlikte bağımsızlığını ilan eden Orta Asya devletlerinden cesaret alan Doğu Türkistanlı ayrılıkçı grupların faaliyetleri artmaya başlamıştır. Bunlardan Doğu Türkistan İslami Hareketi (DTİH) Afganistan’daki kamplarda eğitim almaktaydı. Pekin’e göre Şincan Uygur Özerk Bölgesi’nden Afganistan’a kaçarak gelen yüzlerce Uygur sayesinde DTİH giderek güçlenmekteydi. Afganistan’daki Taliban yönetimi de ayrılıkçı Uygurlara açık destek vermekteydi.

Dolayısıyla 11 Eylül 2001 sonrasında ABD öncülüğündeki NATO kuvvetlerinin Taliban rejimine karşı başlattığı harekâta Pekin de diplomatik olarak destek vermiştir. Çin açısından 11 Eylül sonrasında başlayan uluslararası terörizmle mücadele süreci, Doğu Türkistanlı ayrılıkçı grupları terörist örgütler olarak damgalatmak için uygun bir fırsat sunmaktaydı. Nitekim Çin, ABD yönetimine DTİH’yi terörist bir örgüt olarak ilan ettirmeyi başarmıştır. Ayrıca 2001 yılına kadar Doğu Türkistan terimini hiçbir surette kullanmayan Pekin, bu kavramını terörizmle eşanlamlı kılabilmek için ayrılıkçı Uygur grupları “Doğu Türkistan terör örgütleri” olarak tanımlamaya başlamıştır.

Çin, Taliban rejimi yıkıldıktan sonra ABD’den bağımsız bir Afganistan politikası geliştirmeye başlamıştır. Son yıllarda Taliban ülkede yeniden güçlenmeye başlasa da Çin, Afganistan’a yaptığı yardım ve yatırımları artırmaya devam etmiştir. Bu durum Çin’in ABD ile aynı safta olmama tercihi olarak değerlendirilse de, asıl sebep Taliban’ın Çin’in güvenliği için öncelikli tehdit olmaktan çıkmasında yatmaktadır. Pekin bu açıdan Pakistan’daki Cemaat-i İslami gibi oluşumların Afgan Talibanı’na göre ayrılıkçı Uygurlar üzerinde daha fazla etkisi olduğunu düşünmektedir.

Bununla birlikte Afganistan’daki Taliban grupları Uygurlara destek vermeye ve Afganistan’da faaliyet gösteren Çinlilere saldırılar düzenlemeye devam etmektedirler. Taliban, Çin hedeflerine karşı en kanlı saldırısını Haziran 2004’de gerçekleştirmiş ve tesiste çalışan 11 Çinli işçi hayatını kaybetmiştir. Dolayısıyla Çin’in güvenlik politikaları çerçevesinde Afganistan halen büyük bir risk oluşturmaya devam etmektedir.

Pekin ayrıca kendi tabiriyle “Doğu Türkistanlı teröristlerle mücadele” politikasına Batılı ülkelerden umduğu desteği sağlayamamıştır. 11 Eylül sonrasında ABD’nin Afganistan’daki Taliban militanlarıyla birlikte gözaltına alıp Guantanamo’daki askeri cezaevine götürdüğü onlarca Uygur’un hiçbirisi Pekin’in ısrarcı taleplerine rağmen Çin’e iade edilmemiştir. Son olarak Guantanomo’dan tahliye edilen iki Uygur’un Mart 2010’da sığınma hakkı tanıyan İsviçre’ye gönderilmesi, Çin-ABD-İsviçre üçgeninde siyasi krize sebep olmuştur. Artık Doğu Türkistan sorunu, Çin’in tüm çabalarına rağmen bir terör sorunu olmaktan çıkıp uluslararası düzeyde ilgi çeken bir bağımsızlık hareketine dönüşmeye başlamıştır.

Büyük Güçlerin Rekabet Alanı Olarak Afganistan

Asya’nın tam kalbinde yer alan ve çok stratejik bir konuma sahip bir ülke olduğu için Çin’in Afganistan’ı hesaba katmayan bir siyaset izlemesi mümkün değildir. Üstelik ABD, Rusya ve Hindistan gibi büyük güçler de Afganistan’la yakından ilgilenmektedirler. Afganistan’ın istikrarsız ve dış etkilere açık bir komşu ülke olarak pek çok açıdan Çin için uzun vadede tehdit oluşturacaktır. Bu yüzden Çin, Afganistan’ın yeniden yapılanmasına destek vererek ülke üzerinde söz sahibi olmaya çalışmaktadır.

Şanghay İşbirliği Örgütü’nde (ŞİÖ) söz sahibi olan Çin ve Rusya’nın hem bu örgüt üzerinden hem de bağımsız olarak yürüttükleri politikalarla Afganistan’ı bağımsız bir devlet olmaktan çok bir sorun merkezi olarak değerlendirdikleri anlaşılmaktadır. ABD yönetimi ise kalıcı çözümlerden çok Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’nün (ISAF) ülkedeki varlığını devam ettirmeye ve NATO’nun Afganistan’daki varlığını bölgede bir kontrol unsuru olarak korumaya çalışmaktadır. Ardı ardına yaşanan işgaller ve ülkede düzenin bir türlü sağlanamaması yüzünden Afganistan her zaman büyük güçlerin mücadele alanı olmuştur. Bu yüzden kendi adına hareket edemeyen Afganistan, sürekli olarak dışarıdan dayatılan projelere teslim olmaktadır.

Çin’in Afganistan’daki Yatırımları

Afganistan’da Hamid Karzai’nin devlet başkanı olmasından sonra Çin’in görüşebileceği ve diplomatik ilişkiler tesis edebileceği bir muhatabı olmuştu. Karzai’nin Kasım 2007’de dönemin Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Yang Jiechi ile Kabil’de yaptığı görüşmesinde iki ülke arasındaki ilişkilerin istenilen düzeyde gerçekleşmesi gerektiğine vurgu yapılmıştı. Çin yatırımlarının ülkesinin yeniden inşası için büyük öneme sahip olduğunu belirten Karzai’ye destek olarak diyalogun gelişmesinin önemine vurgu yapan Yang da ülkesinin desteğinin terörizme karşı ittifak yapıldığı sürece devam edeceğini ifade etmiştir. Bu ziyaret, iki ülke ilişkilerinin temel prensiplerini açık bir biçimde ortaya koyması açısından önemliydi.

Çin’in Afganistan’daki ekonomik kazanımlarından en önemlisi 2007 yılında dünyanın en büyük ikinci bakır madeni olan Aynak sahasını işletme hakkını alması olmuştur. Kabil’in güneyinde bulunan bu maden, hem Afganistan için hem de Çin için çok büyük bir kazanç anlamına geliyordu. Bu sayede Afganistan dünyanın sayılı bakır üreticilerinden birisi olurken, Çin de büyük bir stratejik kazanım elde ediyordu. Afgan Madencilik Bakanı Muhammed İbrahim Adil’in tespitine göre 5 yıl içerisinde bu projeden sadece vergi geliri olarak 2 milyar dolar elde edilecekti.

Çin, bu maden projesine şimdiye kadar 4 milyar dolarlık yatırım yapmıştır. Hâlihazırda madenin elektrik ihtiyacını karşılamak için 400 megavatlık enerji santrali kurulmuş olup bu santral Kabil’in enerji ihtiyacının çoğunu karşılamaktadır. Ayrıca Çin, Hindikuş dağlarından geçen büyük bir demiryolu projesini de sırf bu maden yüzünden üstlenmiştir. Cumhurbaşkanı Karzai’nin Mart 2010’daki Pekin ziyareti sırasında, bakır madenini işletmekte olan Çin Metalürji Şirketi 3 milyar dolarlık ek yatırım yapma taahhüdünde bulunmuştur.

Afganistan’ın toplam gayri safi milli hâsılasının 7,5 milyar dolar civarında olduğu düşünüldüğünde bu projenin büyüklüğü ve Çin için önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Daha da önemlisi, bu projenin başarıya ulaşması, madenin işletilmeye başlaması ve 30 yıllık süre içerisinde beklenen kârın elde edilmesiyle, Çin’in Afganistan’da yeni yer altı zenginliklerinde, petrol ve doğalgaz tetkiklerinde de gözetilen ülke olması kaçınılmaz görünmektedir.

Çin’in Afganistan’ın yeniden yapılanması aşamasında bir diğer önemli katkısı da dijital telefon hatları projesi olmuştur. Afgan Ulaştırma Bakanlığı’nın desteğiyle ZTE ve Huawei gibi telekomünikasyon şirketleri Afganistan iletişim ağlarının inşasını gerçekleştirme hakkını kazanmışlardır. Proje kapsamında 200.000 aboneye kadar destekleyebilen santraller kurulmuştur. Aynı zamanda santrallerin kontrolü ve işletmesi de Çinli mühendisler tarafından yapıldığı için Afganistan’ın telekomünikasyon güvenliğinin de Çin’in kontrolünde olduğu anlaşılmaktadır.

İki ülkenin ekonomik ilişkileri genellikle büyük Çin yatırımları şeklinde gerçekleşmektedir. Sınır ticareti, kapsamı ve boyutları hiçbir zaman tam olarak tespit edilemeyen uyuşturucu ticareti, bazı tarım ürünlerinin satışı hariç iki ülkenin ciddi bir ticaret hacmi yoktur.

Çin Açısından Afganistan’ın Önemi

Genel olarak değerlendirildiğinde Çin açısından Afganistan’ın daha çok stratejik konumu itibariyle önem taşıdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar Afganistan’da dünyanın en zengin bakır yatakları olsa da ve ülke olarak bazı ekonomik fırsatlar sunsa da, 2010 yılında Japonya’yı da geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelmeye hazırlanan Çin için Afganistan’ın sunduğu ekonomik fırsatlar göz ardı edilebilir bir durumdadır. Pekin açısından Afganistan’ın Doğu Türkistanlı ve Tibetli ayrılıkçılar için bir üs haline gelmemesi ve Afganistan’a yerleşebilecek ABD, Hindistan veya Rusya gibi büyük bir gücün Çin’i batıdan kuşatmasının önlenmesi büyük bir stratejik önceliğe sahiptir.kaynak: http://www.usak.org.tr/myazdir.asp?id=1417

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Türkiye’nin Uygur Türkleriyle ilgili endişeleri BM’de dile getirildi

Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarındaki ulusal beyanında, Uygur Türklerinin kültürel ve dini kimliklerine saygı ...

Türkiye’den Birleşmiş Milletler’de Uygur Türkleri tepkisi

Türkiye, Birleşmiş Milletler 75. Genel Kurulu kapsamında gerçekleştirilen Sosyal, Kültürel ve İnsani İşler’den sorumlu III. ...

39 ülke Uygur Türkleri için çağrı yaptı. Listede Türkiye yok

Çin hükümetine toplama kamplarında zorla tutulan Uygur Türklerinin serbest bırakılması çağrısı yapılan ve 39 ülkenin ...

CHP’den iktidara Uygur Türkleri tepkisi

39 ülkenin imzaladığı ‘Uygur Türkleri’ mektubunda Türkiye’nin imzasının yer almamasını eleştiren CHP Eskişehir Milletvekili Utku ...

İçişleri Bakanlığı’ndan Davutoğlu’nun “50 bin Uygur Türkünün Çin’e gönderilecek” iddialarına yanıt

İçişleri Bakanlığı’ndan Davutoğlu’nun “50 bin Uygur Türkünün Çin’e gönderilecek” iddialarına yanıt İçişleri Bakanlık Sözcüsü İsmail ...

Sessizliğe gömülen dünya karşısında Çin’in Doğu Türkistan’a zulmü

Erdoğan’ın Doğu Türkistan’a yapılan zulmü ‘soykırım’ olarak nitelendirmesine rağmen Çin ile stratejik ilişkiler nedeniyle sessiz ...

Çinperver Vatan Partisi’nden Doğu Türkistan Karşıtı Açıklama

Cumhur İttifakı’nın gayrı resmi ortağı olarak adlandırılan Vatan Partisi, Doğu Türkistan’daki sistematik soykırımı duyuran ve ...

Skandal! Çin, Türkiye’deki Doğu Türkistan haberlerine erişim yasağı koydurmaya başladı

Doğu Türkistan’daki insanlık dramı katlanarak devam ederken, skandal bir gelişme yaşandı. Türkiye’de Doğu Türkistan ile ...

ABD : ÇİN’İN UYGURLARA KARŞI İNSAN HAKLARI İHLALLERİ İÇİN YAPTIRIMLAR ARTACAK

ABD,Dışişleri Bakanı Pompeo Çin’in Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar.Kazaklar ve diğer Çinli olmayan Müslüman halklara karşı ...