Anasayfa » Makale ve Analizler » Ata Toprakta Çin Zulmü ve İşgallerine Kısa Bir Bakış

Ata Toprakta Çin Zulmü ve İşgallerine Kısa Bir Bakış

doguturkistan1

Ata Toprakta Çin Zulmü ve İşgallerine Kısa Bir Bakış

Dünyayı titreten Türklerin ata vatanı olan kutlu toprakları bünyesinde barındıran Türkistan yüz yıllardır kan ağlamaktadır. Türklerin yüksek teşkilatçılığının ilk ve en büyük örneklerinden olan Büyük Hun İmparatorluğuna kucak açan topraklara bugün işgal altındadır. Göktürklerin, Uygurların, Türgişlerin, Karahanlıların kurulduğu ana yurt Çin zulmüyle inlemektedir. Motun Kağanın at saldığı bozkırlar komünist Çin postalları altında çiğnenmektedir.

Türk’ü Türk yapan milliyet aşkıyla yoğuran Türkistan’ın çilesi 21. Yüzyıl medeni (!) dünyasında olsak da halen sürmekte. Uluğ (Büyük) Türkistan topraklarının en çileli bölgesi tarih boyunca şüphesiz ki Doğu Türkistan olmuştur. Uluğ Türk Kağanlıklarına başkentlik yapmış topraklardaki Türklüğü Çinli yöneticiler asimile etmeye çalışmaktadır. Türk Çin mücadelesi binlerce yıllık bir maziye sahip olmakla birlikte halen somut bir sonuç elde edilememiş kan ve gözyaşından başka bir kazanç sağlanamamıştır.

Tarihsel açıdan Doğu Türkistan üzerindeki Çin işgallerini inceleyecek olursak bunu 10 döneme yayabiliriz. Bu yazıda da kaynakların bizi götürdüğü ilk yerden günümüze kadar gelen Çin saldırılarını ve Türklerin destansı direnişini anlatmaya çalışacağız.

Milattan önce 2. Yüzyıla kadar uzanan işgal hareketleri dönem dönem devam etmiştir. Mevcut Çin kaynakları M.S 660 yıllarında Doğu Türkistan’ın Çin hâkimiyeti altında olduğu bilgisini verir.

Türkistan’ın doğu bölgesi tarihin her safhasında Orta Asya ve Uzak Doğu ülkeleri için büyük öneme sahip olmuştur. Jeopolitik konumu bölgenin değer kazanmasında en büyük etkendir.Doğu Türkistan toprakları Çin Devletinin Asya ve Avrupa’ya yani dünyaya geçiş kapısıdır. Bin yıllardır bunun bilincinde olan Çinli Hükümetler kirli ellerini kutlu Türkistan’dan bir türlü çekmemişlerdir.

Türk topluluklarının Asya steplerinden batıya göç edişini fırsat bilen Çinliler ata mirası topraklarda rahatça at koşturma fırsatı yakaladılar.

Müslüman Türk’ün dünyanın her yerinde yaşadığı ateşle imtihanın bir sahnesi de Uluğ Türkistan’ın doğusunda yaşandı. İşgallere ve Çin zulmüne dayanamayan hürriyet aşığı Türkler isyanlarla rahat nefes almaya çalışmışlardır. Çin Devletinin başına geçen sülaleler bölge Türklerini hep bir tehlike olarak görmüşlerdir. Çin’de yönetimi eline alan Mançular ilk iş olarak kuzey batıya yani Türklerin üzerine yöneldi. Gözünü Türk topraklarına diken yeni imparator Türk obalarına ansız bir baskın vererek hazırlıksız yakaladığı Türkleri kılıçtan geçirdi. Kanlı ve çetin çatışmaların sonucunda güçlü ve kalabalık Çin ordusu galip geldi. Bu işgal olayı kaynaklarda 1760 olarak geçer. Mançur Hanedanı 1911 yılına kadar Çin devlet yönetimini ellerinde bulundurdular.

Bölgede yaşayan devletler için önemini belirttiğimiz Doğu Türkistan işgaliyle Çin ticaret yollarındaki hâkimiyetini daha da güçlendirme amacı taşıyordu. 18. Yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşen bu işgal bölgede yaşayan Uygur Türklerini derinden rahatsız edecek ve onları gizli şekilde teşkilatlanmaya itecekti. Yüksek teşkilatçılık zekâsını kullanan Uygur Türkleri kısa zamanda büyük kuvvetler oluşturup Çin zulmüne başkaldırdılar. Yakup Han etrafında toplanan Uygur Türkleri işgal altında olan yurtlarını çetin ve kanlı mücadeleler sonucunda tekrar kazandı. Son Çinlinin de kutlu topraklardan atılmasıyla bağımsızlık türküleri söylenmeye şölenler yapılmaya başlandı. Milli bir devlet olan Kaşgariye devleti böylece kurulmuş oldu. Devletin başında bulunan Yakup Han’ın en büyük ülküsü bölgede bulunan Müslüman Türklerin tek bayrak altında toplanmasıydı. O dönemde İslam Âleminin lideri olan Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’e elçi gönderen Yakup Han biatlarını bildirdi. Bunu kabul eden Sultan Abdülaziz Han askeri mühimmat ve para yardımıyla birlikte bir heyet gönderdi. Hindistan üzerinden Kaşgariye devletine ulaşan Osmanlı Heyeti şehirde coşku ve törenlerle karşılandı. Yeni kurulmuş olan Türk devletinde Halife Abdülaziz Han adına hutbe okutuldu ve para bastırıldı. Kale burçlarında da Osmanlı sancağı dalgalandırıldı. Halife Abdülaziz Han tarafından Kaşgar Emiri ünvanı verilen Yakup Han fetih hazırlıklarına başladı. Milli Türk devleti bölgede hâkim durumda bulunan Rus ve Çinlilerin dikkatini çekiyor ve bu iki devlet Türklerden rahatsız oluyordu. Çinlilerin saldırıları gecikmedi Kaşgar Emiri Yakup Han destansı savunmalarla Çinlileri savuşturdu. Fakat Yakup Hanın ansız vefatından sonra devlette büyük sıkıntılar baş gösterdi. Çinlilerinde saldırmaları kuruluşunu tam olarak bitirmemiş olan Kaşgariye Devletinde büyük paniğe sebep oldu. Gözü dönmüş Çin zulmüne hedef olmasınlar diye kadın, çocuk ve yaşlılar kontrollü bir şekilde dağlara gönderildi. Türkleri sindirebilmek için her türlü şiddeti deneyen Çinliler devletin kurucu lideri Yakup Han’ın cesedini kabirden çıkartarak yaktılar ce kopardıkları başını Kaşgar Kalesinin kapısına astılar. Büyük kayıplar veren Uygur Türkleri geri çekilmek zorunda kaldılar.

Şiddetin ve baskının dozunu iyice arttıran Çinliler savaş meydanlarında Türkleri yok edemeyeceklerini de anladılar. Doğu Türkistan’ın tamamına merkezden atadıkları Çinlileri yönetici tayin eden Çin hükümetleri baskıyı gevşetmek istemiyorlardı. Yönetimi ele alan Çinli idareciler baskı ve şiddetle Doğu Türkistan’ı Çinlileştirmeye koyuldu. Bölgedeki şehir merkezi, kasaba, köy hepsine Çince isimler koyulmaya başlandı. Bin yıllık Türk yurdu Doğu Türkistan’ı sahiplenmeye kalkan Çin yönetimi bölgeye  yeni toprak manasına gelen Xin Jiang ismini verdi. Günümüzde televizyonlarda ve gazetelerde yer yer karşımıza çıkan ‘Sincan Özek Bölgesi’ işte Xin Jiang’dan gelmektedir. Ayrıca şehir isimlerini de değiştiren Çin yönetimi Urumçi’yi Ti Huva, Kura’yı Chao-Su, Yarkent’i So-Che olarak değiştirdi. Bunlar sadece bir başlangıçtı. Ardından bölgede Türkler arasında toprak alım satımını yasaklayan Çinliler Doğu Türkistan’a Çin göçlerini de hızlandırdı.

Dünyada yayılan özgürlük, demokratikleşme, milliyetçilik akımlarından hiç biri ulaşmaz Doğu Türkistan’a Çin demir perde çekmiştir. Ne dışarıdan içeri görülür, ne içeriden dışarı bilinir.

Doğu Türkistan bölgesi 1911 yılına kadar Çin Mançur İmparatorluğu egemenliği altında kalır. Ardından bölgeye atanan valiler merkezi dinlemez olur ve keyfi davranışlar yine ve yeniden Uygur Türklerine bela olurlar. Din ve vicdan özgürlüğünden zerre nasibini almayan ülkede Türküm demekte yasak hale gelmiştir. Yapılan saldırılar bitmek bilmez Türkün yüreğinde közlenen isyan ateşi yeniden alevlenir. Kür-Şad’ın torunları tekrar saldırırlar Çinlilere Kumlu ayaklanması patlamış olur böylece. Ayaklanma daha öncekiler gibi milliyet ruhuyla ve istiklal aşkıyla Çin mezalimine karşı yapılmış destansı bir ayaklanma olmuş ve milli hükümet kurulmuştur.

Ardından 1949’dan günümüze kadar sürecek Kızıl Çin zulmü sahne almaya başlar. Doğu Türkistan topraklarının bölgedeki devletler için önemini yukarıda defalarca belirtmiştik. Teknoloji geliştikçe yıllar geçtikçe önemi kat kat artar bölgenin. Doğu Türkistan üç bölümden meydana gelir. Tanrı

Dağları, Tarım Havzası Cunguryan en verimli bölge ise Tarım Havzası olarak kayıtlara geçmiştir. Şuan Çin işgali altında olan Doğu Türkistan Kızıl Çin’in Çin Seddi dışarısında kalan tek toprak parçası ayrıca yukarıda belirttiğimiz gibi batıya açılan kapısıdır. Tüm bu özellikler bölgenin Çin Devleti için önemini açıkça gözler önüne sermektedir. Bunların haricinde bölgede yapılan maden aramalarında yüksek oranda petrol, uranyum, doğal gaz gibi enerji kaynakları rezervi bulunmuştur. Buluşlar bölgeyi daha önemli hale getirmiştir.

Doğu Türkistan bölgesinde Müslüman Türk nüfusu diğer etnik gruplara göre üstündür fakat Çin yönetimi bölgeye sürekli göç sağlayarak Türk nüfusunu azınlığa düşürme çabasındadır.21. yüzyılın içerisinde olduğumuz şu günlerde bile baskı ve şiddet tüm sertliğiyle devam etmektedir. Doğu Türkistan üzerinde büyük emelleri olan ve oradan vazgeçmek istemeyen Çin yönetimi bölgede iki kavramı hedef tahtasına oturtmuştur Türklük ve İslamiyet. Toplumu millet yapan değerlerin iki temel taşı olan din ve milliyet olguları asimilasyon politikası güden devletlerin saldırdığı iki önemli değerdir.

Günümüze doğru gelindiğinde Doğu Türkistan’da hala kan ve gözyaşı vardır. Basın sansürünün sert şekilde uygulanmasına rağmen bölgeden gelen haberler hiç iç açıcı değildir. Katliam soy kırım gibi kavramlar her zaman birlikte anılan işkenceyle sembolleşen Çin uzay çağında bile tüm vahşiliğiyle Türklere saldırmaktadır.
26 Haziran 2009 tarihinde Shaoguan’da oyuncak fabrikasında Uygur Türk’ü kızlara yapılan taciz sonrası Türkler tepkilerini ortaya koymuşlar ve Han Çinlileri ile aralarında çıkan çatışmada 12 Uygur Türk’ü şehit olmuştur. Bu olayları protesto etmek için sokaklara dökülen binlerce Uygur Türk’ü en demokratik hakları olan eylem hakkını kullanamamış Çin polisinin sert saldırılarına maruz kalmışlardır. Daha önceden seçilmiş Çinli provokatörlerle birlikte polis ve askerde Türklerin üzerine saldırmış eylem anında ve daha sonraki günlerde can pazarı yaşanmıştır. Doğu Türkistan şuan hala kapalı bir kutudur. Komünist Çin’in baskısı altında ezilen Türkler seslerini duyurmak istemekte fakat bunu yapamamaktadırlar. Tüm kutsallarına saldırılan Uygur Türkleri bölgede bir var oluş yok oluş mücadelesi vermektedirler. Medeni dünyanın sessiz kaldığı sırt çevirdiği saldırılar her gün artarak devam etmektedir. 21. Yüzyılda meydana gelen olayların en büyüğü binlerce Uygur Türk’ünün yaralanmasına ve ölmesine sebep olan 5 Temmuz 2009’da meydana gelmiştir. Kızıl Çin diktasında köleden farkı olmayacak şekilde çalıştırılan Uygur Türkleri her gün tehdit hakaret ve sarkıntılığa maruz kalmaktadır. Devlet bu olayları durduracağı yerde aksine desteklemiştir.

Tek amaçları Kızıl Çin yönetiminin kendilerine yaptığı şiddeti protesto etmek olan Uygur Türklerinin bu şekilde katline medeni dünya ne yazık ki sessiz kaldı. Türkistan’daki çığlık bir adım öteye gidemedi. Her yana demokrasi götürme uğraşında olan iradeler Doğu Türkistan’ın seslenişine kulak tıkadı.

Bölgede yaşayan Uygur Türkleri Kızıl Çin yönetimi tarafından terörist olarak tanımlanmakta. Anayasal haklarını isteyen  Türkler sebepsiz yere zindanlara atılmakta. Doğu Türkistan’ın bütün yer altı ve yer üstü kaynakları Kızıl Çin tarafından sömürülüyor ve bölge Türklüğü gün geçtikçe eritilmeye çalışılıyor. Çin’in diğer yerleşim yerlerinden getirilen Çinliler bölgede toprak sahibi oluyor ve birçok vergiden muaf tutuluyor. Türklere ise her şey yasak! İslam dinini öğrenmek için bir araya gelen Uygur Türklerinin istihbaratını alan Çin polisi haneye baskın yaparak Müslümanları gözaltına almakta ve insanlık dışı işkenceler uygulamakta. Kızıl Çin yönetimini kendisine tehlike olarak gördüğü ve sebepsiz yere tutukladığı binlerce Uygur Türkünden ise hala haber alınamamakta. Çin’de bunlar yaşanırken nedense dünya suskun. 5 Temmuz 2009’un yıl dönümünü yaşadığımız şu günde  Uygur Türklerine yapılan zulmün artık durdurulması ve ata topraklarımızda yaşayan kardeşlerimize hak ve özgürlüklerinin verilmesi en büyük duamızdır.

Can GÜLEÇOĞLU 

Hakkında admin

x

Check Also

Çinli şirketin yazılımında Uygur Türkleri’yle ilgili şok iddia

Çinli elektronik izleme ekipmanları üreticisi Zhejiang Dahua teknoloji şirketinin yüz tanıma teknolojisini destekleyen yapay zeka ...

Ünlü Uygur Türkü Sanatçi Mahmut Süleyman vefat etti

Ünlü Uygur Türkü Sanatçi Mahmut Süleyman vefat etti Yetenekli milli şarkıcı Mahmud Süleyman, 22 Kasım ...

Yazarını Yargılatan Yazılar Doğu Türkistan

Yücel Tanay Ben  Yücel Tanay Dış Türkler ve  özellikle Doğu Türkistan ile ilgili makale ve ...

Uygur Türkleri: Doğu Perinçek’e verilen söz hakkının bize de verilmesini istiyoruz!

Dünya Uygur Kurultayı, Doğu Türkistan Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak için Ankara’da toplandı. Dünya Uygur Kurultayı Başmüfettişi ...

KÜRESEL ORGANİK KRİZ VE ABD-ÇİN REKABETİNİN TRAJEDİSİ

ABD ve Çin’in birbirinden giderek daha fazla ayrışması yeni bir soğuk savaşın habercisi olduğu gibi ...

Çin, her yıl 1 milyondan fazla Uygur’a kamplarda ‘mesleki eğitim’ verdiğini kabul etti

Çin Devlet Konseyi periyodik olarak hazırlanan Beyaz Kitap’ın son sayısında Doğu Türkistan’da 2014’ten 2019’a kadar ...

Mesut Özil Uygur Türklerine sahip çıktığı için kadro dışı bırakıldı

Arsenal’de kadro dışı bırakılan Mesut Özil’in, “Acımasızlığa karşı ve adalet için sesimi yükseltmeyi sürdüreceğim” açıklaması ...

Binlerce Uygur Türkü çocuk anasız babasız büyüyor

Anne ve babaları toplama kamplarına kapatılan Doğu Türkistanlı çocuklar Çin hükümetinin elinde büyüyor. A.Selim BABAOĞLU ...

Beyaz Saray yetkilisi Pottinger, Çin’in Uygur Türklerine yönelik muamelesini Çince kınadı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın ulusal güvenlik danışman yardımcısı Matt Pottinger Çin’in Uygur ...