Anasayfa » Makale ve Analizler » YENİ İPEK YOLU VE TÜRKİYE -1

YENİ İPEK YOLU VE TÜRKİYE -1

Tarihi ipek yolu sadece tüccarların değil aynı zamanda doğudan batıya ve batıdan doğuya karşılıklı olarak alimlerin, dinlerin, fikirlerin ve kültürlerin de yolu olduğu gibi, ordular da bu yoldan akarak büyük savaşlar, zaferler ve yenilgilerle karşılaşmıştı. Uzak Doğu’dan gelen ipek ve baharat Batı Dünyası için uluslararası ilişkilerde önemli rol oynamış, Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra İpek Yolu’nun ticaret, kültür ve tarihsel açıdan yeniden canlandırılması gündeme gelmişti.

          İpek Yolu aslında tek bir yol olmayıp tarihten beri kervanların izledikleri güzergahlardan oluşmuştur. Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalılar Çinlilerden ipek satın almışlardır. Bu çağlardan beri kullanılan yol şebekeleri İpek Yolu’nu oluşturmaktadır. Doğu’nun ipeği ve baharatının Avrupa’ya ticaret maksadıyla taşınması Çin’den Avrupa’ya ulaşan ticaret yollarını oluşturmuştur. Ticaret kervanları Çin’in Şian kentinden, Özbekistan’ın Kaşgar kentine gelirlerdi. Burada yollar ikiye ayrılırdı. Birisi Afganistan’dan Hazar Denizi’ne, diğeri de Karakurum Dağları üzerinden İran’a ve Anadolu’ya ulaşırdı. Mallar, Anadolu’dan kara yoluyla Trakya üzerinden, deniz yoluyla Akdeniz ve Karadeniz limanlarından Avrupa’ya ulaştırılırdı.

          Kasım 2010’da Çin’i ziyaret eden Türk Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu, Çin ile Türkiye arasında ulaşımı kolaylaştırma planlarını masaya yatırmıştı. Hem yolcu hem de mal taşımacılığında havayolunun daha etkin kullanılması gündeme getirilmişti. Çin ile nükleer enerji konusunda daha yakın işbirliği içinde olunması kararları alınmıştı. Ayrıca Çin Dışişleri Bakanı Yang Cieçi ile bir araya gelen Davudoğlu, Türkiye-Çin arasındaki olası strateji ortaklığını da görüşmüştü. Milletvekilleri, bürokratlar, iş adamları, akademisyenler ve basın mensuplarından oluşan kalabalık bir heyetle beraber altı gün süren resmi ziyaret tarihi “İpek Yolu”nun yeniden inşası umutlarını da doğurdu.

          Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’ın kalkınması için ileri sürdüğü ‘Yeni İpek Yolu Stratejisi’ de Orta Asya Ülkeleri ve Afganistan’ın yakın komşuları tarafından olumlu bulunmuştur. Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Ekim 2011’de “Biz sadece teröre karşı durmuyoruz, bölgesel ekonomik entegrasyonları destekliyoruz. Afganlar, Pakistanlılar, Özbekler ve diğerlerinin ticaret yaparak para kazanmalarını ve Hint pazarına çıkmalarını istiyoruz” demiştir.

          Anlaşılan, önümüzdeki yıllarda ticaret ve siyasi alanlarda olduğu kadar, tarihi ve kültürel anlamda da “İpek Yolu” nun yeniden inşası Dünya gündeminde olacak; bu yol geçtiği ülkeleri etkileyeceği gibi Türkiye’yi ve “büyük oyuncular” olan Amerika, Çin ve Rusya’yı hatta Hindistan’ı da ilgilendiren yeni bir “etki alanı” tartışmasını gündeme getirebilecek. Belki “stratejik satranç tahtası” üzerinde yeni planların geliştirilmesine sahne olabilecek. Zira sadece ticari maksatlar söz konusu olsaydı, günümüzün bilgisayar ve internet teknolojisiyle ve gelişen ulaşım imkanlarıyla bu maksatlara ulaşılabilirdi.

          Amerika, bugün de geçmişte olduğu gibi Çin’i uluslararası camiaya dahil etmeye çalışıyor. Çin ekonomik gelişmesi, köklü tarihsel birikimi ve zengin kültürüyle dikkat çekmektedir. Ama onu asıl ilgi alanına çeken, artık bir bölgesel güç olması ve mevcut uluslararası siyasal ve ekonomik sistem üzerindeki etkisinin giderek artmasıdır. Yükselen Çin’in gelecekte ne yapacağı da ciddi bir merak konusudur. İnsanlık tarihinde büyük güçler yükselişe geçince, mevcut egemen güçlerle yeni yükselen güçler arasında kanlı mücadelelerle beraber yeni bir uluslararası düzen şekillenmektedir. Çin’deki yükseliş de bazı yerleşik düzenleri değiştirebilir. Bu değişimden etkilenebilecek ülkeler geleceğe yönelik Çin politikasını şimdiden biçimlendirmeye uğraşıyorlar.

          Eski çağlarda binlerce kilometrelik bu yolculuk deve kervanları üzerinde yıllarca sürerdi. Bu uzun yol günümüzde bilgisayarın içine sığacak ölçüde küçüldü. Bazı şirketler “Dijital İpek Yolu” adıyla bilgisayar yazılımları geliştirmeye başladılar bile. Birbirini hiç görmeyen bir Çinli alıcıyla, Türk satıcı internet üzerinden ticaret yapabiliyorlar. Bir Türk kargo şirketi, Ocak 2012’de Çin’in en büyük sermaye gruplarından biriyle anlaşarak İpek Yolu’nu havaya taşıyacağını açıkladı. Türkiye’nin 7,5 milyar dolar kaynak ayırması istenen “Viking Demiryolu Projesi” eğer “Yeni İpek Yolu Projesine” entegre edilirse, yol güzergahında ucuz ve hızlı taşımacılık gerçekleştirilebilecek. Samsun, Ortadoğu Bölgesi için merkez haline gelecek. Bu projede Çin ve Litvanya, demiryoluyla birbirine bağlanıyor. Eğer Litvanya ve Türkiye arasında da demiryolları inşa edilirse, fiziki bir “yeni” ipek yolu oluşacak.

          Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül Haziran 2009’daki Çin ziyareti sırasında bu ülkenin diğer ülke ve topluluklarından temelde farklı olduğunu vurgulamak maksadıyla Çin’i “dünya içinde ayrı bir dünya” olarak tanımlamıştı. Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki resmi ilişkiler iki ülkenin birbirini resmen tanıdığı 5 Ağustos 1971 tarihinde başlamış ve 40 yılı doldurmuştur. Kırk yıl iki ülke arasındaki ilişkiler için çok kısa sayılır. Resmi ilişki bir tarafa bırakılırsa, Türk – Çin ilişkileri, aslında her iki milletin de tarih sahnesine çıktığından beri devam etmektedir. İki ülke resmi ilişkilerinin bu kadar geç başlamasının en önemli nedeni Çin’in rejimiydi. Çin Komünist Partisi 1921 yılında kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında kurulduğunda Komünistler önce sevindiler. Ama 1925 yılına doğru Atatürk’ün Batı’ya yaklaşması ve Sovyetler’e yönelik soğuk politikasından dolayı eleştirilere başladılar. Çin Komünist Partisi Başkanı Mao Zedong Atatürk’ü küçümsüyor ve Türkiye’yi İngiltere ve Fransa gibi emperyalist ülkelerin sömürgesi olmaya doğru götürdüğünü söylüyordu. Mao, 1960 yılında Başbakan Menderes için “emperyalistlerin köpeği” ifadesini kullanmış ve Türkiye’deki yasadışı sol hareketleri açıkça desteklemiştir. Mao’nun ölümünden sonra (1976) Çin’de değişimler yaşanmış ve Atatürk ve Türkiye’ye bakış açısı değişmeye başlamıştır. 1971 yılında Amerika, rakibi Sovyetler Birliği’ni dışarıdan kuşatma politikasını uygulamaya koydu. O yıllarda Çin ve Sovyetler Birliği arasında gerilim vardı. ABD başkanı Nixon 1972 yılında Çin’i ziyaret ederek, Sovyetler’e karşı Çin’i kazanmaya çalıştı. Uluslararası kamuoyu ve Türkiye, bunu izleyerek Çin Halk Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkiler kurmaya başladı.

          Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Çin’i ziyaretinin hemen ardından, Temmuz 2009’da Çin’in Doğu Türkistan bölgesinin (Sincan Uygur Özerk Bölgesi) başkenti Urumçi’de olaylar çıkmıştı. Çin resmi kaynaklarının 184 olarak bildirdiği ölü sayısını, Dünya Uygur Kongresi lideri Rabiye Kadir, Washington’da yaptığı açıklamada 1000-3000 arasında verdi. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Türkistan’daki olayların vahşet boyutuna vardığını ve Türkiye’nin bunu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıyacağını söylemişti. Çin, olayların kendi iç meselesi olduğunu savunmuş ve konseyde veto hakkı olduğundan ötürü, Türkiye’nin bu girişimini engelleyeceğini ifade etmişti. Erdoğan’ın, Çin’in soykırım yaptığını ifade etmesinin ardından, Türk Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerine çok önem verdiği belirtilmiş ve Türkiye’nin Çin’in iç ilişkilerine karışmak gibi bir niyeti olmadığı açıklanmıştı. Bu açıklama artan gerginliği yumuşatmış ve bir yıl sonra Davudoğlu’nun ziyaretiyle ilişkiler olumlu yönde artma trendine girmişti. Suriye yönetimine destek konusunda hiç taviz vermeyen Çin’in, en azından stratejik anlamda Türkiye ile işbirliği içinde olmasının şu an için pek mümkün olmadığı, son günlerde iyice gerginleşen Suriye – Türkiye ilişkileri göz önüne alındığında kolayca anlaşılabilir.

Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi

Akin Eraslan BALCI
Yazarın Tüm Yazıları Akin Eraslan BALCI
Akın Eraslan website

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

DOĞU TÜRKİSTAN’DAN ACI HABERİ GELEN EKREM MEHMET’İN ARKADAŞLARI, QHA’YA KONUŞTU

Çin yönetiminin, Doğu Türkistan’daki sürdürdüğü baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kalan Uygur Türkleri hakkında her ...

Çin’in Doğu Türkistan’da barışçıl gösterilere kanlı müdahalesinin 11. yıl dönümü

Bugün 5 Temmuz 2020. Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Çin güvenlik güçleri ve silahlı paramilislerin barışçıl ...

46 ülkeden, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olan baskıcı politikasına destek

46 ülkeden, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olan baskıcı politikasına destek Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Konseyi ...

TÜRK AVUKATLARIN DOĞU TÜRKİSTAN MÜCADELESİ: BAŞVURULAR BM’YE ULAŞTI

Türkiye’de faaliyet gösteren hukukçulardan oluşan Hukuk ve Fikir Platformu, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği baskıları, ...

Doğu Türkistan Raporu: Geçmişten Bugüne Dinî ve Etnik Baskılar

Giriş İnişli çıkışlı tarihî seyri içinde 1949 senesine kadar bir şekilde bağımsızlığını koruyan Doğu Türkistan, ...

Doğu Türkistan Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım

İHH Mütevelli Heyeti Üyesi Murat Yılmaz tarafından hazırlanan “Doğu Türkistan Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım” ...

Doğu Türkistan zulmü BM’de

Türkiye’nin farklı şehirlerindeki barolara kayıtlı 100 avukat, Doğu Türkistan’da yaşanan baskı ve zulümleri BM İnsan ...

Çin ile Hindistan arasındaki çatışmalarda ölü sayısı 20’ye yükseldi

İki dev nüfuslu ülke arasında tehlikeli çatışmalar devam ediyor. Son olarak statüsü tartışmalı Keşmir bölgesinde ...

Doğu Türkistan’ın Bayrağını Aşağılayan Firmayı Kınıyoruz

Doğu Türkistan’ın Bayrağını Aşağılayan Firmayı Kınıyoruz. Her toplumun milli değerleri o toplum için candan daha ...