Anasayfa » Haberler » URUMÇİ KATLİAMI 3. YİL DÖNÜMÜ, BASIN AÇIKLAMASI

URUMÇİ KATLİAMI 3. YİL DÖNÜMÜ, BASIN AÇIKLAMASI

Katliamın Gerçek Yüzü ve Günümüze Kadar Süren Etkileri.

Hepiniz biliyorsunuz ki bugün Urumçi katliamının3.yil dönümü için toplanmış bulunuyoruz. 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’da büyük bir katliam yaşandı. Olaylar 26 Haziran 2009’da T.C. Cumhurbaşkanı Urumçi’de ziyarette iken Çin’in Shaoguan şehrinde kadın-erkek 800 Uygur işçinin çalıştığı bir fabrikada başladı. Fabrikanın yatakhanesinde kalan Uygurlar 4.000’den fazla Çinli işçinin saldırısına uğradı. Bu baskında 100’e yakın kadın-erkek masum Uygur kardeşimiz şehit edildi, pek çoğunun akıbeti ile ilgili de bugüne kadar bir haber alınamadı. Bu kanlı olayın korkunç videoları sosyal medyada Çinliler tarafından gururla yayınlandıktan sonra, yaşanan bu zulme sessiz kalamayan aydınlar ve üniversite öğrencileri, Urumçi sokaklarında katiller ve tetikçilerin yakalanarak cezalandırılmasını istemek için barışçıl bir eylem düzenleyerek hükümet konağına doğru yürüyüşe geçmişlerdi.

Ancak bu masumane ve barışçıl taleple toplanan kalabalığa Çin güvenlik güçlerinin şiddetli müdahalesi tüm dünyada tepkiyle karşılandı ve uluslararası kamuoyunun dikkatini bir kere daha bölgeye çevirdi. Urumçi Katliamı olarak tarihe geçen bu kanlı olayda binlerce Doğu Türkistanlı Müslüman şehit edildi ve haksız olarak gözaltına alınan veya kayıp olarak bilinen on binlerce kişiden son günlerde teşkilatlarımıza ulaşan 300 kayıp kişinin isim listesi ve resimleri hariç olayların üzerinden üç yıl geçmesine rağmen hâlâ haber alınamadı. Tutuklanan gençlerimiz, kendilerine savunma hakkı dahi tanınmadan, Çin mahkemeleri tarafından sözde yargılanarak gruplar hâlinde seri bir şekilde idam edildi; olaylarla ilgili olarak tutuklananların idamlarına hâlen devam edilmektedir.

Türkiye, Doğu Türkistan meselesiyle ilgili olarak herkesin nezdinde çok önemli bir konuma sahiptir. Bu durumun farkında olan Çin, 2009’da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın Urumçi Katliamını soykırım olarak değerlendiren tarihî konuşmasına karşın Türkiye ile olan ilişkilerini geliştirmeye yönelik politikalar izlemektedir.

Bugün baktığımızda 2009 gerginliğinde şekillenen tablonun üç sene sonra ortaya böyle bir manzara çıkartacağını tahmin etmek hakikaten çok zordu. 5 Temmuz 2009’da Türkiye sokaklarında milletin Türkistanlı kardeşlerinin katliamına karşı gösterdiği hassasiyet, heyecan, öfke ve hüzün, Türk halkı ile Doğu Türkistan halkı arasındaki ilişkinin sadece siyasi boyutta ve sıradan bir devletlerarası diplomatik ilişki olmadığını açıkça göstermişti.

5 Temmuz Urumçi Katliamı sonrası uluslararası toplumun Çin’deki insan hakları ihlallerini araştırma ve soruşturmaya yönelik yeterli baskıda bulunmamasından ve konuya gerekli alakayı göstermemesinden cesaret bulan Çin yönetimi, Türkistanlıların temel insan haklarını ihlal etmekte ve demografik dengeyi bölge halkı aleyhine değiştirmek için Çinli göçmenleri hukuksuz bir biçimde bölgeye yerleştirme siyasetini rahatça sürdürmektedir.

Urumçi katliamı üzerinden geçen üç sene boyunca Çin’in Uygurlara yönelik politikalarında değişen bir şey olmadı, hatta aksine daha sinsi ve keskin bir politika uygulamaya konmuştur. Göstermelik olarak bazı değişikler yapılmış ve bölge yönetimindeki Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri değiştirilmiştir. Ancak çiçeği burnunda parti başkanı görevine başlar başlamaz Doğu Türkistan halkına gözdağı vererek herhangi bir olay karşısında ağır cezalandırmaların olacağını duyurmuştur. Dinî yaşam, kılık kıyafet, din eğitimi gibi meselelerde çok radikal bir tavır ortaya koyan yeni başkan, ilk icraatlarıyla halkımızın namusuna, kadınlarımızın giyim kuşamına, İslami yaşam ve kültürümüze el uzatmaktadır.

İşgalci Çin Yönetimi, Doğu Türkistan’daki sorunun Siyasi, dini ve millet meselesi olmadığı, sorunun ekonomik açıdan geri kalan bölgedeki yaşam standardının düşük olması ve fakirlik olduğunu ileri sürülerek Doğu Türkistan’da hızlı bir kalkındırma projesi başlatıldığını iddia etmektedir. Sözde bölgeyi kalkındırmak adına başlatılan bu proje ile Uygurlara ait yerleşim yerleri yıkılarak yerli halk zorla göç ettirilmekte, sokakların Uygurca adları Çinceye değiştirilerek milyonlarca Çinli yerleşimci bölgeye yerleştirilmektedir.

Bugün Doğu Türkistan’daki hak ve hukuk ihlalleri endişe verici boyutlara ulaşmıştır. İslam dünyası ve özellikle Türkiye devletinin Türkistanlıların sıkıntılarını Çin’in “iç meselemiz” söylemlerine aldırmadan ciddi bir biçimde değerlendirmesi ve sorunun çözümü için gerekli girişimlerde bulunması hayati önem taşımaktadır. Bu konuda bütün sivil toplum kuruluşları ve Türkiye’nin duyarlı insanlarının hem Müslüman kardeş hem soydaş halk olarak, en önemlisi de insan olarak üzerine düşen hassasiyeti göstermesi gerekmektedir.

Kızıl Çin şu an hâlâ Doğu Türkistan’da her gün yeni operasyonlar ve katliamlar gerçekleştirmekte, uygulamalarına karşı çıkanları idam cezasına çarptırmaktadır. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Çin’in insan hakları ihlalleri ile ilgili son raporunda, dünyada geçen yıl en çok idam cezasının uygulandığı ülkenin Çin olduğunu, Çin’in resmî kayıtlara göre yılda en az 500 kişiyi idam ettiğini, bu husustaki gerçek rakamın ise 6.000’den fazla olduğunu belirtmiştir. Çin’deki idamların %80’i ise Doğu Türkistan’da gerçekleştirilmiştir.

Çin, din ve vicdan özgürlüğü konularında da en zalim uygulamalarını bölgemizde gerçekleştirmektedir. Son zamanlarda “yasal olmayan dinî faaliyetlere darbe” sloganıyla Kur’an kurslarına yönelik şiddetli operasyonlar düzenlemektedir. 2012’nin Mayıs ve Haziran aylarında düzenlenen operasyonlar neticesinde yaralanan ve ölen çocuklar olmuştur. Burada Çin Hükümeti ile görüşen veya ilişki içerisinde olan herkimse Çinlilerden şunu açıkça sormalı, evet kuran kursları ibadet ve dini etkinlikler gayri meşru dini faaliyet ise meşru olanları nerede? 35 milyon Müslüman kendi evlatlarının dini eğitimini, Kuran öğrenme ihtiyaçlarını karşılayan meşru medreseler varımdır ki bunlar kanunsuz dini faaliyet sayılsın.

Doğu Türkistan’da başta yaşam hakkına yönelik ihlaller olmak üzere, mahkûmlar üzerinden organ ticareti, gösteri ve toplanma hakkına dair ihlaller, basın ve ifade özgürlüğü alanındaki sınırlamalar, zorunlu iş göçü, sosyal ve kültürel alanda yaşanan baskılar, kürtaj ve kısırlaştırma politikaları başlıca insan hakları problemleri olarak çözülmeyi beklemektedir.

Arzumuz Doğu Türkistan meselesinin şeffaf bir şekilde Doğu Türkistan Müslümanlarının iradesine uygun olarak masaya yatırılıp barışçıl yollarla çözülmesi ve Çin işgalinin ve zulmünün son bulmasıdır. Bu sorunu göz ardı etmek, Çin ile iş birliği yapmak, maruz kaldığımız haksızlıkları görmezden gelmek ve meseleyi kendi seyrine bırakmak çözüm için hiçbir katkı sağlamamaktadır. Doğu Türkistan meselesine eskiden beri alışılagelindiği üzere muamele edilirse ortaya çıkacak olan tablo sonuç itibarıyla bütün komşu ülkeler ve İslam âlemi olmak üzere herkesi etkileyecektir. Eğer bu ilgisizlik devam ederse bütün Orta ve güney Asya bölgesinin istikrarı ve barışının sağlanması hususundaki çabalar sonuçsuz kalacak ve dünyanın önüne bir başka sorun ve baş ağrısı ortaya çıkacaktır.

Biz Doğu Türkistanlılar ve Teşkilatları, Çin’in karalama kampanyası çerçevesinde yapmakta olduğu ithamlarını şiddetle ret ediyoruz. Bölgede şiddet ve Terörü uygulayan bizzat kendisi olmasına rağmen biz Türkistanlıları Terörist ilan edip, davamızdan alıkoymak istiyorlar. Biz Hür Doğu Türkistan Platformu olarak Çin vahşetini şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Türkistanlıları karalamak için çıkartılan tüm haberlerin uydurma ve yalan olduğunu beyan ediyoruz. Bizler sadece Çinlilerin 1949’da başlayan işgalinin son bulmasını ve bağımsız ve hür bir Doğu Türkistan’da özgürce nefes almak istiyoruz.

 Hür Doğu Türkistan Platformu

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

39 ülkeden Çin’e ortak mektup: Uygurları serbest bırak, gözlemcilerin Doğu Türkistan’a girmelerine izin ver

Çoğunluğunu Batılı ülkelerinin oluşturduğu 39 ülke, Çin yönetimine ortak bir mektup göndererek Doğu Türkistan’daki toplama ...

Türkiye’nin Uygur Türkleriyle ilgili endişeleri BM’de dile getirildi

Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarındaki ulusal beyanında, Uygur Türklerinin kültürel ve dini kimliklerine saygı ...

Türkiye’den Birleşmiş Milletler’de Uygur Türkleri tepkisi

Türkiye, Birleşmiş Milletler 75. Genel Kurulu kapsamında gerçekleştirilen Sosyal, Kültürel ve İnsani İşler’den sorumlu III. ...

39 ülke Uygur Türkleri için çağrı yaptı. Listede Türkiye yok

Çin hükümetine toplama kamplarında zorla tutulan Uygur Türklerinin serbest bırakılması çağrısı yapılan ve 39 ülkenin ...

CHP’den iktidara Uygur Türkleri tepkisi

39 ülkenin imzaladığı ‘Uygur Türkleri’ mektubunda Türkiye’nin imzasının yer almamasını eleştiren CHP Eskişehir Milletvekili Utku ...

İçişleri Bakanlığı’ndan Davutoğlu’nun “50 bin Uygur Türkünün Çin’e gönderilecek” iddialarına yanıt

İçişleri Bakanlığı’ndan Davutoğlu’nun “50 bin Uygur Türkünün Çin’e gönderilecek” iddialarına yanıt İçişleri Bakanlık Sözcüsü İsmail ...

Sessizliğe gömülen dünya karşısında Çin’in Doğu Türkistan’a zulmü

Erdoğan’ın Doğu Türkistan’a yapılan zulmü ‘soykırım’ olarak nitelendirmesine rağmen Çin ile stratejik ilişkiler nedeniyle sessiz ...

Çinperver Vatan Partisi’nden Doğu Türkistan Karşıtı Açıklama

Cumhur İttifakı’nın gayrı resmi ortağı olarak adlandırılan Vatan Partisi, Doğu Türkistan’daki sistematik soykırımı duyuran ve ...

Skandal! Çin, Türkiye’deki Doğu Türkistan haberlerine erişim yasağı koydurmaya başladı

Doğu Türkistan’daki insanlık dramı katlanarak devam ederken, skandal bir gelişme yaşandı. Türkiye’de Doğu Türkistan ile ...