Anasayfa » Haberler » Çin’den ve Doğu Türkistan´dan geliyorum-8

Çin’den ve Doğu Türkistan´dan geliyorum-8

İlk Müslüman Türk Hükümdarı Satuk Buğra Han’ın türbesindeyiz
     Doğu Türkistan’ın kültür başkenti Kaşgar’da ki gezimiz tüm hızıyla devam ediyor. Kaşgarlı Mahmut’un türbesini ziyaret ettikten sonra Kaşgar’a 50 km mesafede bulunan Artuç kasabasına doğru yola çıkıyoruz. Vadilerden Yalçınkayalı dağlar ve ırmaklar üzerinden geçerek çöl ortasında yeşil bir vahayı andıran Artuç kasabasına geliyoruz. İlk bakışta sevimli bir şehir. Burada ki ilk durağımız ilk Müslüman Türk devlet başkanı olan verdiği bir emirle 200 bin çadırda yaşayan Türklerin islamiyeti kabul etmesiyle Türk-İslam coğrafyasında islamın yayılmasına öncülük eden Karahanlılar Devleti’nin sultanı Satuk Buğra han’ın türbesi oluyor.
SATUK BUĞRA HAN’IN TÜRBESİNDEYİZ
Artuç şehri büyük binalar ve geniş caddelerle donatılmış. Şehrin biraz dışında sakin bir ortamda Türkistan mimarisiyle yapılan göz ve gönül okşayıcı Satuk Buğra Han camii ve türbesine doğru yolumuz devam ediyor. Üzüm bağları ve meyve ağaçları altında tipik Türkistan evlerinin arasından dar sokaklardan geçerek türbeye gideceğiz. Türkistan evlerinin kapıları muhteşem oymalı ahşap işçiliğe sahip. Satuk Buğra Han camii minareleriyle göz ve gönül ziyafeti sunuyor. Günlerden Cuma. Cami çevresi satıcılarla dolmuş. Ekmek satanlar, açıkta et satanlar, sebze ve meyve satıcıları adeta bir panayır yerine dönmüş. Caminin ilk giriş bölümü minareleriyle muhteşem. Asıl camii türbenin sol tarafında sade bir binaya sahip. Satuk Buğra Han’ın türbesi ise sol tarafta yeşillikler içerisinde firuze renkli turkuaz çinilerle, çevresiyle uyum içerisinde adeta bir tabloyu andırıyor. Üzüm asmaları ve çiçeklerle çevrili yoldan ilerleyerek türbeye gidiyoruz. Türbenin girişinde iki büyük kazan Satuk Buğra Han döneminden kalma olduğu söyleniyor. Çinilerle kaplı yüksek kubbenin altında Satuk Buğra Han’ın türbesi bütün ihtişamıyla karşımızda. Türbenin baş ve ayak ucunda Satuk Buğra Han’ın adı ve yaşadığı dönemler tarihe not düşülmüş  türbe ziyaretçi akınına uğruyor. Hep birlikte burada Fatiha okuyup, Satuk Buğra Han’ın ruhuna bağışlıyoruz. Türkiye’den geldiğimizi öğrenen Uygurlar bizlere yakınlık ve büyük ilgi gösteriyor. Büyük hakan’ın türbesinde resimler ve Satuk Buğra han döneminden kalma taşlar dikkat çekiyor. Türbeden ayrılmak zor. Kendimizi Karahanlılar devletinin ve Türk tarihinin ihtişamlı geçmişine kaptırıyoruz. Bir taraftan dua edip bir taraftan da belgesel görüntüler çekiyoruz.
ARTUÇ’DA CUMA NAMAZI
Cuma namazımızı Satuk Buğra Han’ın türbesinin bulunduğu Artuç’da kılacağız. Şehrin merkez camiine geliyoruz. İnsanlar adeta bir sel gibi camiye akıyor. Bembeyaz renklerle yeşil ağaçlar arasında ki camii Uygurca yapılan vaaz ve okunan ezanla gönül telimizi titretirken içimizde fırtınalar estiriyor. Artuçlularla konuşuyoruz. Caminin girişinde Pamir Dağları’ndan getirilen buzlarla karıştırılan buzlu ayran içerek biraz olsun gönlümüzde ki fırtınayı dindirmeye çalışıyoruz. Fotoğraf makinemizi elimize alarak birkaç kare fotoğraf çekmek istiyoruz. Daha ilk kareyi çekerken birisi yanımıza yaklaşıyor. Eliyle yasak işaretini gösteriyor. Türkiye diyecek oluyoruz, iki taraf boynunu sallıyor ve tekrar Uygurca yasak işaretini koyuyor. Fotoğraf makinemizi bir kenara koyup namaz kılmak için seccademizin başına geçiyoruz. Göz ucuyla bize fotoğraf çektirmeyen şahsı takip ediyoruz. Uzaktan bir başka yetkiliyle buluşan bir şahıs beni işaret ediyor ben hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorum. Cuma ezanı okunuyor, hutbeye çıkan imam çok kısa Uygurca hutbe okuyup kamet getirilerek Cuma namazına başladığımız esnada bizim bulunduğumuz safın baş tarafından sakallı bir genç “Allah-u Ekber” diye sesli sesli tekbir getirmeye başlıyor. Hiç kimse o tarafa bile bakmıyor. Namaz kılıp camiden çıkılırken yine aynı şahıs tekbir getiriyor. Yine hiç kimse oralı değil. Galiba biz Türk turistlerin de orda olmasını fırsat bilerek birileri komplo teorisini harekete geçirip milleti galeyana getirmek için fırsat kolladığını Artuçlular da anlamış olacak ki hiç kimse bu komplocuya alet olmuyor. Cuma namazımızı kılarak Kaşgar’a doğru yola çıkarken Satuk Buğra Han ve Karahanlılar devletiyle ilgili yaptığımız araştırma notlarını Kaşgar’a gidiyoruz.
SATUK BUĞRA HAN KİMDİR?
  Karahanlıların 920-958 yılları arasında ki hükümdarı. 932 yılında İslam´ı kabul ederek, tarihteki ilk müslüman Türk Hakanı Türk topluluğunun toplu halde İslama geçmesine yol açmıştır. Bu yüzden Türk tarihi için önemlidir ve hakkında Satuk Buğra Han destanı anlatılır. Babası Karahanlı hükümdar ailesinden Bezir Han idi. Babasının ölümü üzerine amcası ve üvey babası Oğulcak Kadır Han´ın himayesinde büyüdü. Satuk Buğra on iki yaşlarında iken Maveraünnehir ve Horasan bölgesine hakim olan Müslüman Samani Devleti şehzadeleri arasında anlaşmazlık çıktı. Bunlardan Nasır bin Ahmed, Oğulcak Kadır Han´ın ülkesine sığındı. Ona iyi muamele edip Artuç nahiyesinin idaresini verdi. Artuç Nasır bin Ahmed´in gayretleri ve gelip giden Müslüman tüccarlar sayesinde bir ticaret merkezi oldu. Satuk Buğra da Artuç´un ziyaretçileri arasındaydı. Nasır bin Ahmed´le tanışıp ondan İslamiyeti öğrenerek Türkistan´da İslâm Peygamberi Muhammed bin Abdullah´ın ölümünden 333 yıl sonra Satuk 12 yaşında iken Müslüman oldu. Müslüman olduktan sonra Abdülkerim ismini almıştır ve tam ismi Abdülkerim Satuk Buğra Han olmuştur.
10. yüzyılda yaşayan Arap gezginci ve bilgin İbn Fadlan Milâdi 960 yılında yaklaşık 200,000 çadırlı Türkler İslâm dinini benimsemiştir diye aktarmıştır. Yirmi beş yaşına gelince Müslüman olduğunu açıklayıp, amcası ile mücadeleye başladı. Onunla Fergana Savaşını yaptı. İlk olarak Atbaşı kalesini zaptetti. Daha sonra üç bin kişilik bir orduyla Kaşgar üzerine yürüyüp fethetti. Amcası Oğulcak Kadır Hanı öldürdü. Ülkede hakimiyeti sağlayıp birliği temin etti. Türk ülkelerinde İslamiyeti hızla yaydı. Ebü´l-Hasan Muhammed gibi İslam alimleri, Satuk Buğra Hana yol gösterip teşvik ettiler.
Abdülkerim Satuk Buğra Han, daha sonra yaptığı savaşlarda; Yağma, Çiğil, Oğuz boylarının yerleşmiş bulunduğu Türkistan şehirlerini birer birer ele geçirdi. Bu sırada Karahanlılar Devletinin doğu kısmına hakim olan Büyük Kağan Bazır Arslan Han Çinlilerden yardım alarak 924 yılında Abdülkerim Satuk Buğra Hana karşı savaş açtı. Satuk Buğra Han Müslümanların yardım ve desteğiyle, onunla Balasagun Savaşını yaptı ve galip geldi.
Sultan Satuk Buğra Han´ın dört oğlu, Buğra Hasan Han, Hüseyin Buğra Han, Yusuf Kadir Han, dördüncü oğlunun ismi belli değildir, ve üç kızı, bunlar Nasab Türkan, Hadya Türkan ve Ala Nur isimlerinde toplam yedi çocuğu olur. 31 yıl hüküm süren Satuk Buğra Han, güzel ve adil idaresi ile binlerce kimsenin Müslüman olmasına vesile olmuştur. Saltanatının sonuna doğru, Satuk Buğra Han, Liao Hanedanlığına karşı bir sefer yapar ve Turfan´a kadar bütün ülkenin tamamında İslâm genişlemiştir. Burada hasta olur ve Kaşgar´a geri getirilir, bütün bir yıl hasta yatar ve sonra vefat eder. Satuk Buğra Han, son saatlarında arkadaşlarını, çocuklarını, Abú Nasrın oğlunu Abbúl Fattáh yanına çağırır ve onlara nasihatta bulunur. Onun yaşamını bitirdiği son gün, Kaşgarlı Mahmud´un Divân-ı Lügati´t-Türk´te artuç” “Ardıç. Kaşgar´da bu isme sahip iki köy vardır diye bahsettiği, “birisinin adı altın Artuç, ikincisi üst Artuç´dır.” Altın Artuç ´ta mezarlığa gömülür, ve cenaze törenine iki vali, yedi bin alim yirmiiki bin gazi ve halktan onbeş bin kişi katıldı. Satuk Buğra Han´ın ölümünden üç yıl sonra Abbúl Fattáh ta ölür, böylece bütün görevleri Satuk ailesine geçer. 10. yüzyılda Artuç´da inşa edilen türbesi tekrar 1995 yılında Mimar Abuduryim Ashan tarafından tamir edilmiştir.
KARAHANLILAR DEVLETİ
Karahanlılar (840 – 1212 yılları arasında Orta Asya ve günümüz Doğu Türkistan toprakları üzerinde hüküm sürmüş Türk devletidir.
Bazı tarihi kaynaklarda bu krallık, İlekhan Krallığını olur, bulunan maden paraların bir çoğunda tipik “İlek (Iilik, elik, vs)” bir sözü vardır, İslâmi kaynaklarda, örneğin Ali ibn el-Esir o hanedanın ismini, al-Hāqaniya, al-Hāniya veya al-Āfrāsiyā diye tanımlamıştır.[1] Eşzamanlı edebiyat kaynaklarda genellikle hanedan ismi Kağaniye (Ḵāqāniya) (Ḵağan [yurdu]), al-Moluk al-Ḵāniya al-Atrāk veya Āl-e Afrāsiāb (Afrasiab ailesi, hanedanı; Şehname´deki Turan kralı) denilmiştir.[2]
 İsim Kökeni [değiştir]Devletin adı Kara ve Han iki Türkçe kelimesinden oluşmuştur. “Kara”, Türkçe´de siyahı, soyluluğu gösterir ve “Han”, doğrusu Kağan, yöneticilere verilen Tanhu, Hakan, Yabgu, ve İlbey gibi Türkçe bir unvandır. Prof. Omeljan Pritsak, meseleyi daha başka açıdan ele alarak izah etmiştir. Türklerde Kara, Kızıl, Ak ve Gök, dört yönü temsil etmektedir. Kara, kuzey tarafını gösterir ve ekseri şehirlerde ayrı olarak bu yönlerin kapılarının isimleri vardır. Belh´in kuzey, yani Kara´nın yönü (tarafı) Türk kapısıdır. Güney kapısı Hind, batı kapısı Yahudi, doğu kapısı ise Çin kapısıdır. Kara aynı zamanda kuvvetli, cebbar ve cesur demektir. Bu bakımdan bu ismi almış olmalıdırlar. Gazneli Mahmud´a Çinlilerin verdiği “Karahan” tabiri de aynı mânâda olmalıdır. “Kara”, azamet yükseklik ve üstünlük demektir.[3] Meselâ Türk ülkelerinden en doğudan batıya kadar raslanan karasular, hep gür, coşkun su ve nehirlere verilmiştir.
 Siyasi Tarih [değiştir]Kurucusu Bilge Kül Kadir Handır. Bilge Kül öldükten sonra oğulları Bazır ve Oğulçak devletin başına geçtiler. Devletin Batı kısmında hükümdar olan Oğulçak, Samanoğulları devletindeki karışıklıklardan yararlanarak isyan eden bir Samanî şehzadesinin sığınma talebini kabul etti. Oğulçak´ın yeğeni Satuk Buğra, bu şehzade sayesinde müslüman oldu ve Abdulkerim adını aldı. Bu olaydan sonraz amcası Oğulçak´ı mağlup eden Abdulkerim Satuk Buğra, devletin başına geçti ve Han ünvanını alarak islamiyeti resmen kabul etti. Karahanlılar, islamiyeti topluca kabul eden ilk Türk devletidir. Satuk Buğra Han 955 (Hîcrî 344) yılında Kaşgarlı Mahmut´un Divân-ı Lügati´t-Türk´te ” اَرتُج artuç: Ardıç. Kaşgar´da bu adta iki köy vardır.”[4] diye bahsettiği altın Artuç köyünde gömülmüştür.[5] O zamanlar Kaşgar´ın kuzeyinde iki tane Artuç (Atuş, Artux) isminde köy vardı, birisinin adı altın[6] Artuç (Atuş, Artux), ikincisi üst Artuç (Atuş, Artux)´dır.
 Karahanlı Tarihi [değiştir]Tarihi kaynaklar,birbirleri ile fazlasıyla ters düşer, Karahanlı Devletinin ilk Hanı, tarihi ve kurucu kim olduğu, daima tartışılmıştır. Karahanlı devleti İslam´la ilgilidir ve tüm kaynaklar aynı kişiye yani Satuk Buğra Han´a odaklanmıştır. Sadece bir tarihçi, Abu’l-Futub ‘Abd al-Ghafir bin Husayn al-Alma’i, ki Hicri beşinci yüzyılda Kaşgar´da yaşamış, o Tarikh Kashghar şehir tarihi yazmış ve Satuk Buğra Han´ın din değiştirdiğini anlatır. Ancak, bu ilk metin el yazması kaybedilmiş ve sadece kısmen tekrar 14. yüzyılın başında Jamal Qarshi tarafından Mulhaqat al-Surah isminde kitabında yeniden yazılmıştır. Bir başka kaynak 1889 yılı içinde bulunan Çağatayca dilinin son kısmına ait Buğra Han hatıralarıdır (Tazkirah Buğra Han). 17. yüzyıldan kalma bir başka el yazması kopyası bulunur.
Kuruluş dönemi ile ilgili pek fazla bilgi bulunmayan Karahanlılar Devleti, Karluk, Çiğil, Yağma ve diğer Türk boylarından oluşmuştur.
Devlet, 840 yılında Uygur Devleti´nin, Kırgızlar tarafından yıkılmasıyla Bilge Kül Kadir han tarafından kurulmuştur. 893 yılında Kaşgar devletin başkenti olmuştur.
Bilge Hüsamettin Han´dan sonra devleti oğulları, Bazır Arslan Han ve Oğulçak Kadir Han yönetmişlerdir. Balasagun ve Taraz merkezli iki ana idari bölgeye ayrılan devlette; Bazır Arslan Han, Balasagun´da Büyük Kağan olarak ve Oğulçak Kadir Han Taraz´da Ortak Kağan olarak yönetimi paylaşmışlardır.
10. yüzyıl sonlarında Oğulçak Kadır Han´ın yeğeni Satuk´un (Satuk Buğra Han) savaş halinde bulundukları Samanî sığınmacıların etkisi ile İslam´ı kabul etmesi devletin tarihinde yeni bir sayfa açmıştır. İslam´ı kabulunden sonra Abdülkerim adını alan Satuk Han, devletin sürekli savaş halinde olduğu Samanîler´den de aldığı destek ile amcasına karşı mücadele ederek devletin yönetimini ele geçirmiştir.
İslamiyet´i devlet dini olarak benimseyen Satuk Han döneminde Karahanlı Devleti´nin tamamına yakın bir bölümü bu dine geçmiştir. Karahanlı Devleti ilk büyük Müslüman Türk devleti olmuştur. Halife “Nasr Bin Ali” döneminde Abbasiler Karahanlıları Müslüman ülkesi olarak tanımıştır. Samanoğulları ile itilafta olan Karahanlılar, Gaznelileri destekleyerek Samanoğulları Devleti´ni yıkmıştır. Gazneliler ile Ceyhun nehri sınır olarak belirlenmiştir.
Devlet 1042 yılında hanedan içindeki kavgalar sonucunda Doğu ve Batı Karahanlı devletleri olarak ikiye bölünmüştür. Batı Karahanlı Devleti; 1042-1212 yılları arasında hüküm sürmüş ve ilk başkenti Özkent olan devlet 1212 yılında Harzemşahlar tarafından yıkılmıştır. Önemli merkezleri; Balasagun, Talas ve Kaşgar ve ilk hükümdarı Tamgaç Buğra Han olan Doğu Karahanlı Devleti ise 1211 yılında Karahitaylar tarafından yıkılmıştır. Çinliler yakınlarında kurulan tüm yabancı devletlere hep aynı Divide et impera (Böl ve hükmet) aldatmacı, hileyi kullanıp önce ikiye bölmüşler daha sonra yıkmışlardır. Aynı oyun Göktürklerede yapılmıştır. Böyle oyunları Ruslar Anaasya´da yaşayan diğer Türk Uluslarına uygulayıp birbirlerine düşman yapmışlardır.
Krallık (Kağanlık) Altayların aile sistemine göre iki alt krallığa bölünmüştür. Doğu Karahanlıların hükûmdarı, daha büyük han olup “Arslan Kara Han” unvanıyla Balasagun (ya da Kara Ordu)´da ikamet etmiştir. “Arslan” kelimesi Karluklar´dan Çiğil boyunun totemi (ongunu) olan aslan manasına gelmektedir. Batı Karahanlıların hükûmdarı olan ikinci Karahan ise Taraz´da üslenmiş ve daha sonra Kaşgar´a taşınmış ve tekrar Taraz´a dönmüştür. Onun unvanı Buğra Kara Han idi. “Buğra” kelimesi Karluklar´ın Yağma boyunun totemi (ongunu) olan deve anlamına gelmektedir.[7]
Türk tarihi

Ön Türkler[göster]Ön TürklerTengricilikOrhun YazıtlarıBozkır İmparatorluğu geleneği
Bozkır imparatorlukları[göster]Göçebe Hiung-nu Batı • Kuzey • GüneyCücenlerAkhunlarGöktürk Kağanlığı Doğu • Batı • İkinciUygur Kağanlığı Kansu Uygur Krallığı • Karahoca Uygur Krallığı • KarahanlılarYerleşik Beş Hu On Altı Krallık Han Çov • Hou Çov • Vey • HyaKansu Uygur KrallığıKarahoca Uygur KrallığıKarahanlılar Doğu Karahanlılar • Batı KarahanlılarBeş Hanedan On KrallıkŞatuolar Hou Tang • Hou Jin
Ural´ın batısı Hun İmparatorluğuAvar KağanlığıHazar KağanlığıBüyük Bulgarya HanlığıPeçenekler

Memlûkler / Türkmenler[göster]Hindistan Gazne DevletiDelhi SultanlığıMısır TolunoğullarıMemlûk Sultanlığıİran Karakoyunlu DevletiAkkoyunlularAfşar HanedanıKaçar Hanedanı
Moğolların mirasçıları[göster]Cuci´nin soyundan gelen ülkeler
Toka Temür sülalesi Kırım HanlığıKazan HanlığıKasım HanlığıAstrahan HanlığıKazak HanlığıNogay OrdaŞiban sülalesi Sibir HanlığıŞeybani HanlığıBuhara HanlığıHive HanlığıKokand HanlığıBuhara EmirliğiÇağatay´ın soyundan gelen ülkeler Doğu Çağatay HanlığıYarkand Hanlığı
Anadolu / Rumeli[göster]Selçuklular Büyük Selçuklu DevletiIrak Selçuklu DevletiKirman Selçuklu DevletiAnadolu Selçuklu Devleti
I. dönem Anadolu beylikleri Çaka Beyliği (1081 – 1098)Dilmaçoğulları Beyliği (1085 – 1192)Danişmendliler Beyliği (1092 – 1178)Saltuklu Beyliği (1092 – 1202)Ahlatşahlar Beyliği (1100 – 1207)Artuklu Beyliği (1102 – 1408)İnaloğulları Beyliği (1098 – 1183)Mengüçlü Beyliği (1072 – 1277)Erbil Beyliği (1146 – 1232)Çubukoğulları Beyliği (1085 – 1092)Atabeylikler ZengilerİldenizlilerBörilerSalgurlular
II. dönem Anadolu beylikleri
Osmanlı İmparatorluğu (1299 – 1922)Taşanoğulları Beyliği (1350 – 1398)Çobanoğulları Beyliği (1227 – 1309)Karamanoğulları Beyliği (1256 – 1483)İnançoğulları Beyliği (1261 – 1368)Sâhipataoğulları Beyliği (1275 – 1342)Pervaneoğulları Beyliği (1277 – 1322)Menteşe Beyliği (1280 – 1424)Candaroğulları Beyliği (1299 – 1462)Karesi Beyliği (1297 – 1360)Germiyanoğulları Beyliği (1300 – 1423)Hamitoğulları Beyliği (1301 – 1423)Saruhanoğulları Beyliği (1302 – 1410)Tacettinoğulları Beyliği (1303 – 1415)Aydınoğulları Beyliği (1308 – 1426)Tekeoğulları Beyliği (1321 – 1390)Dulkadiroğulları Beyliği (1339 – 1521)Ramazanoğulları Beyliği (1325 – 1608)Kadı Burhaneddin Devleti (1381 – 1398)Eşrefoğulları Beyliği (1300 – 1326)
Türk cumhuriyetleri[göster]Türkiye CumhuriyetiAzerbaycan CumhuriyetiTürkmenistan CumhuriyetiÖzbekistan CumhuriyetiKazakistan CumhuriyetiKırgızistan CumhuriyetiKuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiTarihi Türk devletleri listesi
Tarihî ve çağdaş Türk devletleriTürk tarihi literatürü g • t • d

Karahanlı Devleti, Aral Gölü´nden Batı Çin ve Moğolistan adacıklarına kadar uzanan bir coğrafyada hüküm sürmüştür.
 İktisâdi Yapısı [değiştir]Karahanlılar devrinde kömür, bakır, altın ve kurşun içeren maden ocakları işletilmiş. Kuça, Kaşgar, Aksu ve Hoten pazarlarında altın ve bakırdan işlenmiş eşyalar satılmış, her yıl sergiler düzenlenmiştir. Soda (sodium carbonate), Yeşim taşı, Yurungkaş Nehri yatağından çıkarılan beyaz Yeşim ve Karakaş Nehri yatağından çıkarılan siyah Yeşim, Lapis lazuli (lâcivert taşı) ve İpek, İpek Yolu boyunca ticareti yapılmıştır. Karahanlılardan Satuk Buğra Karahan, Harun Buğra Karahan, Musa Buğra Karahan, Yusuf Kadir Karahan, Süleyman Arslan Karahan, batı hanlarından Tamğaç İbrahim Han, I. Nasr Şemsi el-Mülk Han ve diğerlerinin adına altun, gümüş, bakır madeni paralar basılmıştır.
 İdare Sistemi [değiştir] Ülüş sistemi [değiştir]ülüş[8] Orta Asya Türk Devlet geleneğine göre ülke topraklarının Hakanlar tarafından hanedan üyeleri, yakın akrabalar arasında özerk idare statüsünde ve halk arasında paylaştırılması esasına dayanan idarî yapılanmadır. Ülüş sistemi bilim adamlarınca göçebe devlet anlayışı ve teşkilât sistemine dayandırılmıştır.[9]
Toy, Türk devletlerinde resmi bir görüşme gayesiyle toplanılan veya Türk boylarının, topluluklarının belli bir amaç doğrultusunda bir araya geldikleri toplantılardır. Hükümdarlar çeşitli sebeplerle toy düzenlerlerdi. Bunlar, tahta çıkış toyu, zafer toyu, düğün toyu, doğum toyu, ad koyma toyu gibi toylardır. Bu toylar Türklerde sosyal hayatın düzenlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.[10][11]
Orun, Türk hanlarının saraylarında veya devlet törenlerinde, toylarda Türk boylarının alacakları, oturacakları yerlerin tespit edildiği kurallardır.[12][13][14]
Hakanların her ne kadar vilayeti çok, payesi (rütbesi) yüksek olursa olsun, turuncu renkte ipekten veya kumaştan yapılan sayıları dokuzu geçmeyen tuğ[15] (sancak)´ları bulunurmuş ve onlar dokuz sayısını uğur sayarlarmış.
 Uygarlık [değiştir]İslam´ın kabülü sonrasında Karahanlılar Uygur alfabesi ni benimsemişler ve Türkçe´yi resmi dil olarak kullanmışlardır. Türklerin yoğun olarak yaşadığı topraklarda devlet kurulması sebebiyle diğer Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Arapça ve Farsça dilleri Karahanlılar´da etkin olamamıştır.
“Ribat” (Taşrabat) adı verilen kervansaraylar yapılmıştır. Tuğla ve kerpiç ağırlıklı olduğu için günümüze enkazları kalmıştır. Türk-İslam sentezi olarak Kümbetler ilk bu dönemde görülür. Bir Türk arşını olan çığ, Arap arşının üçte ikisi kadar uzunlukta olup, göçebeler bununla bez ölçerlermiş.
Yusuf Has Hacib´in Kutadgu Bilig (Mutluluk Bilgisi), Kaşgarlı Mahmud´un Divanü Lügatit-Türk (Büyük Türk Sözlüğü), İmam-ı Ebü´l-Fütuh Abdülgafur´un Tarih-i Kaşgar (Kaşgar´ın Tarihi) adlı çalışmaları bu dönemin en önemli yapıtlarıdır. Aşkiyaş adında özel yemek evlerini kullanmışlardır.
…………
Kaşgarlı Mahmut’un türbesine gidiyoruz

    Güneşli bir ağustos ayı, günlerden Cuma, tarihler 31 Ağustos 20121. Kaşgar şehrinden yola çıkıyoruz. 45 km mesafede karlı tanrı dağları ve pamir dağları eteğinde ki Kaşgarlı Mahmut’un türbesinin bulunduğu Opal köyüne gidiyoruz. Meyve bahçeleri, üzüm bağları, sebze bahçeleri, kavak ve söğüt ağaçları arasından Opal köyüne geliyoruz. Köy oldukça bakımsız. Türbe girişi tipik Uygur mimarisiyle yapılmış. Kavak ve söğüt ağaçları arasından Kaşgarlı Mahmut’un büyük boy heykeli bizi karışılıyor ve adeta neden geciktiniz, hoş geldiniz dercesine bizi bağrına basıyor. Uygurlularla birlikte heykelin önünde hatıra fotoğrafları çekiyoruz. Kaşgarlı Mahmut’un ömrünü temsil eden 97 basamaklı merdivenden tırmanarak Kaşgarlı Mahmut tarafından dikildiği söylenen ve dibinden soğuk su çıkan Kara Kavak ağacının bulunduğu yere geliyoruz. Kara Kavak ağacının dibinde ki su dan su içerken, Kaşgarlı hanımlar ağacın dallarına bez bağlıyorlardı. Rivayete göre hocasının emriyle bu kara kavağı Kaşgarlı Mahmut dikmiş.

   Yine merdiven tırmanmaya başlıyor, merdivenin başında bizi muhteşem mimarisiyle Kaşgğrlı Mahmut’un türbe kapısı karşılıyor. Daha sonra küçük bir meydan tepenin üstünde mescit ve türbe binası. Sırtını tanrı dağlarına yaslamış vaziyette bir tablo gibi göz ve gönül ziyafeti sunuyor. Türbenin girişinden Kaşgarlı Mahmut’un büyük boy temsili resmi, sağ tarafta Türbe sandukası, önce türbe sandukasını ziyaret ediyoruz, Uygurlu kadın erkekli kalabalık bir grupla Fatiha-i Şerif okuyor, Kaşgarlı Mahmut’un ruhuna hediye ediyoruz. Türbe ziyaretçi akınına uğruyor. Türbenin içerisinde ki müzeden Kaşgarlı Mahmut ve Divan-ı Lügatit Türkle ilgili bilgiler veriliyor. Türbenin duvarında asılı bulunan bir fotoğraf dikkatimizi çekiyor. Bu fotoğraf Devlet Bahçeli’nin Başbakan yardımcısı olduğu sırada Türbeyi ziyaret eden ilk Türk devlet adamı olarak çekilmiş. Türbenin mescit bölümünde iki rekat namazımızı eda ediyor, Kaşgarlı Mahmut’un türbesinden belgesel görüntüler çeken ilk Türk gazetecisi ve televizyoncusu olmanın haklı gururunu yaşayarak türbeden ayrılıyoruz. Türbenin hemen karşısında tarihi Uygur mezarlığını da ziyaret ederek Fatiha okuyoruz. Uygurlarda mezar kültürü tam bir sanat haline getirilmiş. Mezar sandukaları beşiği andırıyor. Karlı Tanrı Dağları ve Pamir dağlarının eteğinde ki bu Uygur mezarlığında acaba kimler yatıyor. Dağların zirvelerinde ki karları seyrederken, bir taraftan da mezarlıkta yatanların ruhuna Fatiha okuyoruz. Opal köyünün havası çok güzel. Türbe çevresinde ki ağaçlar altında Uygur kadınları evde pişirdikleri çörek ve yumurtaları satıyorlar. Bazı Uygurlular piknik yapıyorlar. Uygurlularla sohbet ederek türbeden ayrılırken Kaşgarlı Mahmut ile ilgili bazı bilgileri sizlerle paylaşıyorum.

KAŞGARLI MAHMUT KİMDİR?

Kaşgar´dan 45 km güney batıda Opal kasabasında dünyaya geldi. Bazı kaynaklara göre ise Isık Göl yakınındaki Bars Kul´da doğmuştur. Tam adı “Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed”dir. Yani Muhammed oğlu Hüseyin oğlu Mahmud´dur.

    Kaşgarlı Mahmud, 1008 yılında Kaşgar’da dünyaya geldi. Hamirler diye çağrıldığını, bunun Oğuzların  kaynaklandığından bahsetmektedir. Kendisinin verdiği bu bilgilerden, Türk tarihinin önemli devletlerinden birisi olan Karahanlı Devleti´nin hanedan sülalesine mensuptur.

Başka araştırmalara göre Batı Karahanlı hakanlarından Buğrahan Muhammet Yağan Tekin (Bogra Yagan Tégin)’in torunu ve Şehzade Hüseyin Emir Tekin´in oğludur. Yağan Tekin, 18 aylık kısa Hakanlık döneminden sonra tahtı kendi isteği ile Kaşgarlı Mahmut’un babası Hüseyin Emir Tekin (Hüseyin Çağrı Tégin)’e devretmiştir.

    Kaşgarlı Mahmut, Karahanlı soyundan asil bir ailenin ferdi olan Muhammed bin Hüseyin (Hüseyin Çağrı Tegin)’in oğludur. Annesinin ismi Bibi Rābiy´a al-Basrī´dir. Babası Barsgan şehrinde yaşamakta iken bilinmeyen bir sebeple Kaşgar şehrine gelip yerleşmişti. O dönemde Kaşgar, önemli bir bilim ve kültür merkezi idi. Günümüzde, Çin hâkimiyeti altında olan Doğu Türkistan sınırları içerisindedir.

Bu devir teslim için büyük ziyafetler hazırlanmış davullar dövülmüştür. Bu ziyafet sırasında Yağan Tekin’in eşlerinden Hanısı, tahta kendi oğlu İbrahim’i geçirebilmek için diğer şehzadeleri zehirlemiştir.

KAŞGARLI MAHMUT’UN ÇİLELİ HAYATI

Kaşgarlı Mahmud´un babası da zehirlenenler arasındadır. Bu saray darbesinden sonra İbrahim, 1057 yılında Batı Karahanlıların hakanı olmuştur. Kaşgarlı Mahmud ise bu tuzaktan kendisini kurtararak Batı Karahanlı Devleti´nin topraklarından kaçmıştır. Ancak İbrahim Han´ın adamları her yerde onu aradıklarından o kendisini gezgin veya bilgin gibi sıfatlarla takdim ederek sık sık yer değiştirmek zorunda kalmıştır.

Kesin olarak Kaşgarlı Mahmud, dönemin bütün klasik ilimlerini tahsil etti. Arapça ve Farsça öğrendi. Saciye ve Hamidiye Medreseleri´nde tahsil gördükten sonra kendisini Türk dili tetkikatına vakfetmiştir. Bu amaçla Orta Asya´yı boydan boya kat ederek Anadolu´ya oradan da Bağdat´a gitmiş. 15 yıl boyunca Türklerin yaşadığı bütün illeri, şehirleri, obaları, dağları ve çölleri dolaştı.

Bu geziler inceleme amaçlı idi. Türklerin örf ve âdetlerini mahallinde araştırdı. Gezileri sırasında, ana dili Türkçenin Hakaniye, Oğuz, Kıpçak, Argu, Çiğil, Kepenek şivelerini de öğrendi. İyi öğrenim görmüş, İslâmiyet´le ilgili bilimsel çalışmaları yakından izlemiştir. Arapça ve Farsçayı da çok iyi öğrenmiştir. Türklerin bulunduğu bölgeleri gezmiş , ana dili olan Türkçenin bütün lehçelerini yerlerinde öğrenmiş, geleneklerini göreneklerini yakından izlemiştir.

BİLİMSEL VE EDEBÎ YÖNÜ

Divanü Lügati´t-Türk isimli, dünyaca bilinen eserin yazarıdır. Eserini 1072 yılında Bağdat’ta yazmaya başladı. 12 Şubat 1074 tarihinde tamamladı. Eserin tamamlanmasından sonraki iki yıl içerisinde dört defa baştan sona gözden geçirerek 1076‘da son şeklini verdi. 1077 Ocağında bitirilmiştir. Eserini Abbasi Halifesi Muktedî-Biemrillah’ın oğlu Ebü’l-Kasım Abdullah’a sunmuştur. Kitabın tek yazması olan nüsha bugün İstanbul’da Millet Kütüphanesi´nde muhafaza edilmektedir.

Kaşgarlı Mahmud’un, Kitabu Cevahirü’n-Nahv fi Lugati’t-Türk (Türk Dili’nin Nahiv Cevherleri) adlı bir eser daha kaleme aldığı biliniyor. ), Türk dilinin ilk gramer kitabının nerede ve nasıl kaybolduğu belirlenememiştir. Bu eser, günümüze ulaşmamıştır.

KAŞGAR´A DÖNÜŞ

Kaşgarlı Mahmut, 1080 yılında Kaşgar’a döndü. O artık, ülkesinin önde gelen bir bilim adamı idi. Adına izafeten, Mahmudiye Medresesi denilen binada dersler vermeye başladı. Binlerce öğrenci yetiştirdi.

Mahmud, 1105 yılında, 97 yaşında iken fani hayata veda etti. Naaşı; ders verdiği Mahmudiye mezarlığında toprağa verildi. Burası, Kaşgar şehrine 45 kilometre uzaklıktaki Opal köyünde, etrafı kavak, çınar ve söğüt ağaçlarıyla çevrili bir tepedir. Ölümünden sonra öğrencileri tarafından inşa edilen türbe, günümüze kadar dört defa yenilendi.

Türbede, Kaşgarlı Mahmud’un sandukasının bulunduğu bir oda, Kuran okumak için bir salon ve müze bölümü bulunuyor. Müzede değerli âlimin kitap ve makaleleri, el yazması ve basma Kur’anlar ile bazı eşyaları var. Müzenin duvarında, Doğu Türkistanlı bir ressam tarafından büyük boyda yapılmış, Kaşgarlı Mahmud’u çalışırken gösteren temsilî bir resim yer alıyor. Müzede ayrıca Uygurların Budizm inancını yaşadıkları dönemlere ait eşyalar göze çarpıyor. Bu eşyaların, arkeolojik kazılarda elde edildiği belirtiliyor. Karahanlılar dönemine ait çeşitli madenî para ve süs eşyaları, müzede sergilenen malzemeler arasında dikkat çekiyor. Türbenin iç ve dış duvarları ile oda ve salonların tavanları, Uygur sanatının süsleme unsurlarıyla bezenmiş. Süslemeler, ahşap tavanda eşsiz bir ihtişam oluşturuyor.

Türkoloji’nin ilk ve en büyük âliminin türbesi, son yıllarda önemli ölçüde tahrip edilmiştir.
YAZI SERİSİNİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Türkiye’nin Uygur Türkleriyle ilgili endişeleri BM’de dile getirildi

Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarındaki ulusal beyanında, Uygur Türklerinin kültürel ve dini kimliklerine saygı ...

Türkiye’den Birleşmiş Milletler’de Uygur Türkleri tepkisi

Türkiye, Birleşmiş Milletler 75. Genel Kurulu kapsamında gerçekleştirilen Sosyal, Kültürel ve İnsani İşler’den sorumlu III. ...

39 ülke Uygur Türkleri için çağrı yaptı. Listede Türkiye yok

Çin hükümetine toplama kamplarında zorla tutulan Uygur Türklerinin serbest bırakılması çağrısı yapılan ve 39 ülkenin ...

CHP’den iktidara Uygur Türkleri tepkisi

39 ülkenin imzaladığı ‘Uygur Türkleri’ mektubunda Türkiye’nin imzasının yer almamasını eleştiren CHP Eskişehir Milletvekili Utku ...

İçişleri Bakanlığı’ndan Davutoğlu’nun “50 bin Uygur Türkünün Çin’e gönderilecek” iddialarına yanıt

İçişleri Bakanlığı’ndan Davutoğlu’nun “50 bin Uygur Türkünün Çin’e gönderilecek” iddialarına yanıt İçişleri Bakanlık Sözcüsü İsmail ...

Sessizliğe gömülen dünya karşısında Çin’in Doğu Türkistan’a zulmü

Erdoğan’ın Doğu Türkistan’a yapılan zulmü ‘soykırım’ olarak nitelendirmesine rağmen Çin ile stratejik ilişkiler nedeniyle sessiz ...

Çinperver Vatan Partisi’nden Doğu Türkistan Karşıtı Açıklama

Cumhur İttifakı’nın gayrı resmi ortağı olarak adlandırılan Vatan Partisi, Doğu Türkistan’daki sistematik soykırımı duyuran ve ...

Skandal! Çin, Türkiye’deki Doğu Türkistan haberlerine erişim yasağı koydurmaya başladı

Doğu Türkistan’daki insanlık dramı katlanarak devam ederken, skandal bir gelişme yaşandı. Türkiye’de Doğu Türkistan ile ...

ABD : ÇİN’İN UYGURLARA KARŞI İNSAN HAKLARI İHLALLERİ İÇİN YAPTIRIMLAR ARTACAK

ABD,Dışişleri Bakanı Pompeo Çin’in Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar.Kazaklar ve diğer Çinli olmayan Müslüman halklara karşı ...