Anasayfa » Makale ve Analizler » Taklamakan Çölü’ndeki Kum Taneleri

Taklamakan Çölü’ndeki Kum Taneleri

Devlet erkânının ziyaretiyle Doğu Türkistan meselesi tekrar gündeme geldi. Ne var ki, Cemil Meriç’in ifadesiyle “hafızasız nesiller amalgamı” halindeki toplumumuz bu mühim meseleye ne kadar vâkıf? Bu soruya dün ve bugün farklı cevaplar alınabileceği gibi her kesimin aynı hassasiyeti gösterdiğini söylemek de güç.

Çin topraklarının yaklaşık yüzde yirmisini oluşturan, doğalgaz ve petrol konusunda zengin ve ticaret ve boru hattı yolları üzerinde kritik bir noktada bulunan bölge yüzyıllardır ağır bir imtihanı veriyor. Önce Çin saldırıları, akabinde bölgede Rusya ve İngiltere arasındaki mücadele, Soğuk Savaş öncesi ve sonrası dönemde ise Sovyet Rusya ve Komünist Çin arasındaki mücadelede açık yahut gizli her dönem savaş alanı olan, varlığı mücadelesi kadar eski olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Çin tarafından Tayvan ve Tibet’e benzer şekilde “toprak bütünlüğü” argümanı öne sürüledursun, Sincan kelimesinin Çince’de “yeni toprak” anlamına gelişi dahi bölgenin Çin’in doğal ve bölünmez bir parçası olduğu savını oldukça şüpheli hale getiriyor.

Özellikle 19.yy’da kalıcılık sağlayan Çin varlığı Mao döneminde kağıt üstünde bir otonomiyle bölge halkı üzerindeki baskısını güçlendirdi. 11 Eylül sonrası Rusya’nın Çeçenistan, Çin’in ise Doğu Türkistan’da her hareketi terörizm olarak nitelendirmesi ve uluslararası kamuoyunda dönemsel de olsa bu iddianın destek görmesi baskının dozunu oldukça artırdı ve 90’larda artış gösteren Çin zulmünü bir adım daha ileri taşıdı. Önce Şangay Beşlisi, akabinde ise Şangay İşbirliği Örgütü çatısı altındaki koordinasyon çalışmalarının en ciddi hedeflerinden biri de bölgedeki huzursuzluk oldu.  Çin’in 11 Eylül’le beraber “terörizm” kavramına dört elle sarılmasına karşın 1990-2000 arasında bölgedeki 140 isyan hareketinin sadece 17’sinin Uygur Türkleri tarafından çıkarılması kavramın ne kadar gerçeği yansıttığı konusunda net bir fikir veriyor aslında. Bölgedeki nüfusu, Çinli göçmenler sebebiyle yüzde 93’lerden yüzde 40’a gerileyen ve artan bir şekilde iş imkanları ellerinden alınıp bu göçmenlere verilen halkın rahatsızlığını anlamak uzun vadede iki taraf için de daha sağlıklı bir sonuç doğuracaktı. Ne yazık ki, Çin yönetimi şiddeti seçen taraf oldu.

Bu manzaraya bakıldığında bölgede dönem dönem artış gösteren hareketliliğin de jure bir otonomi anlayışının de facto hale geçirilmesi çabası olduğunu, Çin yönetiminin bu hareketleri agresif demografik ve ekonomik politikalarıyla tetiklediğini öne sürmek mümkün. Dekolonizasyon sürecini yaşayan ülkeleri destekleyen, bu mücadeleleri ulusal kurtuluş mücadeleleri olarak niteleyen Çin’in hangi hareketleri terör, hangilerini ulusal kurtuluş mücadelesi olarak niteleyeceği konusunda taraflı davrandığı öne sürülebilir.

Diplomasinin ve teknolojinin gerekleri çerçevesinde Çin’le yapılan anlaşmalar, nükleer enerji konusundaki işbirliği gibi konular fayda sağlayacaktır ve olmalıdır. Böylece hem ulusal çıkarlar noktasında bir adım ileri gidilebilir hem de ilişkilerin yakınlığı oranında ülkelerin birbiri üzerinde benzeri meselelerde etkinliği artabilir. Fakat her halükarda şu unutulmamalıdır ki bu topraklarda doğmak, bunun bilincinde olunsa da olunmasa da, gövdesi Anadolu’da, kökleri ise Hicaz’dan, Kudüs’ten, Urumçi’den, Kaşgar’dan, Saraybosna’dan, Trablus’tan, Şam’dan, ayrı düşünülemeyecek bir çınarın altında hayat sürmektir.  Bu mirasın hakkını vermek de bu gerçeğe uygun bir dış politika geliştirmek de ancak bu köklere gereken kıymeti vermek, gereken ilgiyi göstermekle mümkündür ve bu bağlamda oldukça geç kalınmış da olsa Başbakan düzeyinde Doğu Türkistan’a yapılan bu ilk ziyaret önemli bir mihenk taşı mahiyetindedir. Bu vesileyle Doğu Türkistan mücadelesiyle abideleşmiş Osman Batur’u ve onun mücadelesini özetleyen, bu yazının başlığına da şekil veren sözünü yâd etmiş olalım.

Göktuğ SÖNMEZ

http://akademikmakalem.com

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Türk İşadamından Uygur Zulmüne Karşı Çin’e Ticari Ambargo Çağrısı

Denizli’de faaliyet gösteren DENKROM firmasının sahibi Kadir Akıncı’nın, Çin’in Uygur Türklerine yaptığı zulme karşı başlattığı ...

Doğu Türkistan’da Koronavirüs Alarmı Kaynak: Doğu Türkistan’da Koronavirüs Alarmı

Kültürel dönüşüm projesi kapsamında 3 milyon Uygur Türkü’nün toplama kamplarında yaşamaya mahkum edildiği Doğu Türkistan’da ...

Doğu Türkistan’da neler oluyor

Çin’in Wuhan kentinde patlak veren coronavirüs salgını Çin zulmü altındaki Doğu Türkistan’da can almaya devam ...

Doğu Türkistan’da coronavirüs bahanesiyle soykırım

Çin’de patlak veren coronavirüs tehdidinin birçok ülkenin yanı sıra Doğu Türkistan’a da sıçradığı iddia edildi. ...

“Çin İşkencesinin Eğitim ve Uygulama Laboratuvarı: Doğu Türkistan”-2

Doğu Türkistan’ın Çin işgalinde yaşadıklarını, buradaki Türklerin dinî ibadetten tutun da, kimlik, kültür asimilasyonu, ad, ...

Dünya Müslüman Alimler Birliği’nden Uygurlara haklarının verilmesi çağrısı

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali el-Karadaği, Doğu Türkistan’daki Uygurlara dini, toplumsal, siyasi haklarının ...

Çin faşist rejimi Uygur kültürü ve medeniyetini silme emrini verdi

Doğu Türkistan’da ‘eğitim kampı’ adı altında asimilasyon politikaları ile yüzlerce çocuğun beynini yıkayan ve milyonlarca ...

Doğu Türkistan’daki İnsan Hakları İhlalleri Fotoğraf Sergisinde

 Kars’ın Kağızman ilçesinde, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini anlatan fotoğraflar açılan “Zulme Karşı Susma Haykır” ...

Doğu Perinçek, Çin medyasına manşet oldu!

Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik zulmünü savunan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e ...