Anasayfa » Haberler » Türkiye, ABD’yi nasıl dengeleyecek?

Türkiye, ABD’yi nasıl dengeleyecek?

“Amerika yapısı gereği saldırgandır” sözü Amerika’nın algılanış biçimiyle ilgili. Ancak ABD’nin bir yandan süper güç olma arzusu varken, öte yandan bunu elde ederken düşmanlık kazanmama arzu sununda olduğunu 11 Eylül saldırısıyla öğrendik.

Bu yüzden 11 Eylül saldırısından sonra stratejik saldırılar yapıldı, bu saldırılarla amaç İslam dünyasında tedirginlik yaratmak, güçlü ABD imajını pekiştirmekti. Zira Amerika’ya göre El-Kaide adındaki örgüt, Amerikalıların korkak bir millet olduğu tezini işliyordu ve bu korkak milleti bir grup insanın dağıtabileceği ifade ediliyordu. Amerika’nın 11 eylülden sonra Afganistan’ı işgali, ardından Irak’ta başlayan işgaller ve Pakistan’da yarattığı baskınlarla amacının bu olduğu artık gizlenmiyor.

Amerika son yüzyılın büyük bölümünde oldukça işe yaramış olan uzun vadeli stratejiyi, Başkan Bush ve Obama yönetiminde dikkate almadı. Bunun yerine son başkanlar daha maceracı çıktı. Sonuç olarak ABD gücünü dünyanın her yerinde gösterme konusunda fazla ileri gitti, bu da en küçük oyuncuların bile onu kontrol almasına neden oldu. Amerika, bundan önceki yönetim tarzında Eski Roma ve yüzyıl öncesinin Britanyası’nın stratejisini sürdürüyordu. Bu strateji bölgesel güç dengeleriyle ülkelerin yönetimleri ve bu güçlerin zaman zaman çatışmacı hale getirilmesiydi.

Bu yüzyıl, ABD’nin gücünün dengelenmesi gerektiğine başta kendisinin inandığı ve olgunlaşması yolunda adım atmaya çalıştığı bir dönem oldu. Başkan Obama’nın seçilmesiyle Amerikan tarihinde beyaz-siyah çatışmasının son bulduğu mesajı verilmiş ve bir siyahın ABD’ye başkan olmasıyla ezilen toplumları anlayabilecek bir insanın göreve geldiği vurgulanmıştı. Bugün ABD’nin Afganistan’dan çıkma arzusu, Irak’tan çekilmeye başlaması, Avrupa Birliği ülkelerine bakış açısındaki farklıklar bu değişimin izlerini taşırken, Sovyet Rusya’nın dağılmasından sonra tek güç olarak kendisini konumlandırmasından dolayı tümüyle bölgesel güç dengeleri oluşumuna yönelmiştir.

Yeni ABD’nin bölgesel güç eğiliminde görünen bariz adımları şöyle özetlemek mümkündür. Avrasya’da Afganistan’ın işgaliyle sonuçlanan süreçte Afganistan ve Pakistan zayıf düşmüştür. Dolayısıyla Hindistan burada tek taraflı bir güçlenme dönemine girmiştir, bu süreçte ABD’nin Pakistan’ı güçlendirmek ve bir denge kurmak politikası izleyeceği görülüyor. Aynı şekilde İran’la kabul etmese de bir uzlaşmaya varacağı görülüyor. Çünkü Irak tümüyle çökmüş durumda. İran-Irak dengesi bitmiş, İsrail’le ilişkileri bu kadar aleni ve açık götürmek yerine daha mesafeye çekebileceği öngörülüyor.

Rusya’nın yeniden yükselişe geçmesiyle birlikte Batısında Polonya’dan başlayarak, Beyaz Rusya, Baltık ülkeleri, Norveç yeni bir stratejik ilişkiler alanı haline gelebilir. Ancak Rusya-Almanya ilişkileri ilerliyor ve karşılıklı alış-veriş arttıkça ABD bu ilişkiden uzun vadede zarar göreceğini düşündüğü için bunu baltalamak için her türlü taktiğe başvuracağı görülüyor.

Almanya Rusya’dan doğal gaz alırken, Rusya’da Almanya’dan teknoloji satın alıyor. Böylece karşılıklı bir enerji ve yenilenme sürüyor. Rusya, Almanya’dan gelen nitelikli göçlerle ülkesinin insan kaynağını da güçlendirme fırsatı yakalayabiliyor. Bu işbirliği Rusya’nın hızla toparlanmasını sağlayabilecek fırsat sunabilir.

Avrupa Birliği, eğer mali krizi aşarsa bir güç olarak kalma ve dengeleri etkileme gücünü sürdürecektir. Buna Avrupa ülkelerinin olduğu kadar, ABD ve Rusya çekişmesinden zarar görebilecek ülkelerin de ihtiyacı vardır.  Asya’da yükselen Çin ve Japonya’ya dikkat etmek gerekiyor. Çin, ekonomide yakaladığı üstün başarı ve performansını sürdürülebilir kılabilir ve bu yeni dönemde bunu sağlıklı bir yapıya oturtabilir. İnsan gücü yüksek, ticaret kabiliyeti ve pazar arayışı sürdükçe önünde bir engel görünmüyor.

Dünyanın yeni dönemde Asya ve Avrasya’ya yöneleceği artık kaçınılmaz olarak görülüyor. Ülkelerin enerji ihtiyacı bu bölgedeki enerjiyi ve bölge ülkelerini stratejik olarak önemli kılacaktır. Bu bağlamda Avrupa Birliği ülkeleri için Türkiye daha bir önem kazanacaktır.

Türkiye’nin askeri gücü bölgedeki tarihi ve sosyal gücü dolayısıyla yükselen Asya ve Avrasya’nın batı koridorunda vazgeçilmez bir güce dönüşecektir. ABD’nin Rusya’ya kaymaması için özel önem verdiği Türkiye ilişkileri, Ortadoğu’daki tasfiye süreciyle “stratejik ortaklık” tanımı anlamlı hale gelecek ve Türkiye’nin bölgedeki varlığı daha da güç kazanacaktır.

Bunu bir emperyal süreç olarak görmek yerine, Türkiye’nin tarihi ve fiziki koşullarının vazgeçilmez sonucu  olarak değerlendirmek doğru olacaktır. Tüm bu güç algısının değişmesiyle dünyada artık güçler yer değiştirirken yeni cazibe alanları da ortaya çıkmıştır.

Ancak Türkiye’nin artık ABD’nin bölgedeki küçük ortağı (junior partner) olmadığı, O dönemlerin geride kaldığı. Daha fazla görünmeye çalışan ve kendine daha fazla güvenen bir Türkiye’nin varlığı…Türkiye’nin nükleer takas anlaşmasıyla ilgili çıkışı da yine değişen uluslararası yapının sonucu ve Türkiye’nin bölgede daha etkili bir rol oynama isteğinden kaynaklandığı… Türk dış politikasındaki değişimi İslamizasyon olarak görmenin, Soğuk Savaş sonrası değişen koşulları anlamamak olduğunu belirten Stephen Larrabee’in sözleri ülkedeki değişen dış politikanın yansımasını özetlemeye yetiyor.

Türkiye, ABD ilişkilerinde “koşulsuzluk” ilkesi yerine “çıkarlar” ilkesini benimsediğini görüyoruz. Bu belirgin ilke Avrupa Birliği ile ilişkilerde görüldüğü gibi, ABD’nin rekabet içinde olduğu Rusya ile ilişkilerde de kendini gösteriyor.

2003’te başlayan Irak Savaşı’na Türkiye’nin 1 Mart Tezkeresi’yle Irak’taki işgale destek vermeyeceğini açıklaması, Türkiye’nin aynı dönem içerisinde İsrail’in Gazze’ye yaşattığı kötü olayları göz ardı etmemesi, 11 Eylül olaylarında ABD tarafında olma yönüne ters düşecek bir politika izliyor olması ve 8 Ağustos 2008’de gerçekleşen Rusya-Gürcistan arasındaki Güney Osetya Savaşı’nda NATO üyesi olan Türkiye’nin Karadeniz’den ABD ‘nin Osetya’daki mağlup halka yardım etme amaçlı gemilerini geçirmeye yanaşmaması -Montrö Boğazlar Sözleşmesi dahilindeki kararların ötesine geçilmemesine özen göstermesi- ABD’yi koşulsuz olarak desteklemeyeceğinin göstergesidir.

Fatih Bayhan – haber7

bayhan.f@gmail.com

www.fatihbayhan.com.tr

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

ABD Başkanı Donald Trump, Uygur Türklerine yönelik yasa tasarısını onayladı

ABD Başkanı Donald Trump, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarından dolayı Çinli ...

Doğu Türkistan’ın Bayrağını Aşağılayan Firmayı Kınıyoruz

Doğu Türkistan’ın Bayrağını Aşağılayan Firmayı Kınıyoruz. Her toplumun milli değerleri o toplum için candan daha ...

Avukatlar Doğu Türkistan sorununu BM’ye taşımak için harekete geçti

Türkiye’deki farklı barolara kayıtlı 100 avukat, Çin’in Doğu Türkistan’daki baskıcı politikalarına karşı BM’ye başvuracak. İstanbul ...

ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ KÜLTÜREL SOYKIRIMI: KAŞGAR’IN ÜNLÜ HEYTGÂH CAMİİ’NİN MOTİFLERİ SÖKÜLDÜ

15 BİNE YAKIN CAMİ VE TÜRBE YIKILDI Çin, Doğu Türkistan’ı işgal ettiği günden beri bölgedeki ...

Çin zulme Tepkimizi gösterelim ki sıra bize gelmesin

Doğu Türkistanlı 5 milyon masum insan Çin esir kampında işkencesi çekiyor, Çin zulme Tepkimizi gösterelim ...

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ TOPLAMA KAMPLARININ İNTERAKTİF HARİTASI

ÇİN DOĞU TÜRKİSTAN’DA BAŞTA MÜSLÜMAN UYGURLAR OLMAK ÜZERE BÖLGE HALKINI BASKI ALTINDA TUTMA POLİTİKASI İZLİYOR. ...

Türkiye’nin GKRY’ye giden Çin uçağına izin vermediği iddialarına tepki .

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Çin’den Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) insani yardım taşıyan uçağın, Türkiye hava sahasından geçiş için zamanında ...

Çin Başkonsolosluğu Anadolu Ajansı’nı, İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a şikayet etti

AA’nın Uygur haberine kızan Çin Başkonsolosluğu sosyal medyadan İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a şikayette bulundu. Anadolu ...

Bir Doğu Türkistanlı’nın yaşadıkları 1

Doğu Türkistan’da nelerin yaşandığına dair en sağlıklı bilgileri bizzat orada yaşayan Uygur Türkü ile yaptığı ...