Anasayfa » Haberler » Doğu Türkistan´dan geliyorum-6

Doğu Türkistan´dan geliyorum-6

Doğu Türkistan’ın Kültür Başkenti Kaşgar’dayız

Doğu Türkistan’daki gezimiz tüm hızıyla devam ediyor. Türk zaferler tarihi içinde önemli olan 30 Ağustos 2012 tarihinde Kaşgar’a gelmiştik. Zafer bayramının heyecanı Kaşgar’da yaşıyoruz. Sabah erken kalkarak Kaşgar’da ki gezilerimizi sürdüreceğiz. 31 Ağustos 2012 günlerden Cuma. Ağustos ayı Türk zaferler tarihi için çok önemli. Sultan Alpaslan’da 1071 tarihinin Ağustos ayında Malazgirt meydan muharebesini kazanmıştı. Ağustos’un son günlerinden Kaşgar’a gelip Kaşgar’ı ziyaret etmemiz bizlere farklı duygular yaşatıyor. Üstelik mübarek Cuma gün Kaşgar’ı adım adım gezerek Cuma namazını doğu Türkistan’ın kültür başkent’e Kaşgar’da kılacağız.
KAŞGARLI MAHMUT’UN TÜRBESİNİ ZİYARETE GİDİYORUZ
Kaşgar da ilk ziyaret edeceğimiz yer Kaşgarlı Mahmut’un türbesi. Karlı Pamir ve tanrı dağlarının eteğinde bereketli bir ovada bulunan Kaşgarlı Mahmut’un türbesinin bulunduğu Opar köye şehir Merkezine 50km. Hızla köye doğru giderken sanki Anadolu yollarından geçiyoruz, meyve bahçeleri üzüm bağları, toprak damlı evler, rengârenk elbiseler içerisindeki Uygur hanımları, at ve eşek arabaları, tarlada çalışan Uygurlara el sallayarak yolumuza devam ederken Kaşgar ile ilgili bilgilerimi elimdeki nottan gözden geçiriyorum. Şimdi sizlere Kaşgarlı ile bilgiler paylaşacağım
KAŞGAR’IN ADI NEREDEN GELİYOR
Kaşgar ya da Ordu Kend, hanın oturduğu şehir” demektir, Doğu Türkistan´da Sincan Uygur Özerk Bölgesi´nin batısında Pamir ve Tanrı dağları eteğinde tarım havzasında yer alan tarihi bir şehirdir. Ünlü Türk dil bilgini Kaşgarlı Mahmut Kutat Kubilik yazarı Yusuf Hasacip ama ön önemlisi ilk Türk İslam devleti olan ve Müslüman Türk hakanı unvanı ile İslam medeniyetinin Türk İslam coğrafyasında yayılmasına öncülük eden Karahanlılar Devletinin kurucusu Saltuk Buğra Han ın memleketi olarak tanınan Kaşgar Türk tarihinin bir kilometre taşıdır.
KAŞGARIN ADI NEREDEN GELİYOR?
Ansiklopediler bu konuda farklı bilgiler var. Araştırmacılar Kaşgar adını Koşkar, Köşker veya Kaşkar oymağından aldığını ileri sürerler. Köşker oymağının ata yurdu Kırgızistan´ın güneyinde, Kırgızistan-Özbekistan sınırına yakın Celal-Abad İlinde bulunan Koşkar-Ata şehridir. Bir başka varsayıma göre ise Kaşgar, adını şehrin civarından sık bulunan “Kaş Taşı” veya diğer adıyla “Yeşim Taşı”ndan almıştır.
Bugün gözden ve gönülden ırak olan bir zamanlar Osmanlı coğrafyasının da bir parçası olan Türk İslam tarihinin en önemli kültür başkenti Kaşgar’ın coğrafi konumu hakkında ise şu bilgileri verebiliriz.
Batısında Kaşgar Kuna Şehir İlçesi, kuzeyinde Atuş İlçesi, doğusunda Feyzivat İlçesi ve güneyinde Yengisar İlçesi ile sınırdır. Taklamakan Çölünün batısında Tanrı Dağları´nın eteklerinde yer alan Kaşgar, deniz seviyesinden 1290 metre yükseklikte konumlanır. Kaşgarın havası suyu çok güzel olduğu için hanların hakanların oturduğu bir bölge olarak anılan yer olarak ta bilinmekte.
TÜRK- İSLAM TARİHİ’NDE KAŞGAR
Şehrin kuruluşu tarihi Çinlilerin Han Hanedanlığı dönemine kadar uzanmaktadır. Şehirde ilk hüküm süren Müslüman Türk hükümdarı Karahanlılar´dan Abdülkerim Satuk Buğra Han´dır. Ünlü türk bilgini ve adını Kaşgardan alan Kaşgarlı Mahmut yazdığı kitabı Divânu Lügati´t-Türk´de, ” Kaşgar” ” ile şu bilgileri vermektedir Kaşgar: Doğu Türk ilinde tanınmış şehir adı.” olarak tanımlanır. Kutadgu Bilik´de; “Kent: Şeher. Bu kelimeden alınarak Qaşqar üçün “Ordu Kend” derler. Hanın oturduğu şehir demekdir. Çünkü Afrasiyab, havası güzel olduğu için burada otururdu”.
TÜRK TARİHİNDE KAŞGAR
Kaşgar birçok Türk devleti ve Türk hanına ev sahipliği yapmış. Türk tarihinde Kaşgar’ın geçmişini şöyle özetleyebiliriz: 502 – 550 yılları arasında Hunlar, 552 – 648 yılları arasında Göktürkler, 648 – 649 yılları arasında Tang Hanedanı zamanında Çinliler, tekrar 659 yılından itibaren 744 yılına kadar Göktürkler, 790 ve 791 – tahminen 842 yılları arasında Tibetler ve 1006 yılından itibaren Karahanlılar 1032 – 1210 yılları arasında Doğu Karahanlılar, Doğu Karahanlılar’ı yıktıktan sonra Karahitaylar, daha sonra; önce 1227 – 1370 yılları arasında Çağatay Hanlığı, daha sonra 1370 – 1514 yılları arasında Doğu Çağatay Hanlığı bu bölgede egemenlik sürmüştür.
ANADOLUDAN KAŞGAR’A TATAR GÖCÜ
Türk tarihinde orta Asya dan Anadolu’ya göçler olduğu yazılmakta Kaşgar tarihini araştırdığımızda Anadolu’dan Kaşgar’a göçler olduğu karşımıza çıkıyor.
Kaşgar 1399 yılında kısa bir süre de olsa Timurlular Devleti´nin idaresine girdi. Timur Ankara Savaşı´ndan sonra Anadolu´dan getirdiği Kara Tatarların bir bölümünü Kaşgar´a yerleştirdi. Doğu Türkistan´da 1514 ile 1680 yılları arasında Altışehir (Altıshahr) olarak bilinen Hotan, Yarkent, Yengihisar, Kaşgar, Aksu, ve Uçturfan gibi şehirleri içine alan bölgede Yarkand Hanlığı, (mamlakati Yarkand, mamlakati Moghuliya, mamlakati Saidiya) egemenlik sürmüştür.
 KAŞGAR’DA  RUS, İNGİLİZ VE ÇİN MÜCADELESİ.
Askeri ve ekonomik bakımdan çok önemli olan ipek yolunun tanrı dağlarındaki en önemli geçidin bulunduğu yer olarak ta bilinen Kaşgar tarih boyu hakim güçlerin mücadele alanı içerisinde yer almış, son yüzyıllarda dünyaya hükmetmek isteyen Rus, İngiliz ve çinliler, Kaşgarı hakimiyet alanı içine almaya çalışmışlar.
Kaşgar 1759´da Çinlilerin eline geçti. Bu tarihten sonra bölgede yaşayan Müslümanlar Çin idaresine karşı mücadele başlattılar. Yakup Han (Yakub Beg Badawlat) bölgede bağımsız bir devlet kurdu ve 1872´den itibaren ülkesinde Osmanlı Sultanı Abdülaziz adına hutbe okutmaya başladı. Kaşgar, Yakup Han´ın hükümdarlığı kaynaklarında sık sık söz edilen Yettishahr (“Heptapolis”) yedi şehir´den birisidir, diğerleri Hotan (Khotan), Yarkent (Yarkand), Yengihisar (Yangihisar), Aksu, Kuçar (Kucha) ve Korla´dır,Yakup Han´ın ölümünden sonra Çin tekrar Kaşgar´ı ele geçirdi. Çin yönetimi 1884´te bölgede Sincan vilayetini kurdu. 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti´nin kurulmasından sonra 1955´ te Sincan Uygur Özerk Bölgesi kuruldu.
19. yüzyıldan itibaren birden bire jeopolitik önem kazanan Kaşgar, Büyük Oyun adı verilen İngiltere ve Rusya arasında Orta Asya´nın kontrolü için yaşanan çekişmede bir satranç taşıdır. Bu dönemde İngiliz ve Rus ajanları Orta Asya´nın kontrolü için birbirleriyle yarıştılar ve her ikisi birer konsolosluk açtılar. Bu yarışmayı tabiki İngilizler kazandı. Şimdi her iki Konsolosluk binaları Hotel olarak kullanılmaktadır.
İlk Çağ´dan beri Tarım havzasının ekonomik merkezi olan şehirde pamuk sanayisi gelişmiştir. Kaşgar´da pazar günü kurulan çarşı şehrin ekonomik hayatında önemli bir yer tutar. Binlerce çiftçi çevredeki verimli tarlalarda çeşitli meyve ve sebzeleri üretir. Hotan´dan getirilen ipek ve halılar, diğer el sanatlarına dayalı eşyalarla birlikte Kaşgar pazarında satılır
Kaşgar´ın nüfusu 300 binin üzerindedir. Şehrin nüfusunun büyük bir bölümünü Müslümanlar oluşturur. Şehirdeki en kalabalık etnik grup Uygurlardır
KAŞGAR’DA KÜLTÜR VE TARİH KATLİAMI.
Tarih boyu Kaşgar da büyük yağmalar ve yıkımlar olmuş . EN büyük yıkım ise Çin yaşanana Mao devriminden sonra gerçekleşmiş. Çin´de 1960 yılında başlayan kültür ihtilalı sırasında şehirde bulunan cami ve mescitlerin önemli bir bölümü yıkıldı. Günümüzde şehirde kültür ihtilalı sırasındaki yıkımdan kurtulan 100 civarında mescit ve cami bulunmaktadır. Iydgâh Camii, Apak Hoca cami ve türbesi, Döng Mescidi, Kaşgarlı Mahmud türbesi ve Yusuf Has Hacib türbesi şehrin en önde gelen tarihi eserleri arasındadır. Mankent, Kaşgar yakınında bir şehrin adı; bugün haraptır.
Kaşgar ile ilgili verdiğimiz bu kısa bilgilerden sonra ünlü Türk dil bilgini Kaşgarlı Mahmut’un türbesini ziyaret etmenin heyecanı İçerisinde Pamir ve Tanrı dağları eteğindeki yoldan Kaşgarlı Mahmut’un türbesine doru hızla yol alıyoruz
YARIN KAŞGARLI MAHMUT’UN TÜRBESİNDEYİZ
………..
Yarkent’den Kaşgar’a gidiyoruz
Bir zamanlar Yarkent hanlarının yaşadığı kültür tarihimizin önemli bir parçası Yarkent’e veda etme vakti. Yarkent’e veda etmeden, yarkent hanlarından Sultan Seyda Han, Abdurraşit Han, Aman Nisan hanım gibi Doğu Türkistan tarihinde iz bırakan şahsiyetlerin ruhuna Fatiha okuyarak Kaşgar’a doğru yola çıkıyoruz.
Yarkent-Kaşgar arası 220 km. bölgeye tarım havzası da deniliyor. Tarım ırmağı Tanrı Dağları’ndan aldığı suyu Kaşgar havzasına vererek bölgeyi bereketlendiriyor. Yeşillikler arasında yolumuz polis kontrol noktalarında durdurularak devam ediyor. Görevli polisler turist olduğumuzu öğrenince yolumuza devam izni veriyorlar.
KAŞGARLI KASAPLA SÖYLEŞİ
Kaşgar girişinde ki polis kontrol noktasında yaşlı bir Kaşgarlı, arabamıza biniyor. Şoförümüzü Yasin beyinde akrabasıymış. Kendisiyle sohbet ediyoruz. Halinden memnun gözüken kasap, şoförümüze “bunlar devlet adamı, bunlar rahat. Biz emeğimizle çalışıp kazanıyoruz.” Diyerek espri yapıyor.
Yeni Kaşgar şehrinden geniş caddeler ve büyük binalar arasından şehre giriyoruz. Tarihi Kaşgar şehri yavaş yavaş yok olmak üzere. Şehrin girişinde bizi kızıl derya karşılıyor. Tıpkı bizim Kızılırmak gibi Tanrı Dağları ve Pamir Dağları’nın karlı suyunu tarım havzasına taşıyor. Kızıl Derya’ya el sallayarak Kaşgar şehrine giriş yapıyoruz.
KAŞGAR MEYDANI’NDA Kİ MAO HEYKELİ
Kaşgar’da kalacağımız otele geliyoruz. Otelimiz Kaşgar şehir Meydanının hemen yanında. Otelimizin tam karşısında bir elini Pekin’e doğru işaret eden Mao’nun çok büyük bir heykeli ile karşılaşıyoruz. Meydanın hemen yanı halk bahçesi adıyla Park yapılmış. Gerek meydan ve gerekse parkta gezenler başlarını kaldırdıklarında Mao’nun heykeli ile karşı karşıya geliyor. Mao, aradan yıllar geçse de “Ben buradayım.” İntibaını veriyor. Mao’nun gösterişli heykeli Kaşgar’ın her tarafına hakim bir şekilde büyük bir platforma yerleştirilmiş.
1949 yılında Mao Sosyalist Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurduğunda Kaşgar’da bağımsız Doğu Türkistan devleti bulunuyordu. Mao tarafından 1952 yılında Kaşgar işgal edilmişti. Kaşgar meydanın tam ortasına 1952-2012 rakamının yazdığı büyük bir çelenk yapılarak 60. yıl kutlama çelengi oluşturulmuş. Meydan’da 24 saat polis araçları ve polis panzerleri görevde. Her yerde polis hakim. Meydan’da ki polis noktaları tamamen tutulmuş.
Otelimizin önü ve meydanda gezerken sünnet ve düğün törenlerinin konvoylarını da görüyoruz. Üstü açık bir kamyonette davul ve zurna eşliğinde konvoyların önünde ki araçlar Kaşgar’ın sıkıntılı havasını dağıtıyor ve insana neşe veriyor. Arka arkaya geçen konvoylar insanı heyecanlandırıyor. Konvoyların görüntülerini çekerken polislerin sert bakışlarına muhatap oluyoruz.
TURAN RESTORANDA AKŞAM YEMEĞİ
Kaşgar’da akşam yemeğini Turan restoran’da yiyeceğiz. Latin harfleriyle Türkçe olarak restoranın adı dışarıda ki tabelada Nuran diye yazıyor. İçeri girdiğimizde “N” nin yerini “T” almış Turan olmuş. Başta yoğurt ve gök çayı olmak üzere Uygur mutfağının en lezzetli yemeklerinin yer aldığı büyük bir zevkle süslenmiş restoranın içerisinde hem göz ve hem gönle hitap eden mimari süslemelerin içerisinde akşam yemeğimizi yerken, restoranın sahibiyle de konuşuyoruz.
Restoranın sahibi 2009 olaylarından sonra Turan adını dışarıda Nuran olarak yazdığını, hükümetle gerginlik yaşamak istemediklerini, içeride de Turan adına devam ettiklerini söylerken, Türk turistlerin bölgeye gelmesinden büyük mutluluk duyduklarını hem Çinlilerin Türkiye’ye gitmesini, hem de Türk turistlerin buralara gelmesinden iki ülke halkının mutlu olacağının da altını çiziyordu.
KAŞGAR SOKAKLARINDA GECE TURU
Turan veya Nuran adı ne olursa olsun bu restorandan çıktıktan sonra Kaşgar sokaklarına kendimizi atıyoruz. Öz Türk, Has Türk adında bir çok mağaza ve dükkan bizlere adeta hoş geldin diyerek sürpriz yapıyordu. Kaşgar Meydanı’nın yanında İhlas mağazası ise bize tam bir sürpriz yaşattı. İhlas mağazasının buralarda satış yerlerinin olduğunu öğrendik. Tarihi Kaşgar Meydanı ve İdegah Camii’nin muhteşem gece manzarası göz ve gönlümüzü aydınlattı. Yıllar önce Japonların meşhur İpek Yolu dizisinde ki Kaşgar bölümünde büyük keyifle izlediğimiz Bayram namazı ve namazdan sonra ki Uygur Türkleri’nin muhteşem bayram kutlamalarını adeta bu tarihi meydanda yaşar gibi olduk. İpek Yolu’nun da geçiş güzergahı olan Kaşgar şehrinin doya doya gece manzaralarını seyrederek Kaşgar’da ki otelimize geldik.
……………
Kargalı’dan Yarkent’e
Kargalı’da mola
   Doğu Türkistan illerini bir bir gezerken, isimler bize yabancı değil. Yarkent yollarında ilerlerken ilk mola yerimiz Kargalı’da duruyoruz. Yeşillikler içinde, muhteşem bir doğaya sahip bir Uygur restoranında yemeğimizi yiyoruz. Tabi bu sırada hemen etrafımızı Uygur Türkleri çeviriyor. Çoluk, çocuk, kadın, erkek, genci yaşlısı, at arabaları etrafımızı sararak yanı başımızda toplanıyor. Gördüğümüz manzara bize Anadoluyu hatırlatıyor.
Biz yemeğimizi yerken ilginç bir olayla karşılaşıyoruz. Yoksul bir küçük Uygur çocuğu Muz almak için babasından para istiyor. ancak babası parası olmadığı oğluna muz alamıyor. Bu sırada heyetimizden bir arkadaşımız para vererek çocuğunu muz almasını sağlıyor. Bu sırada etrafımıza polis geliyor. Ancak ne bir müdahalede bulunuyor, ne de bir şey söylüyor. Uygur restoranında yemeğimizi yiyerek tekrar Yarkent’e doğru yola çıkıyoruz.
YARKENT’DEYİZ
Yarkent adını Yar’dan alır. Başka bir ifadeyle de Yarkent ismi, suların açtığı kovuktan gelir. Ama ne olursa olsun, Biz Yar’ı sevgiliden, Yar’dan biliriz. Yar üzerine bir çok türkü yazılmış, ismini Yar’dan alan bir çok şiir yazılmıştır.
Yarkent’te ilk durağımız, Uygur Tarihi için büyük önem taşıyan Amen NisaN hanımın türbesi. Amen nisan Uygurlu bir Türk biyenin hanımı. Kültürel tarihimize de önemli eserler bırakmış bir isimdir. Yarkent’te bulunan türbesi  adeta ziyaretçi akınına uğruyor. Uygurlu Türkler ona büyük önem veriyor. Biz de Uygurlu Türkler ve kadınlarla birlikte bir Fatiha okuyoruz.
Türbe muhteşem bir mimariyle yapılmış. Çeşitli motiflerle işlenmiş. Ardından bur Uygur mezarlığına gidiyoruz. Uygur mimarisiyle yapılan mezarlıklar muhteşem bir görüntü sergiliyor. Uygur Türkleri mezarlarını ahşaptan, beşik şeklinde yapıyorlar. Burada ilk olarak Han Sultan’ın türbesini ziyaret ediyor. Türbe dışarıdan bakılınca muhteşem bir görüntü sergiliyor. Ahşaptan yapılmış bu türbenin içinde bulunan sanduka çeşit çeşit desen ve motiflerle süslenmiş. Diğer birkaç türbe ise eskimiş. Mezarlarını beşik şeklinde yapan Uygurlar aslında bu şekilde inançlarını yansıyor. Bunun anlamı doğarken insanlar beşiğe konur, öldükten sonra da beşiğe koyulur gibi koyulmalılar manasında. Muhteşem motifler ve sandukalar arasından geçerek belgesel görüntüler eşliğinde mezarlıktan çıkıyoruz.
Muhteşem motifler içinde göz ve gönül ziyafeti sunan Yarkent Camii’ne gidiyoruz.  Cami bizleri mest ederken, muhteşem üzüm asmaları ve yeşillikler gönlümüzün pasını silerken, camide ki motifler adeta nakış nakış işlenmiş. Minare ve caminin kapısını beğenimizi kazanırken, camini içinde ki çeşit çeşit ve renk renk desenler Uyguların gelişmişlik düzeyini bizlere gösteriyor. Bol bol fotoğraf çekerek gezimizi sürdürüyoruz.
YARKENT TARİHİ HAZARDAYIZ
  Yarkent’te bulunan tarihi çarşı ve pazara giriyoruz. Bizleri Anadoluyu anımsatan bu pazarda aklınıza gelebilecek hemen hemen her şey satılıyor. Beşikten, ahşap işlemeye, sazdan aklınıza gelebilecek her şeyi bulabileceğiniz bu Pazar geçmişin İpek Yolu geleneğini yansıtıyor. Burada bir Uygur saz üstadına konuk oluyoruz. Bu saz ustası burada saz ve kopuz satarken, bizlere de söylediği türkülerle muhteşem bir gönül ziyafeti sunuyor. Ardından çarşıyı boydan boya gezmeye devam ediyoruz.
Yarkent’te ki son fotoğraf karemiz ise ilginç bir enstantaneyle oluyor. Pazarda fotoğraf çekerken bir Uygur hanımefendi ve bir Uygur beyi objektiflerimize gülümseyerek el sallıyor ve bizlerin gönüllerimizi fethediyorlar.

………..
Doğu Türkistan Tarihi’nde Hotan ve Yarkent
Hotan ile  Yarkent arasında uçsuz bucaksız  çöllerde yolumuza  devam ediyoruz. Yollar uzadıkça uzuyor. Bulunduğumuz  bu coğrafya kültür ve medeniyet tarihimiz için çok önemli izler taşıyor. Taklamakan çölü, Hotan ve Yarkent Türk İslam tarihinin  yazıldığı coğrafya.Özellikle  Hotan ve Yarkent’e  ( Altı şehir) Altıshahr   de  deniyordu. Yarkent Hanlığı dönemi çok iyi araştırılması gereken   dönem.
     Doğu Türkistan´da 1514 ile 1680 yılları arasında Altışehir (Altıshahr) olarak bilinen; Hotan, Yarkent, Yengihisar, Kaşgar, Aksu, ve Uçturfan gibi şehirleri içine alan bölgede Yarkand Hanlığı, (Mamlakati Yarkand, memleketi Moghuliya, memleketi Saidiya)  hakim olarak  kültür tarihimize hizmet  etmişti. Bu duygu ve düşüncelerle Taklamakan Çölü ile Tanrı Dağları arasındaki bölgede  yolumuz devem ederken  Gerek  Hotan ve gerekse  Yarkant ile ilgili  incelediğim  Ansiklopedik bilgilerin özetini siz değerli okurlarımla paylaşıyorum.
* Hotan  Şehri
Hotan Şehri , Farsça: Uygurca: Xoten, Hotǝn shehiri, Çince: basit: Çin´e bağlı Sincan Uygur Özerk Bölgesi´nin güney batısında İpek Yolu´nun Taklamakan güney güzergâhı üzerinde yer alan tarihi bir vaha şehridir.
Hotan’ın Kasaba ve köyler
Hotan şehri, dört mahalle komitesi ,bir kasaba , üç kırsal belde  ve bir özel kırsal belde  gibi yerleşim birimlerinden oluşur.
Hotan’ın Tarihi  ile ilgili  Kaşgarlı Mahmut, Türk Dili´nin en eski ve değerli sözlüklerinden Divân-ı Lügati´t-Türk´te;
“Udun” “Xotan şehrinin adı. Xotanda oturanlara da udun derler.” Kaş öküz” “Xotan şehrinin iki yanından akan iki deredir”. gibi bilgiler verilmiştir.
Hotan Eski Çağ´da Budist kültürünü Orta Asya´ya bağlayan önemli bir merkezdi. Çinliler tarih boyunca buraya büyük önem vermişler ve kutsal kabul ettikleri yeşim taşı sebebiyle Hotan´da yaşayan halk ile iyi geçinmeye çalışmışlardır. Hotan´ın 8,5 km batısında yapılan kazılarda manastır kalıntıları ve keşiş hücreleri ile birlikte Budizmle ilgili Sanskritçe belgeler bulunmuştur.
Orta Çağ´da  Hotan ;
Batı Türkleri Miladi 632 yılında Hotanı aldılar ve Hotan beyinin 649 yılında lakabı yabğu idi. 641 yılından önce Hotan şehri yanında “Ts´io-mo” da Batı Türklerinin bir valisi vardı ve 646 yılında “She-Küei” Kağan Hotan´a sahip oldu.
658 yılında Çinliler Hotanı geri aldılar, 659 yılında da Tu-man Tigin geri aldı. 670 yılında Tibetliler Hotanı aldı. 704 yılında Kul Çur Hotan´da K´an şehrini aldı. 739 yılında etrafında Hotan Türgiş Kağanlarına bağımlı idi.9. yüzyılda Hotan Türkistan´da sayılırdı ve hükümdarın adı “Al-mu´azzam aî-Türk va al-Tubbut” (Türklerin ve Tibetlilerin muazzamı) şeklinde tanımlanmıştır.
İpek Yolu üzerinde önemli bir şehir olan Hotan´a Büyük Hun Devleti, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Karahıtaylar, Moğollar, Çağatay Hanlığı ve Timurlular Devleti hakim oldu.
Uygur Devleti zamanında Türkleşen şehir, Karahanlılar zamanında İslamlaştı. 10. asırda yazılmış bazı İslam kaynaklarında Hotan´la ilgili ayrıntılı bilgiler mevcuttur.
Hotan 19. yüzyılda Çinliler ile Uygur Türklerinin mücadelelerine sahne oldu. 1877´de Yakup Bey´in ölümünden sonra şehir Çin idaresine geçti. Bu tarihten sonra Çin idaresine karşı çok sayıda isyan çıktı. Doğu Türkistan Türkleri, Mehmet Emin Buğra liderliğinde 1933´te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini kurdu. Hotan şehri de aynı yıl bu devlete katıldı. 1949´da Çin Halk Cumhuriyeti´nin kurulmasından sonra tekrar Çin idaresine giren şehir 1955´te yeni kurulan Sincan Uygur Özerk Bölgesine dahil edildi. Bu tarihte sonra da Çin idaresine karşı birkaç isyan meydana geldi. Bu isyanların tamamı kısa süre içinde bastırıldı.
Hotan aynı zamanda çok sayıda alimi ile meşhur bir şehirdir. Hoteni olarak tanınan bu alimlerden biri olan Kadı Cemaleddin el Hotani Anadolu Selçuklu sultanı IV. Kılıçarslan zamanında vezirlik yapmıştır.
 Hotan’da Ekonomi ;
Bölgenin en eski ve en önemli geçim kaynağı ipekçiliktir. Bölgede meyve, üzüm, pamuk, buğday, mısır ve pirinç üretimi yaygındır, hayvancılık da gelişmiştir.
Hotan, ayrıca tarih boyunca ve günümüzdeki zenginliği yerli halkın Yorungkax He adını verdiği kurumuş olan bir nehir yatağından çıkarılan yeşim (Çince:Yù“) taşından gelir. Daoism (Taoism) dininin en yüksek tanrılarından biri olan Yeşimimparator´un ismidir. Çin kültüründe yeşim taşı takmanın iyi şans getireceğine inanılır. Ayrıca antik çağlarda yeşim taşının böbrek hastalıklarını iyileştirici gücü olduğuna inanılır. Bunun dışında bazı bölgelerde yeşim taşının diş çürüklerine ve ağrılarına iyi geldiğine de inanılmıştır. Şehirde metal ve değerli taş işlemeciliği gelişmiştir.
 * Hanlar Kenti Yarkent;
Yarkent İlçesi (Uygurca: Yeken Nahiyisi, Yerkent, Yərkənt; eski Türkçe: Yérkent, deniz´den yüksekliği 1189 metre yüksekte konumlanan Çin Halk Cumhuriyeti´nde Sincan Uygur Özerk Bölgesinde bir nahiye düzeyine düşürülmüş bir şehirdir.
Doğu Türkistan´nın Kaşgar´dan sonra ikinci büyük şehridir. Yarkent, birbirine çok uzak mahallelerden kurulmuş bir vaha şehridir. Taklamakan Çölü´nün batı ucundadır. Tarım Nehri´nin bir kolu olan Yarkent Nehri şehirden geçer.
Yarkent’in  Kasaba ve köyler
Yarkent İlçesi, yedi kasaba , yirmi iki kırsal belde  ve bir özel kırsal belde gibi yerleşim birimlerinden oluşur.
 Yarkent’in kısaca Tarihi ,
Yarkend muhtemelen Türkçe yar (Yar, suların açtığı uçurum. ile kend (şehir; kale veya doğu ülkelerinde her şehre verilen bir addır.) birleşmesinden elde edilmiş olabilir.
2000 yıldan fazla bir tarihi geçmişi olan Yarkent, eski çağlarda Yarkent, Qusha ve Yerqiang gibi krallıklara ev sahipliği yapmıştır.
502 – 550 yılları arasında Hunlar, 552 – 648 yılları arasında Göktürkler, 648 – 649 yılları arasında Tang Hanedanı zamanında Çinliler, tekrar 659 yılından itibaren 744 yılına kadar Göktürkler, 790 ve 791 – tahminen 842 yılları arasında Tibetler ve 1006 yılından itibaren Karahanlılar 1032 – 1210 yılları arasında Doğu Karahanlılar, Doğu Karahanlıları Karahitaylar yıktıktan sonra Karahitaylar, daha sonra; önce 1227 – 1370 yılları arasında Çağatay Hanlığı daha sonra 1370 – 1514 yılları arasında Doğu Çağatay Hanlığı bu bölgede egemenlik sürmüştür.
KARAHANLILAR DÖNEMİNDE YARKENT
Karahanlılar döneminde, “I. Yusuf Kadir Han Gazi ve Hasan Buğra Han Gazi Yarkend kentine geldiler ve burada yaşadılar. Onlar insanları İslam dinine inandırdılar. Onlar, sözle ve açıkça iman ederek Müslüman oldular. İnsanlar paralarını ve mallarını, mülklerini, yaşam ve bedenlerini vermeyi teklif ettiler. Onlar fakir olanlara tamamını verdiler..
*Yarkand Hanlığı dönemi
Doğu Türkistan´da 1514 ile 1680 yılları arasında Altışehir (Altıshahr) olarak bilinen Hotan, Yarkent, Yengihisar, Kaşgar, Aksu, ve Uçturfan gibi şehirleri içine alan bölgede Yarkand Hanlığı, (mamlakati Yarkand, mamlakati Moghuliya, mamlakati Saidiya) egemenlik sürmüştür. Yarkand Hanlığı (Seidiye Hanlığı) zamanında önce tarihi Kaşgar daha sonra da Yarkent şehri başkentlik yapmıştır. Abdülkerim Han’ın yerine geçen oğulları Muhammet Han ile Şecaeddin Ahmet Han ve Abdullah Hanlara egemenlik yönünden yarar sağlayacağı düşüncesiyle Ahmet Kazani (Mahmud-ı Azam)´nin ilk hanımından olan büyük oğlu Hoca Kalan (Muhammet Emin)’ı Yarkent´e çağırması Doğu Türkistan´ın yazgısına etki edecek olayların gelişmesine neden olmuştur. Çünkü bu iki kardeş Hocanın ölümünden sonra oğulları büyük bir çekişmeye girerek ülkeye fayda yerine zarar getirmişlerdir. Hoca İshak Veli’nin oğulları İshakiyye veya Karatağlık adıyla, kardeşi Hoca Kalan’ın oğulları da Afakiyye veya Aktağlık adıyla ayrı görüşleri savunan iki dini grup olarak kıyasıya savaşıma girmeleri ülkeyi yeni bir döneme sürüklemiştir ki bu döneme “Hocalar Devri” denmiştir.
*19. Yüzyıl da Yarkent;
1943 – 1956 yılları arasında kendi idari yapısına sahip olan Yarkent 1956 yılından sonra nahiye seviyesine düşürülüp Kaşgar İline bağlanmıştır.
Merkezi Yarkent’de olan Saidiye Hanlığı’nın hükümdarı Sultan Abdürreşit Han (1563 – 1570)’ın girişimi, Amannisa Hanım (1533 – 1567) ve ünlü müzik ustası Kıdırhan’ın önderliğinde halk arasındaki makamçılar bir araya getirilmiş ve Uygur Oniki Makam müziği ve metinleri derlenip sistemleştirilmeye başlanmıştır.
 * Yarkent’de Ekonomi;
Yarkent İlçesinde 1300 fazla küçüklü,büyüklü  İşyerleri bulunur. Temel ürünü endüstriyel pamuk iplik eğirmek yanında tarım yan ürünleri de bulunur. Ünlü Yarkent Pamuğu, Çin´deki diğer pamuk arasında ödül almış ve en iyisidir.
Yarkent’den Türkiye’ye Göçler
1965 yılında Türkiye Yarkent´den 235 serbest göçmenleri, 1961 yılında da Afganistan´a sığınmış bir grup Uygur ilticayı, Türkiye’ye kabul ederek  yerleştirmiştir. Bugün Türkiye’de çok sayı da Yarkent’li Uygur Yaşamaktadır.
Doğu Türkistan’ın kültür ve medeniyet merkezleri olan altı şehirler olarak da kültür tarihimizde önemli yeri olan Hotan ve Yarkent ile ilgili ansiklopedik bilgileri bir taraftan okurken, diğer taraftan otobüsümüzün penceresinden muhteşem Doğu Türkistan manzarasını belgesel görüntülerini çekmeye çalışıyoruz. 330 km’lik Hotan-Yarkent arasında ki yorucu yolculuğumuza Kargalı kasabasında mola vererek dinleniyoruz.
……………
Hotan’dan Yarkent’e gidiyoruz

       Taklamakan Çölü’nün ortasında adeta yeşillikler içerisinde bir tabloyu andıran Hotan, İpek Yolu’nun önemli bir güzergahı. Türkler burayı 632 yılında gelmişlerdi. Yeşim taşının çıktığı yeşim ırmağı ve Taklamakan çölü ile dikkat çeken Hotan, Selçuklu Devleti’nin vezirlerinden Cemalettin Hotani’nin memleketi. Hotan’a veda ederek Yarkent’e gideceğiz.

       Hotan’da ki kahvaltımızı Uygur Türkleri’nin işlettiği bir Uygur otelinin restoranında yapıyoruz. Geleneksel kıyafetleri ile Uygur kızlarının hazırladığı kızarmış ekmek, mantı, yumurta, omlet ve Gök Çay’dan oluşan kahvaltımızı hazırlayan Uygur kızlarıyla, Uygur mutfağı üzerine söyleşi yapıyoruz.

 Hotan Halılarıyla Ünlü

     Hotan’a veda etmeden ünlü halıların dokunduğu tarihi halı atölyesine gidiyoruz. İpek Yolu güzergahındaki Hotan, desen desen rengarenk halılarıyla ünlüydü. Hotan’da halı ticareti de yapılıyordu. Yeşim  nehri kenarındaki yeşillikler içerisindeki halı atölyesinde dokunan halılar  göz ve gönül ziyafeti sunuyor.  Genci ile yaşlısı ile Hotanlı hanımlar rengarenk halı dokuyorlar. Rehberimiz Hotan halıları hakkında bilgi verirken “Gökte ne kadar renkli bulut varsa Hotan’da o kadar renkli halı dokunur. “ Cümlesi Hotan Halılarını ününü göstermekte. Halı atölyesinde halı atölyesinde Uygurca söyleşi yayıp halı desenleri hakkında bilgi alıyoruz. Hotanlı halı dokuyan kızlar kameramıza gülümserken Hotanlı hanımların zarafetinin de yansıtıyorlardı. Yün ve ipek Hotan halılarını satıldığı mağazayı da gezerek Hotan müziğinin 12 makamının ipek halıya ilmik ilmik işlenen  halının da belgesel görüntülerini çekiyoruz.

   30 Ağustos 2012 günü Yarkent üzerinden Kaşgar’a gideceğiz. Bir kısmı çöllerde geçecek toplam 500 km yol kat edeceğiz. Çin devleti bölgeye çok ciddi yatırımlar yapıyor. Urumçi-Kaşgar arasına 1500 km uzunluğunda çok kaliteli bir otoyol yapmış. Hotan-Kaşgar arasına ise 500 km demiryolu döşemiş. Çin’in buraya hizmetleri sadece bunlarla ibaret değil. Tüm Doğu Türkistan şehirleri yeni binalarla inşa ediliyor. Taklamakan Çölü tarıma açılmış, çöl her geçen gün kavak ağaçlarıyla yeşillendirilip, bağ ve bahçeler kuruluyor. Bölgeye tarlalar yapılıyor. Çölün Çinliler tarafından nasıl yeşillendirildiğini, nasıl ağaçlandırıldığını, yol üzerinden çok rahatlıkla görüyoruz. Otoyolun sağ ve sol tarafı büyük su kanallarıyla donatılmış, çöl ortalarına doğru su boruları çekilerek ağaçlar dikilmiş. Çin’in Taklamakan Çölü ile ilgili çok daha büyük projesinin olduğunu öğreniyoruz. Denize akan büyük ırmakları Çin devleti tünellerle Taklamakan çölüne getirmek için büyük tüneller yapıyor. Taklamakan Çölü’nün tümüyle tarıma açılması için çalışmasını hızlandıran Çin devleti, bölgenin Uygurlar lehine olan demokratik yapısını da değiştirmek için 600 bin Çinli aileyi bu bölgeye getirmeyi planlıyor.

Çin’in Güvenlik Önlemleri

     Doğu Türkistan illerinde ki gezimiz sürerken en çok dikkatimi güvenlik önlemleri çekiyor. bir çok polis noktasında çok ciddi güvenlik önlemleri alınarak, araçlar tek tek kontrol ediliyor. Otoyolun değişik noktalarına bir çok kamera yerleştirilmiş. Kameraların görüntüleri, bir çok noktaya servis yapılarak tek tek inceleniyor. Güvenlik, çok ileri boyutta. Otoyoldan geçen araçlar, hatta içindekiler bile takip edilebiliyor.

      Büyükşehirlerin giriş ve çıkışlarında polis kontrol noktalarında tüm araçlar ve içindeki bagajlar dahi tek tek kontrole tabi tutuluyor. Hotan-Yarkent arasında ki polis kontrol noktasında ki gördüğüm manzara beni cidden çok düşündürdü. Kontrol, tam anlamıyla bir işkenceye dönüşmüş. Güneşin altında saatlerce bekleyen kadın, erkek, çoluk, çocuk bekliyor ve tuvalet bile yok. İnsanlar ihtiyaçlarını çölde insanların gözleri önünde yapıyorlar.

Hakkında admin

Cevapla

x

Check Also

Çin’in Doğu Türkistan’da barışçıl gösterilere kanlı müdahalesinin 11. yıl dönümü

Bugün 5 Temmuz 2020. Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Çin güvenlik güçleri ve silahlı paramilislerin barışçıl ...

46 ülkeden, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olan baskıcı politikasına destek

46 ülkeden, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olan baskıcı politikasına destek Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Konseyi ...

TÜRK AVUKATLARIN DOĞU TÜRKİSTAN MÜCADELESİ: BAŞVURULAR BM’YE ULAŞTI

Türkiye’de faaliyet gösteren hukukçulardan oluşan Hukuk ve Fikir Platformu, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği baskıları, ...

Doğu Türkistan Raporu: Geçmişten Bugüne Dinî ve Etnik Baskılar

Giriş İnişli çıkışlı tarihî seyri içinde 1949 senesine kadar bir şekilde bağımsızlığını koruyan Doğu Türkistan, ...

Doğu Türkistan Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım

İHH Mütevelli Heyeti Üyesi Murat Yılmaz tarafından hazırlanan “Doğu Türkistan Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım” ...

Doğu Türkistan zulmü BM’de

Türkiye’nin farklı şehirlerindeki barolara kayıtlı 100 avukat, Doğu Türkistan’da yaşanan baskı ve zulümleri BM İnsan ...

20 asker ölmüştü: Çin ile Hindistan sorunu barışçıl yollarla çözmek için anlaştı

Gelen son dakika haberine göre Çin, Hindistan ile sınır bölgesinde onlarca askerin hayatını kaybettiği çatışmanın ...

Çin ile Hindistan arasındaki çatışmalarda ölü sayısı 20’ye yükseldi

İki dev nüfuslu ülke arasında tehlikeli çatışmalar devam ediyor. Son olarak statüsü tartışmalı Keşmir bölgesinde ...

ABD Başkanı Donald Trump, Uygur Türklerine yönelik yasa tasarısını onayladı

ABD Başkanı Donald Trump, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarından dolayı Çinli ...