Anasayfa » Haberler » Barış Pınarı Harekatına karşı küstahça açıklama yapan Çin’e bir uyar

Barış Pınarı Harekatına karşı küstahça açıklama yapan Çin’e bir uyar

Türkiye sinirlerindeki terör tehdidini yok etmek ve Suriyelilerin kendi ülkelerine dönüşünü sağlamak için Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 09.10.2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın talimatıyla Barış Pınarı Harekatını başlattı. Barış Pınarı Harekatı 9. gününde. Sahadan gelen son dakika bilgilerine göre harekat kapsamında çok sayıda köy ve kasaba terörden arındırılmaya devam ediyor. Durumdan rahatsız olan Çin komünist yönetiminden  yapılan skandal açıklamada ‘operasyonu durdurma ve doğru yola geri dönme’ uyarısında bulundu.. 15/10/2019 günü   günlük basın toplantısında Çin komünist yönetimi  Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Şuang operasyonun sonlandırılması konusunda Türkiye’yi küstah bir şekilde uyardı. Sözcü ayrıca, Türkiye’ye ‘doğru yola geri dönme’ çağrısında bulundu “uluslararası ilişkilerde güç kullanmaya karşıyız” diyor.

Çin’in söylediği tüm bu değerleri yıllardır Çin’in dış ve iç siyasetlerince çiğneniyor ama Çin hiç utanmadan bu değerler ile bir başka devlete ithamda bulunma hakkını kendinde tanıyor. 

Biz Doğu Türkistanlılar olarak Çin’in yaptığı bu iki yüzlülüğü yanlış buluyor ve kullandığı kelimelerin aynını birebir ele alarak misline iade ediyoruz: 

Çin yine “uluslararası ilişkilerde güç kullanmaya karşıyız” diyor amaBiz Çin’in bu değerlere gerçekten sahip çıkmış olmasını ve tüm Çin halkının korkularından kurtulup kendi özgür iradeleri ile özgürce yaşayabilecekleri bir Çini cani gönülden istiyor, ama maalesef bugüne kadar bu değerler Çin politikasının dışında kaldı ve insanların hak hukukları silah zoruyla yok edildi. 

Buna kanıt olarak: daha dün Şi Cinping in Nepal da yaptığı konuşmasında Hong Kong, Uygur ve Tibet insan hakları savunucularına karşı yaptığı açıklamada yaptıkları ‘çiğnenmiş cesetler ve parçalanmış kemiklerle son bulacak‘ sözlerini kullandı . Eğer Çin gerçekten güç kullanmaya karşı ise, Uygur Türklerinin ve Hong Kong, Tibet insan hakları savunucularının cesetleri hak ve hukuk çerçevesinde mi çiğnenecek ve kemikleri ezilecek? 

Bu sadece basın açıklamasından bir gün önce olan tahdit idi.

Hong Kong deki halk tarafından düzenlenen barış ve insan hakları protestosuna karşılık tıpkı 1989 yılında 10 binden fazla öğrencinin öldürüldüğü Tiananmen katliamını anımsatır şekilde Hong Kong’a asker sevk etmek  ve devlet medyasında yaptığı açıklamalardaki gibi askeri müdahalenin en iyi seçenek olduğunu söylemenin neresi güç kullanmaya karşı olmak? 
Ve en önemlisi bağımsız Doğu Türkistan cumhuriyeti 1949 yapılan askeri müdahale ve katliamlar güç kullanılmadan mı yapılmıştı? 

Tarihi boyunca hiçbir zaman BM ve uluslararası kanuna uygun davranış sağlamayan, insan haklarını hiçe sayıp sadece kendi menfaati gereği düşünen Çin halk cumhuriyetinin bu açıklaması bize şaşkınlığa uğrattı oysa Uluslararası medeni ve siyasi haklar sözleşmesi (1966) 1. Maddesi gereği devlet içindeki azınlıkların kendi kaderini tayın haklarının bulunduğu söyleniyor ama 1949’dan bu yana Doğu Türkistan merkeze bağlı olarak yönetiliyor ve Doğu Türkistan’da etnik grupların kültür, dil ve dinleri zorla değiştirilmeye başlandı, kendi haklarını savunan aktivistler öldürüldü, basın açıklamalar ve barış protestoları silah zoruyla bastırıldı. 

Halkın egemenliği, kendi kültürlerince yaşamaları engellendi ve günümüzde kültür asimilasyonu yapmak için toplama kampları açılıp 5 milyondan fazla halk kamplara kapatıldı. 

7.madde gereği mahpusların işkence görmelerinin ve tıbbi deney yapılmasının yasak olduğu söyleniyor ancak şu andaki 5 milyon Doğu Türkistanlı mahkumların DNA si alınmış ve her türlü tıbbi deneylere maruz bırakılmaktan öte organları için organ mafyaları tarafından satılmakta  

9. madde gereği tutuklanan mahkumların hemen mahkemeye çıkarılması ve adli yargılanması gerektiği söyleniyor ve şu anki 5 milyon mahkûm hiçbir mahkeme kararı olmadan haksız yere hapsedilmiş durumdadır.

 Çin Doğu Türkistan, Tibet ve Hong Konglarda tüm bu yasa anlaşmaları çiğnemiş, uluslararası hak hukukları hiçe sayarak sadece kendi menfaatları gereği kararlar ile insanların özgürlük ve haklarına defalarca ihlal edilmiştir. 

Çin Mart 2017 den başlayarak  nazı Almanya’sında benzerine tanıklık ettiğimiz toplama kamplarını kurarak çağdaş dünyada tüm insanlığın yüz karası olmayı başarmıştır. 

Çin eğer gerçekten BM’yi ve uluslararası hukuka umursuyorsa daha yakın zamanda BM’nin ve birçok devletin Çine yaptığı kampları kapatma uyarısını kabul etsin ve toplama kamplarını kapatsın. Ama Çin bu uyarıyı kabul etmemekle birlikte sadece uluslararası kanunları çiğnemek ile yetinmeyip  kendi kanunlarına karşı çıkmıştır. Çin Anayasası’nın 4- maddesi gereği tüm etnik grupları eşit haklara sahiptir, devlet azınlıkların hak ve menfaatlerini korumakla yükümlüdür, her milletin kendi dil ve yazısını kullanma ve geliştirme hakkı vardır, kendi kültürlerini muhafaza ve geliştirme hakkı bulunduğu söyleniyor, Ama biz Doğu Türkistanlılar bu eşitliği hiçbir zaman göremedik, zorla çalıştırıldığı, cami ve evlerimiz yıkıldı, dil, din ve kültürlerimiz zorla değiştirildi, mahkemelerde avukat tutmamız yasaklandı ve haklarımızdan yararlanamadık, zorla yapılan kültür devriminde aydınlarımız öldürülüp kitaplarımız yıkıldı. haklarını korumaya çalışanlar haksız yere öldürülüyor ya da hapse atıyorlar.  

3- “Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ciddiyetle saygı gösterilmeli ve korunmalıdır.

Eğer gerçekten egemenlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğünden söz edeceksek önce 70 yıldan beri bağımsızlık mücadelesi vermekte olan Doğu Türkistan’dan, Tibet’ten, Tayvan’dan, Hong Kong dan söz edelim. Bu kadar ulusun egemenliğine tecavüzde bulunmuş Çinin bir başka ülkenin egemenliğini korumayı kendine vazife edinmesi ne ironik bir durum. 

Tüm bunların hakları, yeraltı zenginlikleri sömürülürken Suriye’nin egemenliği Çinin gerçekten umurunda mı? 

Türkiye’yi askeri müdahale ile eleştirmekte oldukları Çin Suriye’ye asker göndermiş PKK ve PYD gibi terör örgütlerini silah ve asker ile desteklemiştir. 

Sonunda biz tüm bu değerler için yıllardır  mücadele etmekte olan Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği olarak Türkiyenin Barış pınar harekatını destekliyoruz ve Çini kendi halkına silah kullanmayı bırakıp egemenliği ulusa bırakmaya, başkan ve bakanların  değil halkın menfaatine öncelik tanıyacak bir hukuk devleti oluşturmaya , Doğu Türkistan , Tibet , Tayvan, Hong Kong gibi ulusların egemenliğini ve istiklalin kabul etmeye  , dışlamayı bitirmeye , faşizme son vermeye ve sömürgeciliğin son bulmasına , Afrika ve Orta Asya’dan elini çekmesine kısacası gerçek doğru Yola dönmesi için çağrıda bulunuyoruz.  

DOĞU TÜRKİSTAN MAARİF VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

Hakkında admin