Anasayfa » Haberler » Reşat Doğru:Uygur Türklerine her geçen gün baskı artmaktadır.

Reşat Doğru:Uygur Türklerine her geçen gün baskı artmaktadır.

Reşat Doğru: Çin Doğu Türkistan’ı egemenliğinde tutmak için Uygurlara yönelik sistemli şiddet politikaları uygulamaktadır.

MHP Tokat Milletvekili Dr. Reşat Doğru, Meclis’te yaptığı konuşmada, Hükümet’in Kerkük konusunda adım atmasını istedi ve Doğu Türkistana sahıp çıkmamakla eleştirdi.

MHP Tokat Milletvekili Dr. Reşat Doğru’nun 2013 yılı bütçe görüşmelerinde TİKA ve Yurt Dış Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığının bütçe görüşmelerinde MHP Grubu adına bir konuşma yaptı.

Reşat Doğru’nun yaptığı konuşma şöyle:

Asya, Avrupa, Afrika, Amerika kıtalarında, Türkiye dışında 250-300 milyonun üzerinde Türk yaşamaktadır. Bu yaşayan nüfusun yaklaşık olarak 3,5 milyonu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Yani ülkemiz ile direkt temas halindedir. Bundan dolayı da, TİKA’nın yanında Yurt Dış Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığının bu nüfus üzerinde çok önemli çalışmalar yapması, problemleri gidermesi gerekmektedir.

Doğu Türkistan da yaşananlar Türk dünyasının en önemli konusudur. Doğu Türkistan Çin devleti tarafından 1759 yılından itibaren işgal edilmiştir. Zaman zaman bağımsız devlet kursalar bile Çin bunu kabul etmemiş ortadan kaldırmıştır.

Çin Doğu Türkistan’ı egemenliğinde tutmak için Uygurlara yönelik sistemli şiddet politikaları uygulamaktadır. Türklüğü yok etmek Çinlileştirmek için eğitim politikaları uygulanmaktadır. Çince zorunlu eğitim dili yapılmıştır. Uygur kültür değerleri zayıflatılmaya çalışılmıştır. Sincan Uygur bölgesine Çinliler yerleştirilmiş, nüfus yoğunluğu bozulmaya çalışılmıştır. Uygur Türklerine her geçen gün baskı artmaktadır.

Türkiye Doğu Türkistan Türklerine sahip çıkmamış, onların yaşadığı haksızlıkları, dünya kamuoyuna duyurmamıştır. Ayrıca bunların yanında, Doğu Türkistan’ın sürgündeki lideri Rabia Kadir’in ülkemize girişi engellenmekte, kabul edilmemektedir. Japonya Doğu Türkistan konusunda konferanslar tertip ediyor.  Dünyanın her tarafından Doğu Türkistan liderlerini davet ediyor. Biz ise devlet olarak o toplantılara katılmadığımız gibi, liderlerine bile, ülkemize gelmeleri için izin vermiyoruz. Bu doğru değildir.

24 Mart 2010 tarihinde kurulan, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, kurulduğu günden itibaren önemli çalışmalar yapmış olmasına rağmen, daha aktif olması gerekmektedir. Bu Başkanlıkta, aynı, TİKA gibi yurt dışında ofisler açmalı, vatandaşlarımızla beraber olmalıdır. 7-8 Haziran 2011 yılında Ankara’da, yurtdışında yaşayan Türklerin kurduğu sivil toplum kuruluşları ile toplantılar yapılmıştır. Ayrıca Almanya’da göçün 50. Yılı, münasebetiyle toplantılar yapılmıştır. Bunlar olumlu çalışmalardır.

Bu tür toplantılara sadece belirli düşünce grupları değil de, her kesim davet edilmeli, onlara da konuşma hakkı verilmeli, işbirliği yapılmalıdır. Avrupa ülkelerinde bulunan Türk federasyonları da bu toplantılara mutlaka çağrılmalı, muhatap alınmalıdır. Çünkü Türk Federasyonları, Avrupa da çok önemli hizmetler yapmış ve de yapmaktadır.

Yurt dışında özellikle Avrupa’da Türk gençlerinin çok büyük problemleri vardır. Milli ve manevi değerlere sahip çıkan bir eğitim almaları, sağlanmalıdır. Ayrıca, gençlerimiz ülkemize getirilerek, ülkemizi ve değerlerimizi, tanımaları sevmeleri sağlanmalıdır. Bugün yurt dışında Çanakkale’yi, Bursa’yı, Söğüt’ü, Ahlatı bilmeyen, kimliğinin ne olduğunun farkında olmayan gençlerimiz vardır. Hükümet bunlara sahip çıkmamaktadır. Ayrıca Avrupa Türk gençlerinde uyuşturucu başta olmak üzere, madde bağımlığı her geçen gün artmaktadır. İleriki yıllarda bu sorun çok farklı boyutlara ulaşabilir.

Buradan hükümete soruyorum şu anda Avrupa hapishanelerinde kaç tane Türk vatandaşı yatmaktadır. Bunlar hangi suçlardan dolayı hapishanelerde yatmaktadır. Bunları öğrenmek istiyoruz.

Bunun yanında çok önemli bir gerçek de unutulmamalıdır. Avrupa’da uyuşturucu suçundan hapishanelerde yatan gençler Türkiye’ye gönderilmekte ve saatli bomba gibi gittikleri yerde tehlike arz etmektedirler. Uyuşturucu bağımlılığını insanlara yaymaktadırlar.  Bu konuda hükümet olarak tedbirler almalı, aileleri ve çocukları korumamız gerekmektedir.

Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı bünyesinde yurt dışından gelen öğrencilerin koordinasyonu için uluslararası daire başkanlığı vardır. Bu başkanlık misafirlerimiz olan bu öğrencileri, bir aile yuvası şeklinde sahiplenmeli onları korumalıdır. Sadece bunların sayılarının arttırılması, değil, yeni imkânlar verilmesi, onlarla iyi ilişkiler kurulması sağlanarak ülkemiz ve insanlarımız sevdirilmelidir.

Ayrıca bu çocuklar okullarını bitirip ülkemizden ayrıldıktan sonra, onlarla ilişkiler devam etmelidir. Mutlaka çocukların ülkelerine geri dönmeleri desteklenmeli, oralarda iş bulmalarına yardım edilmelidir. Birlikte hareket etmeleri, ülkemizin, gönüllü sevenleri şeklinde çalışmaları sağlanmalıdır. Oralarda kuracakları sivil toplum kuruluşları desteklenmeli ülkemize zaman zaman davet edilmelidirler.

Sonuçta Dış Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığına çok önemli görevler düşmektedir.

Atatürk Türkiye’nin dışında yaşayan Türkler vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devlet olarak oralarla ilişkiler kurmalı, oralardaki gelişmelere hazırlıklı olmalı diyerek bizlere tarihi görev vermiştir. Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği, rahmetli Başbuğ Alpaslan Türkeş’in ülkücülere emanet ettiği Dış Türkler konusu, ülkemizin en önemli meselesidir.

Türkiye’nin dışında 6 tane bağımsız devlet yanında, birçok ülke sınırlarında Türkler yaşamaktadır. Tam sayısı bilinmemekle beraber 250-300 milyon civarında, dünyada Türk yaşamaktadır. Bundan dolayı da hükümetlerin,  buralarla ilgilenmesi asıl görevi olmalıdır. AB’ne batıya gösterilen ilgi Türk Dünyasına reel şekilde gösterilse dünyanın ekseni değişir. Ancak bu yapılmıyor. Her şey batıya, batı için yapılıyor.

Sovyetler Birliğinin dağılması sonucu Orta Asya’da Türk Devletleri bağımsızlıklarını kazandılar. Bağımsızlık sonu Türkiye o ülkelerle yakın ilişkiler kurarak başta TİKA gibi çeşitli kurumlar kurmuştur. TİKA’da, kurulduğu günden itibaren çok önemli görevler yapmıştır.

Ancak TİKA son yıllarda AKP Hükümeti ile beraber bir yön değişikliğine girmiştir. Türk dünyasının yanında Afrika ve Asya ülkelerine de açılmıştır. Ancak TİKA’nın kuruluş amacı Türk Dünyası ile ilişkilerin geliştirilmesi içindir.

20 yıllık bağımsızlık süreci, uzun bir zaman değildir. Dolayısıyla Türk Dünyasında yapılabilecek çok iş vardır.

Türk Dünyasındaki insanların durumu değerlendirildiğinde, TİKA’nın görevleri içerisinde olan birçok konu vardır.  Türk Devletleri halkları çok fakirdir. Bazı ülkelerin zenginliği daha henüz halka yansımamıştır. Halka yönelik projeler getirilmeli, onlarla beraber olunmalıdır. Ortak tarih, edebiyat, dil konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

Örneğin Türk dünyasında MEB’e bağlı okullar bağlı okullar vardır. Okulların fiziki konumu çok yetersizdir. 15- 20 yıllık bilgisayarlarla, yetersiz laboratuvarlarla eğitim yapılmaktadır. TİKA’ya burada görev düşmektedir.  Türk Dünyasında ki bütün okulların hepsi TİKA tarafından yenilenmeli, çağa uygun, her türlü teknolojik araçlarla donatılmalıdır. O çocuklar bizim çocuklarımız, millet bizim milletimizdir. Onları kaderleriyle baş başa bırakmamalıyız.

Bağımsız Türk Devletlerinin aralarında olduğu gibi, çevre ülkelerle de birçok sorunları vardır. Hazar denizinde ki kaynakların kullanımında Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan arasındaki sorunlar, hakem rolüyle çözümlenebilir. Ayrıca Kırgızistan, Özbekistan arasındaki sorunlara da tarafsız şekilde yardımcı olunabilir.

Stalin 1944 yılında Gürcistan’ın Ahırkelek bölgelerinde yaşayan Ahıska Türklerini, buradan zorla alarak, Rusya’nın çeşitli yerlerine dağıtmışlardı. Ahıska Türk’ü öz anavatanına dönemiyor. Dağılmış bir şekilde, kimliksiz olarak Orta Asya’nın birçok yerinde bulunuyor. 2012 yılında bile bu insanların çilesi devam ediyor.

Hâlbuki bu insanlar bizim kardeşlerimizdir. Bu insanların Vatan topraklarına dönmeleri için, neden yardımcı olmuyoruz. Gürcistan’ın Avrupa Konseyine verdiği teminattan dolayı geriye dönüşten acaba kaç kişi faydalanmıştır. Kaç kişi öz vatanına dönmüştür. Bunu merak ediyoruz. Ancak dönüş yoktur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bu desteği göstermemiştir.

AKP İktidarı Ahıska Türklerine sahip çıkmamıştır. Ahıska Bölgesine dönüş için destek vermemiştir. Hâlbuki Kırım Türklerine yapılan desteğin bir kısmı da bu bölge insanına yapılsa idi vatan cemiyetleri Ahıskalıları tekrar oraya gönderebilirdi. Böyle olmamıştır. Ahıska Türkleri sahipsiz kalmıştır.

Irak’ta da Türkmenler; sahipsizler. 2003 te Irak’ın ABD ve koalisyon kuvvetlerince işgali. Türkleri her geçen gün kaybetmesine sebep olmaktadır.

Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu bıçak sırtındadır. Tuzhurmatu ’da peşmergeler Türkmenlerin kutsal kabul ettikleri Musa Ali dağına boya ile peşmerge bayrağı çizmişler. Halkı çok tedirgin, etmişlerdir.

Son zamanlarda Irak Merkezi hükümeti ile peşmergeler arasında bir çok sorun çıkmıştır. Bunun sonucu olarak ta, Irak ordusu ile peşmerge güçleri arasında gerginlik vardır. Bunun önlenmesi Türkmenlere bazı yetkilerle sağlanabilir. Türkmenlerden,  bölge insanından oluşacak güvenlik güçleri, bölgede güvenliği sağlayabilir. Kerkük yüz yıllardır bir Türk şehridir. Bunu hiç kimse unutmamalıdır.

Irakta Arap Kürt çatışmasının altında, Kerkük Petrol zenginliğinden daha fazla pay alma çabası vardır. Barzani Türkiye’nin dostu değildir. Kendi çıkarlarını her şeyin üzerinde tutar.

Türkiye’nin yıllardır açılmasını talep ettiği Ovaköy sınır kapısının açılmasını istemiyor. Ovaköy kapısı, peşmerge bölgesi by-pas edilerek Türkmen bölgesi olan Musul ve Kerkük’e inen en kestirme yoldur.

Ancak Hükümetçe yapılan enteresan protokole göre 2. Sınır kapısı Ovaköy’e 20 km uzaklıkta peşmerge bölgesinde açılacaktır.

Nüfusun tamamı Türklerden oluşan Telafer’de de sıkıntılar yaşamaktadır. Telafere, son zamanlarda, insanlık dışı çok büyük baskı yapılıp peşmergelerin kontrolüne alınmaya çalışılmaktadır. Halk göçe zorlanmaktadır.

Ayrıca enteresandır ABD istiyor diye peşmergeler ile petrol anlaşması yapılıyor. Türkmenler ve Araplar dışlanıyor. Türkmenler, peşmergeler ile beraber olmaya, birlikte hareket etmeye zorlanıyor. Bu doğru değildir. Irak Türklerine ne pahasına olursa olsun, sahip çıkmalıyız.

Doğu Türkistan da yaşananlar Türk dünyasının en önemli konusudur. Doğu Türkistan Çin devleti tarafından 1759 yılından itibaren işgal edilmiştir. Zaman zaman bağımsız devlet kursalar bile Çin bunu kabul etmemiş ortadan kaldırmıştır.

Çin Doğu Türkistan’ı egemenliğinde tutmak için Uygurlara yönelik sistemli şiddet politikaları uygulamaktadır. Türklüğü yok etmek Çinlileştirmek için eğitim politikaları uygulanmaktadır. Çince zorunlu eğitim dili yapılmıştır. Uygur kültür değerleri zayıflatılmaya çalışılmıştır. Sincan Uygur bölgesine Çinliler yerleştirilmiş, nüfus yoğunluğu bozulmaya çalışılmıştır. Uygur Türklerine her geçen gün baskı artmaktadır.

Türkiye Doğu Türkistan Türklerine sahip çıkmamış, onların yaşadığı haksızlıkları, dünya kamuoyuna duyurmamıştır. Ayrıca bunların yanında, Doğu Türkistan’ın sürgündeki lideri Rabia Kadir’in ülkemize girişi engellenmekte, kabul edilmemektedir. Japonya Doğu Türkistan konusunda konferanslar tertip ediyor.  Dünyanın her tarafından Doğu Türkistan liderlerini davet ediyor. Biz ise devlet olarak o toplantılara katılmadığımız gibi, liderlerine bile, ülkemize gelmeleri için izin vermiyoruz. Bu doğru değildir.

Türk dünyasının her tarafında birçok sorun vardır. Bugün Azerbaycan Türkiye ilişkileri normal değildir. Azerbaycan toprakları işgal altındadır. Dağlık Karabağ’da insanlık dramı yaşanmaktadır. Yüzbinlerce insan zorla öz topraklarından Ermenilerce göç ettirilmiştir. Hocalı katliamının kanı kurumamıştır. Azerbaycan’ın çeşitli şehirlerin de, bu insanların dramı yaşanmaktadır.

Türkiye dünyaya bu konuyu anlatmalı Azerbaycan Türklerine yardım etmelidir. Bu sorunlar çözülmeden ermeni açılım rezaleti gündeme gelmemelidir.

Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan Türkmenistan, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Devleti ile ilişkiler daha fazla geliştirilmeli Türk Birliği mutlaka oluşturulmalıdır.  Bütün bunların daha iyi takip edilmesi, ilişkilerin daha kontrollü olması için mutlaka Türkiye Cumhuriyeti olarak, Türk Dünyası Bakanlığı kurulmalıdır.

Hakkında admin

x

Check Also

Türk iş adamı Ali Kılıç Uygur Türklerine yardım edeceği iddiası ile Çin’de tutuklandı

Türk iş adamı Armatör Ali Kılıç ve Murat Hakan Sağlam’ın 2015 yılından bu güne kadar ...

Uygur kadın Türkiye’de okuduğu için 20 yıl hapis cezasına çarpıtıldı

Çin komünist rejimi Doğu Türkistanlı Uygur Türklerini Yurt dışında eğitim aldığı nedeniyle tutuklayıp hapse atmaya ...

Mehmet Emincan Yunus Damollam, Çin’in işkence kampında şehit oldu

Mehmet Emincan Yunus Damollam, Çin’in toplama kampında şehit olduÇin Doğu Türkistan Halkını yok etmek için ...

Doğu Türkistan’da Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım

Doğu Türkistan’da Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım ÖNSÖZ  “Bayılmadan önce duyduğum son söz  Uygur olmamın ...

DOĞU TÜRKİSTAN’DAN ACI HABERİ GELEN EKREM MEHMET’İN ARKADAŞLARI, QHA’YA KONUŞTU

Çin yönetiminin, Doğu Türkistan’daki sürdürdüğü baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kalan Uygur Türkleri hakkında her ...

Çin’in Doğu Türkistan’da barışçıl gösterilere kanlı müdahalesinin 11. yıl dönümü

Bugün 5 Temmuz 2020. Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Çin güvenlik güçleri ve silahlı paramilislerin barışçıl ...

46 ülkeden, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olan baskıcı politikasına destek

46 ülkeden, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olan baskıcı politikasına destek Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Konseyi ...

TÜRK AVUKATLARIN DOĞU TÜRKİSTAN MÜCADELESİ: BAŞVURULAR BM’YE ULAŞTI

Türkiye’de faaliyet gösteren hukukçulardan oluşan Hukuk ve Fikir Platformu, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği baskıları, ...

Doğu Türkistan Raporu: Geçmişten Bugüne Dinî ve Etnik Baskılar

Giriş İnişli çıkışlı tarihî seyri içinde 1949 senesine kadar bir şekilde bağımsızlığını koruyan Doğu Türkistan, ...