Anasayfa » Yazarlar » Dr. Erkin Ekrem » Çin’in Savunma Bütçesi ve Asya’da Silahlanma Yarışı

Çin’in Savunma Bütçesi ve Asya’da Silahlanma Yarışı

Çin Savunma Bütçesinin Artışı
 
Çin Halk Kongresi’nin 11. Dönemin 5. Toplantısı’nda (3 Mart-13 2012, Pekin), Çin’in 2012 yılı savunma bütçesinin yaklaşık 107 milyar dolar (2011 yılı 91,7 milyar dolar) olduğu ve bu rakamın bir önceki yıla göre yüzde 11,2 oranında artış olduğu açıklanmıştır. 1990’lı yıllardan 2012 yılına dek Çin savunma harcamalarının artış oranı yalnızca iki defa tek haneli rakam olmuştu. Başkan Hu Jintao’nun iktidarda olduğu 10 yılda Çin’in savunma bütçesi 4 kat artış gerçekleşmiştir. 4 Mart’ta açıklanan bu rakam, Çin’in gayri safi yurtiçi hâsılasının (GSYH) yalnızca %1,28’ini oluşturmaktadır. Çin’in askerî bütçesi ABD’nin 524,5 milyar dolara kıyasla ancak 1/5’ini (2011 yılı 1/7’i) teşkil etmesine rağmen, askerî harcamaları dünyanın ikinci sırasındadır. Toplantı sözcüsü ve eski Dışişleri Bakanı Li Zhaoxing düzenlenen basın toplantısında, Çin’in askerî harcamaları, devletin egemenliği ve güvenlik çıkarlarını korumak için gerekli askerî reform talebinin karşılanmasını hedeflediğini belirtmiştir. Li Zhaoxing, Çin’in askerî bütçesinin artışının diğer bir nedenini Çin’in 1,3 milyardan fazla kalabalık nüfusa sahip olması ve yüzölçümünün büyüklüğünden dolayı kıyı şeridinin uzun olmasına bağlamaktadır. Bu bağlamda, Çin’in diğer büyük ülkelerle karşılaştırıldığında ulusal savunmaya yönelik yaptığı yatırımın nispeten düşük olduğunu ifade etmiştir. Li Zhaoxing’ın açıklamasına göre, Çin’in savunma bütçesinin hızlı artan toplumsal ve ekonomik gelişme ve gelirlerin istikrarlı bir şekilde artmasına bağlı olarak makul ölçüde yükseltilmiştir. Çin askerî kuvvetlerinin savunma politikası müdafaa nitelikte olup, devletin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumayı hedeflediğini ve diğer ülkelere tehdit oluşturmayacağınıvurgulamıştır.
1,3 milyardan fazla nüfusu ile Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisine ve dünyanın en büyük ordusuna (2,3 milyon) sahiptir. Yeterli askerî teknolojiden yüksek teknolojiye geçiş yapan Çin’in son yıllarda başarılı uzay çalışmaları ile birlikte ilk hayalet uçağı ve ilk uçak gemisinin denemeleri de yapılmıştır. Hâlihazırda Çin ordusunun eskisine göre savunma ve vurucu güçleri artmıştır. Batılı araştırmacılar, Çin’in askerî bütçesini yükseltmekle savunma gücünü arttırmanın peşinde olduğukanaatindedir. Tayvan Ulusal Chengchi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Prof. Arthur S. Ding’in Çin savunma bütçesinin artış sebebini şu şekilde açıklamaktadır: Çin, son yıllarda mecburi askerlikten gönüllü askerliğe geçiş politikasını sürdürmektedir, bu çerçevede büyük bütçeye ihtiyaç duyulmaktadır. En önemli ileri teknoloji silahların geliştirilmesi için yatırımlar günden güne artmaktadır. Çin’in askerî uydular, yeni tip savaş uçakları, anti-erişim silahlar (anti-access weapons) ve hayalet savaş uçağı gibi sofistike silahları ve uçak gemisinin geliştirilmesi alanlarında önemli adımlar atılmıştır. IHS Jane’s kuruluşunun uzmanı Sarah McDowall’e göre savunma harcamalarındaki artış, Çin’in uzun vadeli askerî modernizasyon sürecinin bir parçasıdır, ancak diğer bir sebep ise, Obama yönetiminin Asya-Pasifik bölgesine önem vermesi ve bunun üzerine gitmesidir.
Defense spending sees lower growth, chinanews.com, March 5, 2012
Ancak, Çin Ulusal İstişare Komitesi üyesi ve Çin Askerî Bilimler Kurumu (China Association for Military Science) Genel Sekreter Yardımcısı Tümgeneral Luo Yuan, Çin savunma harcamalarının uygun ve rasyonel artış olduğunu ve hiçbir ülke ile silahlanma yarışına girmediğini belirterek, söz konusu harcamaların herhangi bir ülkeyi tehdit etmeyecek ve diğer ülkelerin de Çin’i tehdit etmesine asla izin verilmeyeceğini ifade etmiştir. GSYİH oranı açısından Çin’in ABD, İngiltere ve Fransa’nın gerisinde kaldığını ifade eden General Luo Tuan, askerî bütçesinin artışını hem gerçek çıkarların ihtiyaçları hem de tarihî ve kültürel misyonu; hem milli politikanın oryantasyonu hem de Çin halkının arzularına bağlamaktadır. Bu tespitlerini şu şekilde izah etmektedir: 1842 yılından (Afyon Savaşı) bu yana 100 küsur yıl içinde Çin halkının devlet olduğu halde savunmasız kalmış ve savaşı unuttuğu için tehlike ile beraber yaşamış (Çince deyim) gibisine bütün acıları çekmişlerdi. Çin halkı güçlü ve müstahkem ulusal savunma kurmak için daha da isteklidir. Ulusal canlanma ve yükseliş için daha fazla umut beklemektedir. Zorlukla kazanan barış ve kalkınma ortamı için daha da değer vermektedir. Tarihsel koşullar, Çin’in her zaman kalıcı barış ve ortak refahı koruyan kararlı bir güç olmasını belirlemektedir. Çin, başkalarının bir karış toprağını işgal etmeyecektir, ancak diğerlerinin Çin toprağına el atmasına da kesinlikle izin vermeyecektir. Bununla birlikte Çin uzmanları Çin’in askerî gücünün hiçbir ülke için güvenlik sorununu oluşturmadığını iler sürmektedir. Çin Ulusal Siyasî İstişare Komitesi üyesi ve Çin’in silah uzmanı Xu Zhongxin’e göre, Çin’in ulusal savunma gücünü arttırmasının diğer ülkelere tehdit yaratacağı anlamında değildir.
Stratejik güvenlik açısından Çin dünyanın en tehlikeli bölgesinin ortasındadır. Çin’in dört tarafı (Rusya, Kuzey Kore, ABD, Hindistan, Pakistan) nükleer silahlar ve orta ile kıtalararası füzeler tarafından kuşatılmış durumdadır. Bunun yanında Çin’in çevresinde, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Tayland ve Kazakistan gibi potansiyel nükleer güce sahip olan ülkeler de söz konusudur. Asya Pasifik’te savaşa neden olabilecek Kuzey Kore sorunu, Tayvan sorunu ve Spratli ile Paracel adaları sorunu Çin’i direkt ilgilendirmektedir. Ayrıca, sınır bölgesi ihtilafları da söz konusudur. Yükselen Çin’in kendi egemenliği ve toprak bütünlüğünü korumakla birlikte dünyaya yayılmış ekonomik güvenliğini sağlaması ve bundan dolayı küresel ve bölgesel güçlerle mücadele etmesi gerekmektedir. Bütün bu çıkarları koruyabilmek için güçlü bir orduya ihtiyaç duymaktadır.
Çin’in iç güvenlik sorunları (toplumsal ve ayrılıkçı sorunlar) için ayrıca 114 milyar dolarlık bütçe (geçen yıla göre %11.5 artış olmuş) ayrılmıştır. Çin’in iç ve dış güvenliği için toplam 217 milyar dolar bütçe sağlanmıştır.
Büyük Güçlerin Tepkileri
Bazı analizler, Çin Hükümeti’nin verdiği askerî harcamalar rakamlarının gerçeği yansıtmadığını öne sürmektedirler. Örneğin, Çin’in nükleer araştırmalar gibi bazı kalemleri savunma bütçesinden ayrı tuttuğu belirtilmektedir. Araştırmalara göre, Çin’in siber savaşı, uzay kapasitesinin geliştirmesi ve dışa yönelik silah alım-satım alanındaki önemli askerî harcamaları söz konusu bütçeye dâhil değildir. Yani, Çin’in savunma bütçesinin artışından şüphe duyanlar daha çok Çin’in askerî harcamalarında şeffaflık olmayışı ve eksik bildirilmesinden ötürü suçlamaktadırlar. Japonya Dışişleri Bakanı Koichiro Gemba, Çin’in askerî harcamalarında şeffaflık olmadığı için endişe verici olduğunu dile getirmektedir. Japonya, Çin’in büyük ülke olmasının sorumluluğunu yerine getirmesini istemektedir. Japon uzmanları Çin’in geçen yılın savunma bütçesinin gerçek rakamın resmi rakama göre 1.7 katı olduğunu ileri sürerek, 2012 yılı savunma bütçesine şüphe duymaktadır. Geçmişte Çin’in gerçek askerî harcamalarının beyan edilen rakamın 3 katı olduğu durumlar da vardı. Bu nedenle Çin’in 2012 yılı askerî harcamalarının dışında kalan gizli kalemlerin kaygı verici olduğu yorumlanmaktadır. Özellikle, Çin’in uzay çalışmaları ve uçakgemisi geliştirmeleri üzerindeki gizli harcamaları, Japonya ile ABD tarafından şüphe ile yaklaşılmaktadır. Genelde Çin’in askerî sanayisinin çoğu kamu işletmelerinde yer almaktadır, araştırma ve geliştirme maliyetleri ise askerî bütçesinde değil, söz konusu kamu işletmelerinde bulunmaktadır.
Çin’in savunma harcamaları için ortaya koyulan gerekçelere de kuşku ile bakılmaktadır. Sözcü Li Zhaoxing’ın Çin’in askerî bütçesinin artışının Çin’in kalabalık nüfusu, geniş yüzölçümü ve uzun kıyı şeridine bağlamasına da inandırıcı bulmamaktadır. Yeni Delhi’de bulunan The Centre for Policy Research kuruluşunun uzmanı Gopalaswami Parthasarathy, bu gerekçenin büyük çapta askerî bütçesinin artışına neden olamayacağını ve inandırıcı olmadığını ileri sürmektedir. Gopalaswami Parthasarathy’e göre, Hindistan’ın da yüzölçümü büyüktür, kıyı şeridi Çin’den de uzundur, ancak Hindistan’ın savunma harcamaları Çin’in 1/3’i bile değildir. Neticede Çin’in askerî harcamaları artmaya devam ettikçe, Hindistan dâhil Çin’in diğer komşularının da askerî bütçesini arttırmasına yol açacaktır. Çin’in kendi savunma harcamalarının GSYH’ye göre diğer güçlerden daha düşüktür ifadesi de inandırıcı bulunmamaktadır. ABD’li uzmanlara göre, Çin’in savunma harcamaları yükselmeye devam ederken, ABD’nin askerî bütçesi azalmıştır. Keza, Japonya askerî bütçesini %1.3 düşürmüştür. ABD uzmanları, ABD ile Çin’in savunma harcamalarının amacının farkını ortaya koyarak Çin’in hedefinde ABD olduğunu ileri sürmektedir. Yani, ABD, askerî bütçesini uluslararası düzeni korumak ve küresel ticaretin sağlıklı sürdürebilmesi için kullanmaktadır, Çin ise, ABD’ye karşı odaklanmıştır.
Rusya uzmanları genel olarak yükseltmekte olan Çin askerî gücünün daha çok ABD’ye yönelik ve bölgesel savaşı kazanmak eyleminde olduğu görüşündedir. Fakat, Çin’in askerî gücünün artması komşu ülkeleri endişelendirdiği ve bu ülkelerinin ABD’ye yaklaşmasına yol açtığını ortaya koymaktadır. Rusya Ulusal Savunma (Natsionalnaya Oborona) dergisinin baş editörü Igor Korotchenko, Çin hava ve deniz kuvvetlerinin askerî modernizasyonu büyük ölçüde ABD’nin Asya Pasifik bölgesindeki yoğunluk girişimler ile ilgili olduğu görüşündedir. Igor Korotchenko’ya göre, Çin savunma bütçesini artırarak bölgesel savaşı başarmayı hedeflemektedir. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler ile ABD arasında Asya Pasifik bölgesinde silahlanma yarışı yaşandığı gibi ilerde Çin-ABD arasında da yaşanabilir. Bu görüşlere karşı farklı düşünen Rus uzmanları da vardır. Rusya Siyasî ve Askerî Analizler Enstitüsü (????) Başkan Yardımcısı Alexander Khramchikhin, Rusya’nın en korktuğu yakın komşusunun askerî gücünün arttığı gerçeğini görmelidir diye uyarmaktadır. Alexander Khramchikhin’e göre, Çin’in hedefinde potansiyel düşman ülke olarak ABD ile Hindistan vardır. Rusya’nın nükleer silahlarının caydırıcılık rolü olduğunu, Çin’in, Rusya’ya bazı emelleri beslemediğini, ancak bu durum kalıcı değildir. Aslında, Çin, Rusya’yı daha çok ciddiyealmaktadır. Alexander Khramchikhin daha önceki bir ifadesinde, Çin tehdidini dile getirmiş ve Rusya’ya biri saldıracaksa %95’i Çin olacaktır diye konuşmuştu. Ancak, bu görüşün tersine Çin uzmanları, Çin’in tek başına ABD’nin baskısına dayanmasının zor olmasından dolayı Rusya ile askerî müttefik kurmasını önermektedir.
Çin askerî kuvvetleri bölgesel yıldırıcı güçtür. Bu gücün hedefinde ABD olmasına rağmen bölgede Çin ile toprak ihtilafları olan Hindistan, Japonya, Vietnam ve Filipinler gibi ülkelerde endişe yaratmaktadır. Aynı şekilde, ABD’de Çin’in giderek arttan gelişmiş teknolojik silahlarından rahatsızlık duymaktadır ve bunları Pentagon’un Kongre için hazırladığı 2011 Çin askerî raporunda görmek mümkündür. Benzer bir rapor Japonya Savunma Bakanlığı Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün Şubat 2012’de yayımlanan Çin Güvenlik Raporu olmuştur. Bu raporlarda, Çin’in enerji çıkarlarını sağlamak için deniz kuvvetleri faaliyetlerini yoğunlaştırdığını ortaya koyulmuştur. Çin’in giderek artan deniz kuvvetleri ve Güney Çin Denizi’ndeki bir dizi egemenlik ihtilafı olan adalar ve mercan resifleri üzerinde daha iddialı egemenlik beyanları, Güney Çin Denizi’ni yeni bir potansiyel çatışma noktasına dönüştürmektedir. ABD, Güney Çin Denizi’ndeki deniz yollarının güvenli olmasının kendi ulusal çıkarlarını ilgilendireceğini açıklamıştır. Washington, ayrıca Avustralya’da vurucu güçleri konuşlandırmaya başlamıştır, Japonya ve Filipinler gibi geleneksel müttefikleri ile ittifaklarını pekiştirmeye çalışmaktadır ve Vietnam ile yeni askerî işbirliği ilişkilerini geliştirmektedir. Sadece kara ve denizde değil, Çin-ABD arasında uzay çalışmaları alanındaki rekabetler ciddi boyutta yaşanmaktadır. Bu nedenle ABD’nin ulusal savunma stratejisinde bölgesel tehdit olarak Çin’i görmektedir. Çin, ABD için sadece bölgesel güvenlik çıkarlarını tehdit eden bir ülke olarak kalmıyor, aynı zamanda siber savaşı konusunda ABD’nin yeteneklerini tehdit ettiği görüşündedir.
Çin’in Yakın Çevresindeki Silahlanmalar
IHS Jane’s kuruluşunun araştırmalarına göre, 2015 yılında, Çin’in askerî harcamalarının 238 milyar dolar olacağını (yıllık büyüme yaklaşık %18.75, GSMH oranı 2.18) ve komşusu olan 12 Asya Pasifik ülkesinin yaptığı harcamanın toplamından daha fazla olacağına işaret etmektedir. Bu gidişatı ile Çin’in gerçek askerî bütçesi ABD’ye yetişecektir. Bu gelişmelerden sadece ABD ve Japonya kaygı duymakla kalmıyor, Çin ile tamamlayıcı ve iyi düzeyde ekonomi ilişkileri olan komşuları da Çin’in bölgedeki hâkimiyetini artırmasından çekiniyor. Neticede, Çin’in çevre bölgelerinde ekonomik alanında Çin ile iyi ilişkilerini geliştirmek, güvenlik alanında ise ABD ile askerî işbirliği yapmak gibi bir tablo ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda, bölge ülkeleri arasında güvenlik işbirliğini artırmaktadır. Japonya-Hindistan stratejik işbirliği, Japonya-Vietnam güvenlik işbirliği ve Hindistan-Vietnam güvenlik ve enerji işbirliği gibi gelişmeler yaşanmaktadır. Çin’in komşuları ABD ile olan güvenlik ilişkilerinden yeterince güven sağlamamış olmalı ki, son yıllarda silah satın alma faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır. Yani Çin’in yükselişiyle beraber Asya bölgelerinde silah ticareti yoğunlaşmaya başlamıştır. Güneydoğu Asya’dan Asya Pasifik bölgelereOrta Asya’dan Rusya Uzakdoğu bölgesine kadar Çin’in çevresinde silah ticareti giderek artmaktadır. The International Institute For Strategic Studies kuruluşunun 7 Mart 2012’de yayımlandığı The Military Balance 2012 raporuna göre, Asya ülkelerin savunma harcamaları Avrupa’yı geçecektir.
China’s defense budget to double over 5 years, The Manila Times, February 15, 2012
2005 yılından beri Güneydoğu Asya ülkeleri askerî bütçelerini de arttırmaya başlamıştır. Özellikle Vietnam, Singapur, Tayland, Endonezya ve Filipinler gibi ülkelerde artışlar olmuştur. Bölge ülkeleri savunma gücünü arttırmak için gelişmiş silahları satın almaktadır. Örneğin, devriye botları, uzun menzilli savaş uçakları (ABD, Rusya, İsveç menşeli), savaş gemileri, denizaltı (Fransız, İspanyol, İsveç menşeli), Ukraynalı zırhlı personel taşıyıcılar gibi silahlar rağbet görmektedir. Güneydoğu Asya ülkelerinin silah satın almasının diğer bir kaynağı Rusya’dır, özellikle Rusya ile geleneksel ilişkileri olan Vietnam bir yandan Rusya’dan silah satın alırken diğer yandan ABD ile askerî işbirliği ilişkilerini geliştirmektedir. Hindistan da aynı yöntemle büyük miktarda silah satın alma yolundadır, Hindistan artık dünyanın bir numaralı silah ithalatçısı olarak bilinmektedir. Son yıllarda ABD’nin askerî üssü bulunan Singapur da yoğun silah satın alma peşindedir; halbuki Singapur dünyada kara kuvvetlerine silah üreten 10 ülkeden biridir. Genel olarak Asya ülkelerinin hava ve deniz kuvvetleri alanındaki silah satın alma faaliyetleri dikkat çekicidir. Bu eğilim Çin’in silah geliştirme politikasıyla paralellik göstermektedir.
Çin’in deniz kuvvetlerinin bölgedeki gücünün artışı, Japonya dâhil Güney Kore’nin de kendi deniz kuvvetlerini güçlendirmesine neden olmaktadır. Neticede Kuzeydoğu Asya bölgesinde silahlanma yarışına yol açmaktadır. Bu yarışın meydana getirecek olumsuz sonuçların önüne geçmek için Güney Kore ile Japonya liderleri çare bulmaya çalışmaktadır. Çin-Japonya arasında Senkaku Adası ve Çin-Güney arasında Leodo kaya üzerinde egemenlik tartışmaları yaşanmaktadır. Yükselen Çin’in bu ihtilafların üzerindeki tavizsiz tutumu bu ülkeleri de kaygılandırmaktadır.
Uzmanlara göre, yükselen Çin’in silah teknolojinin geliştirmesi ve silah satın alması Asya’nın silahlanma yarışını yaratmıştırve silah ticaretini de canlandırmaktadır. Asya’daki silahlanma yarışının direkt sebebi Çin olarak gösterilmektedir. Bazılarına göre, Asya’da yaşanmakta olan silahlanma yarışında ABD ile Rusya’nın itici rolü vardır. Özellikle ABD silahları Asya’da rağbetgörmektedir. Ancak bazılarına göre, Çin, Asya-Pasifik bölgesinde yeni silahlanma yarışına yol açmıştır.
Çin tarafı, SIPRI kuruluşun raporlarına dayandırarak ABD’nin 2010 yılında Güneydoğu Asya’ya yönelik silah satış adımlarını hızlandırdığını ileri sürmektedir. Çin Komünist Partisi’nin sesi olan Renmin Ribao’nun tespitine göre, ABD’nin potansiyel gerginlik olan Güneydoğu Asya bölgesine silah satışı bölgenin istikrarını sarsabilir ayrıca bölgenin önemli ekonomileri arasındaki silah yarışını tetiklediği gibi bölgenin gerginliğini de arttırmaktadır. ABD’nin Güneydoğu Asya ülkelerine yönelik silah satışıyla birlikte bölge ülkelerinin silah sistemini NATO standardına sokabilir ve Rusya (Sovyetler) ile Çin silah sistemiyle rekabet yarışına girebilir. Stratejik anlamda, ABD’nin bölge ülkeleri ile silah standardını uyumlu hale getirmekle müttefik konumunu güçlendirebilmektedir. Söz konusu silahlar ileri teknoloji ile donatılmış ve karmaşıktır, bu nedenle diğer silah sistemleri ile karıştırarak kullanılamamaktadır. Bununla birlikte satış sonrası hizmetler, personel eğitimi, sistem yükseltmeleri, erken uyarı uçakların (AWACS) desteklenmeleri, istihbarat ve komuta sistemleri ABD’nin yardımı olmadan uygulanması güçtür. Bu gelişmeler ABD’nin Asya Pasifik’teki müttefikleri olan Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ve Avustralya ile birlikte bölgedeki stratejik konumunu daha da pekiştirmektedir.
Singapur Milli Üniversitesi East Asian Institute kuruluşunun uzmanı Guo Liangping, Güneydoğu Asya ülkelerin savunma bütçelerini arttırma ve yoğun silah satın alma nedenlerini şu şekilde açıklamıştır:
1. Çoğu İkinci Dünya Savaşı sonrası bağımsızlığını kazanan Güneydoğu Asya ülkeleri arasında ırksal, dinsel ve toprak ihtilafları fevkalade karışıktır, yaşanan çatışmalar da çeşitlidir, tarihsel sorunlardan kaynaklanan anlaşmazlık ve güvensizlikler mevcuttur.
2. Ekonomik krizinden dolayı ABD’deki durgunluk durumu bölge ülkelerin ABD’nin üstlendiği savunma yükümlülüklerini yerine getirip getiremeyeceği konusunda şüpheleri vardır.
3. Yükselen Çin’in bölgede yarattığı “Çin tehditlerine” karşı bölge ülkelerinde güvenlik endişeleri artmaktadır.
4. Son yıllarda ekonomisi hızlı gelişen Güneydoğu Asya ada ülkeleri giderek arttan deniz korsanlarıyla mücadele etmek zorunda kalmaktadır, deniz taşımacılığının emniyetini sağlamak için askerî harcamalarını arttırmaktadır.
Güneydoğu Asya ülkeleri “Çin tehdidini” açık bir şekilde dile getirmemiştir. Ancak zengin kaynakları ile bilinen Spratly Adaları ve Paracel Adaları üzerindeki egemenlik ihtilafları ve Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki askerî girişimleri bölge ülkeleriniendişelendirmektedir. Güneydoğu Asya bölgesi Çin’in çıkarlar alanı ve kendi arkabahçesi olarak görmektedir. Dolayısıyla bölgede Çin’e karşı her çeşit ittifaklar Pekin tarafından tasvip etmemektedir. Bu durum bölge ülkelerinin ekonomik alanında Çin ile güvenlik alanında ABD ile işbirliği yapmalarına yol açmaktadır. Bu tür ikili politika, ABD-Çin ilişkileri üzerinde etkisi olduğu gibi, ABD-Çin arasında yaşanabilecek gerginlikler dolayısıyla bölge ülkeleri politik tercihte bulunacak ikilemli konuma girebilirler. Bu bağlamda ABD-Çin ilişkilerinin iyi düzeyde olması ve bölgesel çok taraflı işbirliği zemininde işbirliği yapılması bölge ülkelerin işine gelmektedir. Fakat, Çin’in savunma bütçesini arttırması, Çin’in bölge ülkeleri arasındaki deniz alanları egemenlik tartışmaları ve Asya Pasifik bölgesinde ABD-Çin güvenlik rekabetleri bölge ülkelerinin arzu ettiği bir durum değildir. Bu potansiyel tehdide karşı bölge ülkeleri kendilerini silahlandırmakla karşılık vermektedir.
Güneydoğu Asya ülkelerinin silahlanma yarışında Çin ile kıyaslanması güçtür, silahlanmaları Çin’in askerî gücünü caydırabilecek güçte değildir. Hatta bölgenin en büyük askerî güçlerinden biri olan Hindistan’ın da Çin ile yarışması kolaydeğildir. Çin’in ihtilaflı olan bölgelere yönelik mevcut politikaları bölge ülkeleri tarafından memnuniyetle kabul edilmiş değil ve Çin’in askerî gücünün artırılması, bölge ülkelerinin güvenlik kaygısını derinleştirmektedir. Neticede bölgedeki gerginliğin düşürülmesinde bir faydası olmamaktadır. Bazı uzmanlara göre şu anda Asya’da silahlanmaların yaşandığını söylemek zordur, ancak yoğun silah satın alma faaliyetlerine bir çare bulması gerektiğini belirtmektedir. Ancak Çin’in bölgeye yönelik çıkarlar üzerindeki bakışı, tutumu ve uygulanan politikası bir revize yapılmadan bölgede yaşanacak gerginlikleri gidermesi pek kolay değildir.
Değerlendirme
Çin, kendi ulusal çıkarlarını korumak açısından askerî bütçesini artırmasında haklı olabilir, üstelik ABD’nin askerî bütçesiyle kıyasla rakamsal olarak çok düşük olabilir. Ancak ABD’den hemen sonra gelen askerî bütçesiyle uluslararası kamuoyunu endişelendirmektedir. Özellikle Çin’in askerî bütçesinin bazı kalemlerinin muğlâk olması bu endişelere cevap verememektedir. Çin’in hızlı ekonomik büyümesiyle beraber askerî modernizasyonu ve bu güçler üzerindeki politik tutumu, bölge ülkelerinin “Çin gelecekte ne yapacak” kaygısına sevk etmektedir. Son 500 yıllık insanlık tarihinde yeni yükselen güçlerin mevcut hegemonya güce karşı meydan okumaları ile felaketler yaşandığı için, birçok araştırmacı bu tarihsel olgudan yükselen Çin’in mevcut uluslararası sisteme karşı nasıl bir tutumda (işbirlikçi, revizyonist, meydan okuyucu) bulunacağı hakkında endişe içinde izlemektedir. Bu kaygıları giderebilmesi için Çin Hükümeti’nin daha etkileyici izah etmesi gerekmektedir. Fakat Çin’in mevcut açıklamalarının küresel ve bölgesel güçleri yeterince ikna edemediği anlaşılmaktadır.
30 yıldan beri süren Çin’in dışa açılım politikası başarılı olmuş ve ABD’nin oluşturduğu mevcut uluslararası sistemden oldukça faydalanan bir ülke olarak sistemin “ücretsiz binicisi” (free riders) olduğu tespiti yapılmaktadır. Bununla birlikte yükselen Çin’in bölgeye güven veremediği gibi büyük gücün bölgedeki sorumluluğunu da tam anlamıyla üstlenememiş değildir. Yani yükselen Çin’in bölgeye yönelik yumuşak gücünü yaratmakla bölge ülkelerini kendine celp ederek kuşkularını gidermesi gerekmektedir. Yükselen Çin’in bölgede henüz “ortak ürün” (public goods) yaratamadığı için bölge ülkelerine güven verememiş ve doğal olarak bölge ülkelerini kendine celb etmesini de sağlayamamıştır. Diğer yandan, Çin’in ekonomik büyümesine dayandırarak askerî modernizasyona hız vermesi, özellikle deniz ve hava kuvvetlerinin kapasitesini artırması, Çin ile bölge ülkeleri arasında “güvenlik ikilemi” (security dilemma) yaratmış ve bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini (self help) kendilerinin sağlamasına mecbur kalmıştır. Bölge ülkelerinin Çin’e duyulan güvenlik kuşkuları ve bundan dolayı silahlanmaları ilerde Çin’e daha çok zarar verebilir.
Çin, 19. yüzyılın sonunda Batılı güçlerin (İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika, Japonya, Rusya, İtalya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu) yağmalama ve işgallerine uğramış ve yarı sömürge ülkesi haline dönüşmüştü. 20. yüzyılında ilk yarısında Japonya işgaline uğramış ve iç savaşlar yaşamıştı. Bugün yükselen Çin itici gücünü bu acılar üzerinde inşa etmiş durumdadır. Geçmişte Çin halkına haksız yere acı çektirilmiştir, bugün kimse haksızlıkları Çin’e empoze edemez düşüncesinde olan Çin, hiçbir engeli tanımadan mutlaka kalkınacak teması temel eğitim müfredatından siyasal söylemlerine kadar sıkça işlenmeye başlanmıştır. Neticede, Çin milliyetçiliği körüklenmekte ve yaralı psikolojisi ile dış politikasını sürdürmektedir. Yükselen Çin’in artık yaralı psikolojisinden normal ruh haline dönüşmesi gerekirken, dışa yönelik radikal tepkilerini göstermektedir. Ancak bu tepkiler geçmişte Çin’i işgal ederek acı çektiren Japonya’yı korkutmaktadır; Çin’in tarihte siyasal ve kültürel etkisi altındaki topraklar, bugünkü uluslararası konjonktürde egemenlik tartışmaları yaşanmaktadır, bu da Çin’in komşu devletlerini endişeye sokmaktadır. Bu endişelerin neticesinde bölge ülkelerinin güvenlik alanında ABD ile yakın işbirliğine ve aynı zamanda silahlanmasına yol açmaktadır.

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Türkiye’nin GKRY’ye giden Çin uçağına izin vermediği iddialarına tepki .

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Çin’den Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) insani yardım taşıyan uçağın, Türkiye hava sahasından geçiş için zamanında ...

Çin Başkonsolosluğu Anadolu Ajansı’nı, İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a şikayet etti

AA’nın Uygur haberine kızan Çin Başkonsolosluğu sosyal medyadan İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a şikayette bulundu. Anadolu ...

Bir Doğu Türkistanlı’nın yaşadıkları 1

Doğu Türkistan’da nelerin yaşandığına dair en sağlıklı bilgileri bizzat orada yaşayan Uygur Türkü ile yaptığı ...

UYGUR TÜRKLERİNDEN DÜNYAYA ÇAĞRI: ABD’NİN “UYGUR İNSAN HAKLARI POLİTİKASI” YASASI DİĞER ÜLKELERE ÖRNEK OLMALI

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Senatosu, 2 milyona yakın Uygur ve Türk halklarını toplama kamplarında hapseden ...

Türk İşadamından Uygur Zulmüne Karşı Çin’e Ticari Ambargo Çağrısı

Denizli’de faaliyet gösteren DENKROM firmasının sahibi Kadir Akıncı’nın, Çin’in Uygur Türklerine yaptığı zulme karşı başlattığı ...

ABD Senatosu Uygur Tasarısını Oylamaya Hazırlanıyor

ABD, Çin’in Müslüman azınlık Uygurlar’a uyguladığı baskı politikasına karşı tutumunu sertleştirmeye hazırlanıyor. Senato Cumhuriyetçi Çoğunluk ...

Çin, Doğu Türkistan’daki tarihi camileri kapatıp müzeye çeviriyor

İbadetin yasaklandığı, ibadet edenlerin işkenceye uğradığı Doğu Türkistan’da, Çin hükumeti tarihi camileri müzeye çevrilerek turistlerin ...

Çin’in, DSÖ’ye Kovid-19 ile ilgili baskı yaptığı iddia edildi

Çin’in, Dünya Sağlık Örgütüne, koronavirüsün ilk ortaya çıktığı dönemde “insandan insana bulaşmadığını” söylemesi için baskı ...

11 Mayıs Koronavirüs tablosu! Türkiye Corona virüsü son dakika vaka sayısı! Koronavirüs son durum

Sağlık Bakanlığı, corona virüsü son dakika vaka sayısı ve ölüm sayısını açıkladı. Türkiye’de güncel Koronavirüs ...