Anasayfa » Makale ve Analizler » Kızıl Çin zulmü Doğu Türkistan’ı acımasızca eziyor

Kızıl Çin zulmü Doğu Türkistan’ı acımasızca eziyor

kızıl-çin

Kızıl Çin zulmü Doğu Türkistan’ı acımasızca eziyor

Bugün yazar Meltem Arıkan’ın Doğu Türkistan’ın yıllardır Komünist Çin zulmünden çektiklerini anlattığı makalesini sizlerle paylaşmak istiyorum, daha sonra görüşlerimi de ekleyeceğim:

Kurban Bayramından bir kaç gün önce basına yansıyan haberler Çin’in, Doğu Türkistan’da yeni bir zulüm hazırlığında olduğunu ortaya koydu. Gelen haberler, Uygur Türkü kardeşlerimizin bir arada bulunmalarının, toplu hareket etmelerinin, bayram namazı kılmalarının ve kurban kesmelerinin Kızıl Çin tarafından yasaklandığı yazıyordu.

Elbette bu ilk değil. Kardeşlerimiz ilk defa bayram kutlamaktan, ibadetlerini yerine getirmekten engellenmiyorlar, yaklaşık 60 yıldır yaşadıkları birbirinden ağır baskılardan son bir örnek bu sadece. 35 milyon mazlumun şehit edildiği Doğu Türkistan’da,

1949-1952 yılları arasında 2 milyon 800 bin;

1952-1957 arasında 3 milyon 509 bin;

1958-1960 yılları arasında 6 milyon 700 bin;

1961-1965 yılları arasında 13 milyon 300 bin kişi ya Çin ordusu tarafından şehit edildi ya da kızıl rejimin doğurduğu kıtlık sonucunda öldü.

1997 yılının Şubat ayında Uygur Müslümanları yeni bir zulümle karşı karşıya kaldılar. Çin milis güçleri, 4 Şubat’a rastlayan Kadir gecesinde, Kandil nedeniyle bir mescitte toplanan 30’un üzerindeki kadını, Kuran okurlarken demir sopalarla dövdüler ve sürükleyerek emniyet merkezine götürdüler. Mahalle sakinleri ise merkeze giderek kadınların serbest bırakılmalarını istedi. Bunun üzerine işkence ile öldürülen 3 kadının cesedi önlerine atıldı ve galeyana gelen halk ile Çinliler arasında çatışmalar başladı. 4-7 Şubat arasında 200 Doğu Türkistanlı hayatını kaybederken, 3.500’den fazlası kamplara kapatıldı. 8 Şubat sabahında ise bayram namazı için camilerde toplanan halkın namaz kılması güvenlik güçlerince engellendi. Bunun üzerine çatışmalar tekrar alevlendi ve sonuç olarak Nisan-Aralık 1996 arasında 58 bin olan tutuklu sayısı, bir anda 70 bini geçti. 100 kadar genç meydanlarda kurşuna dizilirken, 5 bin Uygur Türkü çırılçıplak soyularak 50’şer kişilik gruplar halinde meydanlarda teşhir edildiler.

Çin, Temmuz 2009’un ilk günlerinden itibaren tüm dünyanın gözü önünde Doğu Türkistan’da bir katliam daha gerçekleştirdi. 26 Haziran gecesi, Guandong Eyaleti’nin Şaoguan şehrindeki bir fabrikada çalıştırılan 600 Uygur Türkü’nün saldırıya uğraması nedeniyle çıkan olaylarda, 60 Uygur Türkü şehit oldu. Uygur Türklerinin bu olayı kınamak ve saldırganların bulunarak adalete teslim edilmelerini sağlamak için yaptıkları gösteri ise Çin yönetimi tarafından büyük bir katliama dönüştürüldü.796 Müslüman idam edilerek şehit edildi, bir gecede 10 bin Müslüman ortadan kayboldu, 100 bin Uygurlu kızkardeşimiz evlerinden zorla alınıp zorla götürüldü.

Dolayısıyla şimdi gelen bu haberler Kızıl Çin için şaşırtıcı bir uygulama değil. Ancak bu sefer işin farklı boyutları var. Çin en temel insan haklarını ihlal eden bu uygulamasına sebep olarak, Uygurlu gençlerinSuriye’de muhaliflerle birlikte savaştığı gibi hayali bir iddiayı kullanıyor. Buna göre Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz sözde önce El Kaide tarafından eğitilmekte, hatta Türkiye’deki bazı sivil toplum kurumları buna aracılık etmekte, sonra da Suriye’ye gidip Baas rejimine karşı savaşmaktadır. Bu iddianın Baas rejimiyle Kızıl Çin’in zihinlerinin ortak ürünü olduğu ve gerçeklerle hiçbir bağı olmadığı çok açık. İnternet ulaşımları sınırlı olan, başlarına gelenleri ülke dışına duyurma imkanı olmayan, haberleşmeleri tamamen Çin rejiminin denetiminde olan, sudan bahanelerle idam edilen, kendilerini sevdiklerini yakınlarını korumaktan aciz bırakılmış Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin kendi ülkelerinden binlerce kilometre ötede silah eğitimi alıp sonrada Suriye’ye savaşmaya gittiklerini iddia etmenin akılla ve mantıkla açıklanabilecek hiçbir yönü yok. Türkiye’deki yasala faaliyet gösteren sivil toplum kurumlarının bu işin içinde olduğu ise mantıksızlığın en uç noktası.

Çin bu konuda Suriye’nin peşine takılma gafletine düşmemeli. Kan üzerinde yükselen bir devlet devlet değildir. Çin’in artık bu politikasından vazgeçmesi vakti gelmiştir. Doğu Türkistan özgür ve rahat olması Çin açısından bir tehdit değildir. Uygurlu canlarımız yaklaşık 60 yıldır çeşitli zorluklara göğüs germektedirler, ama hiçbir zaman şiddetten, kargaşadan yana olmamışlardır. Uygur Türkleri efendiliğiyle, dürüstlüğüyle, sabrıyla, yatıştırıcı olmasıyla, devlete itaatiyle, mütevaziliğiyle, sadakat ve vefasıyla ün kazanmış asil bir halktır. Bu güzel insanlar, İslam ahlakının gereği olan affedicilik, barışseverlik, sevecenlik, farklı düşüncelere ve inançlara saygı göstermek, insanları ırklarına göre değil ahlaklarına göre değerlendirmek gibi güzel hasletlere sahiptir. Dolayısıyla, bölgede yaşayan diğer halklarla özellikle de Han Çinlileriyle hiçbir zaman etnik kökene dayalı bir çatışmaları olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Ve onların özgürlüğü Çin için bir külfet değil, tam tersine bir nimet olacaktır.

Şu gerçeği de hatırlatmak gerekir: Çin, Doğu Türkistan’ı sahipsiz gördüğü müddetçe ezmekten kolay kolay vazgeçmeyecektir. Türkiye’nin bu konudaki gayretlerinin ise tek başına etkili olması zor olacaktır. Türkiye Doğu Türkistan’a her zaman sahip çıkmaya devam edecektir, ama Uygurlu kardeşlerimizin kurtulabilmesi için Türk İslam Dünyasını ortak bir sesinin olması yani bir olması şarttır.

Bende Meltem Arıkan’ın söylediklerine tamamen katılıyorum. Türkiye Doğu Türkistan’lı kardeşlerimizin artık ezilmesine, bu kadar acı çekmelerine göz yummamalı. Türk İslam Birliği’ni kurarak bu eziyete biran önce son vermeli. Doğu Türkistan’lı kardeşlerimiz de artık özgürce ibadetlerini yapabilecekler, ellerinden yaşam hakları alınmayacak. Çok yakında Türkiye Türk İslam Birliği’ni kuracak, hem Türki devletleri, hem Ortadoğu’daki Müslüman Devletleri bir araya getirecek. Böylece canı isteyen kalkıp da Müslümanlara acı çektiremeyecek.

Hakkında admin

x

Check Also

Çinli şirketin yazılımında Uygur Türkleri’yle ilgili şok iddia

Çinli elektronik izleme ekipmanları üreticisi Zhejiang Dahua teknoloji şirketinin yüz tanıma teknolojisini destekleyen yapay zeka ...

Ünlü Uygur Türkü Sanatçi Mahmut Süleyman vefat etti

Ünlü Uygur Türkü Sanatçi Mahmut Süleyman vefat etti Yetenekli milli şarkıcı Mahmud Süleyman, 22 Kasım ...

Yazarını Yargılatan Yazılar Doğu Türkistan

Yücel Tanay Ben  Yücel Tanay Dış Türkler ve  özellikle Doğu Türkistan ile ilgili makale ve ...

Uygur Türkleri: Doğu Perinçek’e verilen söz hakkının bize de verilmesini istiyoruz!

Dünya Uygur Kurultayı, Doğu Türkistan Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak için Ankara’da toplandı. Dünya Uygur Kurultayı Başmüfettişi ...

KÜRESEL ORGANİK KRİZ VE ABD-ÇİN REKABETİNİN TRAJEDİSİ

ABD ve Çin’in birbirinden giderek daha fazla ayrışması yeni bir soğuk savaşın habercisi olduğu gibi ...

Çin, her yıl 1 milyondan fazla Uygur’a kamplarda ‘mesleki eğitim’ verdiğini kabul etti

Çin Devlet Konseyi periyodik olarak hazırlanan Beyaz Kitap’ın son sayısında Doğu Türkistan’da 2014’ten 2019’a kadar ...

Mesut Özil Uygur Türklerine sahip çıktığı için kadro dışı bırakıldı

Arsenal’de kadro dışı bırakılan Mesut Özil’in, “Acımasızlığa karşı ve adalet için sesimi yükseltmeyi sürdüreceğim” açıklaması ...

Binlerce Uygur Türkü çocuk anasız babasız büyüyor

Anne ve babaları toplama kamplarına kapatılan Doğu Türkistanlı çocuklar Çin hükümetinin elinde büyüyor. A.Selim BABAOĞLU ...

Beyaz Saray yetkilisi Pottinger, Çin’in Uygur Türklerine yönelik muamelesini Çince kınadı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın ulusal güvenlik danışman yardımcısı Matt Pottinger Çin’in Uygur ...