Anasayfa » Makale ve Analizler » Rusya-Çin çekişmesi ışığında Avrasya Birliği

Rusya-Çin çekişmesi ışığında Avrasya Birliği

Çok önemli birliklerin içinde yer alan Rusya’nın Ortak Güvenlik Antlaşması Örgütü’nü kenarda tutarsak önemli ekonomik işbirliklerinin dışında Avrasya Birliği Projesi’yle neyi amaçlamış olabileceği sorusu büyük önem taşıyor.

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Rusya,  Kazakistan ve Belarus arasında 19 Aralık’ta Kremlin Sarayı’nda imzalanan ve para, mal ve işgücü serbest dolaşımını öngören Gümrük Birliği Antlaşması 1 Ocak 2012’de yürürlüğe girdi. Böylece üç ülke arasında tek ekonomik bölge oluşturulması hedefinde önemli bir eşik aşılmış oldu.  İlk bakışta kulağa hoş gelen bu antlaşma Amerikan hegemonyasından veya Avrupa Birliği’nden rahatsızlık duyanlar için örnek gösterilecek veya alternatif  görülebilecek bir oluşum olarak taraftar toplaycağından şüphe duymuyoruz.

Üç devlet içinde Kazakistan’nın hususi konumu sebebiyle  Batı ve Çin’le olan ilişkilerinin –diğer iki ülkeye nazaran- çok daha iyi bir seyir izlediğini söyleyebiliriz. Belarus’ta Aleksandr Lukaçenko’nun yeniden seçilmesiyle (seçimlerin antidemokratik olduğu söyleniyor) Batı’da beliren rahatsızlık yaptırım kararlarıyla destekleniyor. Başkanı istenmeyen liderler listesinde yer alıyor. Komşularıyla olan ilişkilerinde Rusya’nın dışında –en önemli partneri- bir iyileşmeden söz etmek mümkün değil. Ekonomi ve enerji noktasında  Rusya’ya bağımlı bir ülke olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Belarus’un 1997’de kurulan Rusya-Belarus Birliği’yle de hükümetler arası çalışmalar desteklenmiş ancak Belarus’un genel ekonomik tablosuna bakıldığında , on beş yıl sonra, durumunda bir iyileşmeden söz etmek mümkün değil.

Rusya  doğudan batıya uzanan geniş  coğrafyasıyla Avrasya’nın merkezi ülkesi konumunda. On altı ülkeyle sınrıları olan Rusya’nın bazı komşularıyla önemli sınır problemleri yaşıyor. Son olarak Norveç’le 2011’de imzalanan antaşmayla Barents denizinde ki uzun zamandır süren sınır problemini çözdü.   Çok önemli organizasyonların kurucu ülkesi son on yılda çeşitli ekonomik işbirliklerinin de başını çekerek yeni dengeler oluşturmaya veya oluşanların arasında yer alarak varlık göstermeye çalışıyor. Rusya’nın üyesi olduğu en önemli dört birlik : Bağımsız Devletler Topluluğu (1991), Rusya-Belarus Birliği (1997), Şanghay İşbirliği Örgütü (2001) ve Ortak Güvenlik Antlaşması Örgütü (2002).  Bölgesinde en ömeli iki rakibi : Çin ve Amerika. Her iki ülkeyle  iyi geçinmeye çalışan Rusya’nın ticari olarak en önemli partneri Avrupa Birliği. Ticaretinin yüzde ellisini  Avrupa’yla gerçekleştiriyor. Ancak ekonomide ki başarısını güvenlik konularına yansıtamadığı da bir gerçek.

Şimdi çok önemli birliklerin içinde yer alan Rusya’nın Ortak Güvenlik Antlaşması Örgütü’nü kenarda tutarsak  önemli ekonomik işbirliklerinin dışında Avrasya Birliği Projesi’yle –Asya ve Avrupa’yı güçlü bağlarla birbirine bağlama hedefinin ötesinde- neyi amaçlamış olabileceği sorusu büyük önem taşıyor.

Bu sorunun yanıtını Çin-Rusya ilişkilerinde aramamızın daha doğru olacağını düşünüyoruz. Şanghay İşbirliği Örgütü kurulduğunda , bu gün Avrasya Birliği için yazıldığı gibi, o günlerde de yazılanlara bakıldığında  Şanghay İşbirliği Örgütü için büyük umutlar besleniyordu. Örgütün genel tablosuna bakıldığında  kıskanmamak elde değildi (2,755 milyarlık bir nufus, 32,3 milyon metre karelik bir alan , dünya petrol rezervlerinin yüzde 20’si, gazın yüzde 38’i, kömürün yüzde 40’ı ve uranyumun yüzde 50’sine sahip).  Ne var ki sonuç itibariyle Şanghay İşbirliği Örgütü’nün beklentileri boşa çıkardığını söylemek gerekiyor. Birlik içinde Çin ve Rusya çekişmesi göz ardı edilemez. Her iki ülkenin karşılıklı  ticari ilişkilerinde gözlemlenen baharın güvenlik konularına yansımadığını ifade etmek gerekiyor.

Rusya-Çin ilişkileri tarihine bakıldığında taraflar arasında rekabetin her zaman öncelendiği, özellike bölgesel meselelerde tarfların Soğuk Savaş döneminde hep şüpheyle yaklaştığı görülecektir. Soğuk Savaş sonrasında artan Amerikan hegemonyası ve NATO’nun Doğu Avrupa’ya açılması Çin ve Rusya’yı yakınlaştırdı. Ne var ki bu yakınlaşmanın sınırsız olduğunu söylemek zor. İki ülke ilişkilerinde Sibirya (düne kadar demografik sorunlardan dolayı Çinliler bölgede istenmiyordu, dışlanıyordu. Ancak çeşitli programlar çerçevesinde Çin’in Sibirya’ya girişine izin veriliyor olsa da bölgede yaşayanlar aynı sempatiyle karşılamıyorlar),  Moğolistan ( yer altı zenginlikleri sebebiyle iki ülkenin ilgisini çekiyor. Moğolistan iki asırdır Çin ve Rusya’nın çekişmesine sahne olmakta. Son olarak Mayıs 2011’de Rusya’nın Moğolistan’la güçlendirilmiş işbirliği noktasında karşılıklı adımların atılacağını duyurması Çin’i harekete geçirdi. Çin’de Eylül ayında aynı yönde önemli mesajlar göndererek Moskova’ya geri kalmayacağını hatırlattı. Moğolistan’da  tarihi Çin-Rusya rekabetinin dönüşüne tanık olmaktayız)  ama özellikle  Orta Asya’dan güneye iniş koridoru olarak görülen Kazakistan’ın Orta Asya’da  önemli  bir yer tuttuğunu ifade etmek gerekiyor.

Koridorun güvenliğinin tehdit edebilecek ve  kargaşaya sebep olabilecek illegal oluşumlara karşı mücadele tarafların uzlaştıkları en önemli konu. Rusya her ne kadar Çin’e askeri teknoloji satıyor görünse de asıl askeri alanda ki  partneri Hindistan. Rusya Hindistan’a son askeri teknolojilerini transfer ediyor. Böylece Çin’in bölgede artmakta olan gücünü bir şekilde Hindistan’la dengelemiş oluyor.

Görüldüğü gibi çok farklı alanlarda bölgede Çin ve Rusya arasında bir rekabet yaşanıyor. Küreselleşen dünyada Şanghay İşbirliği Örgütü ekonomik olarak önemli bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz. Bölgede yaşanan rekabet  Şanghay İşbirliği Örgütü’ne yönelik beklentileri boşa çıkarsa da (jeopolitik rekabet gücün paylaşılmasını önlüyor) tarafları dengelemesi  sebebiyle önemli bir rol oynadığını da inkar edilemez.

Bu bilgiler çerçevesinde Rusya’nın Avrasya Birliği projesiyle  Rusya-Çin ilişkilerinde  önemli bri yer tutan Kazakistan’ı bir şekilde kendine bağlamaya çalıştığını düşünüyoruz (aynı zamanda Kazakistan Avrasya Birliği’nin de zayıf halkası). Burada Batı’nın Kazakistan ilişkilerini de göz ardı etmemek gerekiyor (Batı’nın Kazakistan’a yaklaşımı bir dönem sürdürdüğü olumlu Libya yaklaşımına çok benziyor). Avrasya Birliği kulağa hoş gelsede aslında –bölgede varlığını artırma çabasında olan diğer büyük devletlere karşı- Rusya’nın bölgesel jepolitik gücünü artırma yönelik attığı önemli bir adım olarak görülmelidir. Bu çerçevede Avrasya Birliği’nin başka birliklere karşıt olacak veya çekim merkezi olacağını düşünmüyoruz.

Hakkında admin

Cevapla