Anasayfa » Haberler » KMÜ’DE ‘KANAYAN YARA DOĞU TÜRKİSTAN’ KONFERANSI

KMÜ’DE ‘KANAYAN YARA DOĞU TÜRKİSTAN’ KONFERANSI

KMÜ’DE ‘KANAYAN YARA DOĞU TÜRKİSTAN’ KONFERANSI

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde (KMÜ) ‘Kanayan Yara Doğu Türkistan’ başlıklı konferans düzenlendi. Karamanoğlu Mehmetbey Konferans Salonunda KMÜ Türk Dünyası Araştırma Topluluğunun organize ettiği konferans Doğu Türkistanlılar Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk tarafından verildi.

İlginin yoğun olduğu konferans saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başladı. Ardından KMÜ Türk Dünyası Araştırma Topluluğu Başkanı Cengiz Baki söz alarak Çin’in, tarihi Türk korkusu nedeniyle Doğu Türkistan’da katliam yaptığını ve 60 milyon Türk’ü öldürdüğünü ancak dünya barış örgütlerinin buna ses çıkartmadığını söyledi. Baki, konuşmasını “Kürşat ruhunu yeniden diriltmeliyiz.” cümlesiyle tamamladı.

“Bir millet tarihini bilmiyorsa, milli davalar kürsülerde ve nutuklarda kalır”

Programda söz alan KMÜ Türk Dünyası Araştırma Topluluğu Danışmanı Öğr. Gör. Mestan Karabacak ise “Türk dünyasının bugün bir Doğu Türkistan, Kırım, Kerkük ve Suriye Türkmenleri davası var. Bir millet tarihini bilmiyorsa bu milli davalar kürsülerde ve nutuklarda kalır. Milli tarih şuurundan yoksun gençler yetişirse tarihi yaralar hiçbir zaman kapanmaz.” dedi. 

Öğr. Gör. Karabacak, 1944’te kurularak 1949’da Çin işgaliyle ortadan kalkan Doğu Türkistan Cumhuriyetinin sürgün yöneticilerinden İsa Yusuf Alptekin ve arkadaşlarının Hindistan’a sığınmalarını ve ardından 1952-1953’te Himalayaları aşmaya çalıştıklarını anlattı. Pek çok Uygur’un Himalayalarda yüksek irtifa nedeniyle ciğerlerinin patlayarak öldüğünü dile getiren Karabacak, bir kısım Uygur Türkü’nün Suudi Arabistan’a göçerken İsa Yusuf Alptekin’in İstanbul’a yerleştiğini ve 1995’te 94 yaşında İstanbul’da hayata gözlerini yumduğunu söyledi. İsa Yusuf’un İstanbul’da üç ayda bir üç dilde yayınlanan Doğu Türkistan’ın Sesi dergisini çıkardığını ve bir de kitap kaleme aldığını belirten Karabacak, “İsa Yusuf bütün ömrünü Doğu Türkistan’a adadı ve hiçbir zaman teröre meyletmedi. Tibet’in siyasi ve dini lideri Dalaylama, Nobel Barış Ödülünü alırken en az onun kadar temiz bir mücadele yürüten İsa Yusuf Alptekin’in Türkiye’de 1990’lı yıllarda verilen Uluslararası Atatürk Barış Ödülü dahil, hiçbir ödüle layık görülmemesi dikkat çekicidir.” dedi ve “Büyük Türkistan mücahitlerini rahmetle anıyoruz.” şeklinde konuşmasını tamamladı.

“Fiziki ve siyasi olarak Pekin’e, manen ve ruhen Türkiye’ye bağlı coğrafya”

Programda Doğu Türkistan’a ilişkin şiirlerin okunmasının ardından kürsüye çıkan Doğu Türkistanlılar Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk, sözlerine Doğu Türkistan’ı tarif ederek başladı. “Doğu Türkistan; Türklerin ilk yurdu, ilk defa yerleşik hayata geçilen yer. Türk isminin taşlara ilk yazıldığı, Türk dilinin dünya dili olabileceğini kanıtlayan ilk eser Divan-ı Lügati’t Türk’ün kaleme alındığı, Türklerin İslamla ilk tanıştığı ülke. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne denilen yerin doğu ucu. 25-30 milyon Türk’ün yaşadığı, bin 828 kilometre karelik alana sahip, fiziki ve siyasi olarak Pekin’e ama manen ve ruhen Türkiye’ye bağlı coğrafya.” diyen Tümtürk, “Peki Doğu Türkistan niçin işgal altında?” sorusunu yöneltti.

“Çin ne zaman Doğu Türkistan’ı kaybetse çöküş yaşar, ne zaman kazanırsa güçlenir”

Doğu Türkistan’ın yer altı ve yer üstü kaynaklarının zenginliğine dikkat çeken Tümtürk, “1.6 trilyon ton kömür, 10.3 trilyon metreküp doğalgaz, 160 milyar ton petrol, 10 binlerce ton uranyum ve yüzlerce maden yatağına sahip Doğu Türkistan, Çin’in tükettiği enerji kaynaklarının beşte ikisini karşılıyor.” diye konuştu. Tümtürk, dört mevsimin yaşandığı Doğu Türkistan’ın mümbit topraklara sahip olduğunun altını çizerek “Doğu Türkistan, 1 milyar 300 milyonluk Çin’in beslenmesi için vazgeçilmez bir bölgedir. O bölgenin gerçek sahipleri olan Türkler ise zengin coğrafyanın fakir bekçileridir.” şeklinde konuştu.

Doğu Türkistan’ı “Çin’in batıya açılan kapısı” olarak tanımlayan Tümtürk, Orta Asya’dan gelen petrol ve doğalgazın Çin’e taşındığı, Çin’in ürettiklerinin de batıya aktarıldığı kapının Doğu Türkistan bölgesi olduğunu dile getirerek “Çin ne zaman Doğu Türkistan’ı kaybetse çöküş yaşar ve ne zaman kazanırsa güçlenir.” dedi.

Yusuf Has Hacib, Ahmet Yükneki, İslamiyeti hür iradesiyle ilk seçen Karahanlı Beyi Satuk Buğra Han ve onun soyundan gelen Kaşgarlı Mahmut’un Doğu Türkistanlı olduğuna dikkat çeken Tümtürk, 12. yüzyılda Sivas ve Kayseri’de Alaaddin Eretna’nın kurduğu Eretna Beyliğinin de Doğu Türkistan’dan gelen Uygurlar tarafından kurulduğuna işaret etti.

Seyit Tümtürk, Osmanlı Devletinin en zayıf dönemlerinde bile Doğu Türkistan’la ilişkilerinin sürdüğünü belirterek 1863-1876 yıllarında Doğu Türkistan’da kurulan Kaşgarya Devletini buna örnek gösterdi ve Kaşgarya Devletinin camilerinde Osmanlı sultanı adına hutbe okutulduğunu ifade etti. 1933’te kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin ise o zaman Türkiye’den sonraki bağımsız ikinci Türk devleti olduğuna dikkat çeken Tümtürk, Çin’in Rusya ile işbirliği içinde son verdiği bu devletin yerine 1944’te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyetinin de yine Çin-Rus ittifakıyla 1949’da ortadan kaldırıldığını söyledi.

“Bugün Kırım’ın başına gelen, yarın Doğu Türkistan’ın başına gelebilir”

Çin’in Doğu Türkistan halkına uyguladığı asimilasyon politikalarına da değinen Tümtürk, Taklamakan çölündeki nükleer denemeler, bulaşıcı ve ölümcül hastalıklar, doğum kontrolü, zorunlu göç gibi nedenlerle Doğu Türkistan nüfusunun 1949’da yüzde 3 ila 5’inin Çinli iken bugün yüzde 50’sinin Çinlilerden oluştuğunu ifade etti ve “Bugün Kırım’ın başına gelen, yarın Doğu Türkistan’ın başına gelebilir” uyarısında bulundu.

Tümtürk, Doğu Türkistan’da gerçekleşen halk ayaklanmalarından da bahsederek 1990’daki Barın Katliamı, 1995’teki Hoten Ayaklanması, 1997’deki Gulca Ayaklanması ve 2009’daki katliamlar neticesinde milyonlarca Uygur’un hayatını kaybettiğini dile getirdi ve Doğu Türkistan’da bugüne kadar büyük ya da küçük 250 ayaklanma yaşandığı bilgisini verdi.

Tümtürk, Doğu Türkistan’ın Türkiye’den belli başlı beklentilerini ise şöyle sıraladı: 1 milyon Suriyeli’ye kucak açan Türkiye’nin Doğu Türkistan’a da kucak açması, 1955’te Doğu Türkistan ve Çin arasında imzalanan Uygur Özerklik anlaşması hükümlerinin uygulanması için çaba gösterilmesi, Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de konsolosluk açılması, TİKA’nın Doğu Türkistan’a temsilcilik açması, Türkiye üniversiteleri ile Doğu Türkistan üniversiteleri arasında öğrenci değişim programları uygulanması, Türk üniversitelerinde Uygurlarla ilgili araştırma birimleri kurulması, TOBB’un Filistin’de açtığı iş merkezlerinin benzerinin Doğu Türkistan’da da açılması, dünyanın pek çok yerine sefer düzenleyen THY’nin Türklerin atayurdu Urumçi ve Kaşgar’a sefer düzenlemesi, Türk haber ajanslarının büro açması, sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi.

Konferans, Öğr. Gör. Mestan Karabacak tarafından Seyit Tümtürk’e plaket verilmesiyle son buldu.

Doğu Türkistan Sergisi

KMÜ Türk Dünyası Araştırma Topluluğunun Doğu Türkistan gerçeğine dikkat çekmek için düzenlediği diğer bir etkinlik de “Kanayan Yara Doğu Türkistan” konulu fotoğraf sergisi oldu.

KMÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı fuaye alanında sergilenen fotoğraflarla ziyaretçilere Doğu Türkistan’da yaşanan katliamlar yansıtıldı.

Hakkında admin