Anasayfa » Haberler » Doğu Türkistan’daki Çin Zulmüne Karşı Çarşamba’da Basın Açıklaması

Doğu Türkistan’daki Çin Zulmüne Karşı Çarşamba’da Basın Açıklaması

Anadolu Gençlik Derneği(AGD) Çarşamba Şubesi tarafından Çin’in Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği zulüm ve işkencelere karşı Çarşamba Zübeyde Hanım Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi.
Çarşamba Zübeyde Hanım Meydanı’nda bulunan Emirgan Parkı’nda gerçekleştirilen açıklamaya Saadet Partisi Çarşamba İlçe Başkanı Zekai Adem Sapancı, Doğu Türkistan Vakfı Genel Sekreteri Abdullah Oğuz, Doğu Türkistan Vakfı Samsun İl Temsilcisi Serdar Öksüz, Doğu Türkistan’da kaldığı otelde alıkonularak toplama kampına götürülen ve işkence gören Kazakistan vatandaşı Gülbahar Celilova, Terme Ziraat Odası Başkanı Ferda Ergün, Ayvacık Ziraat Odası Başkanı Erdal Avcı ve vatandaşlar katıldı.

Anadolu Gençlik Derneği adına basın açıklamasını okuyan Anadolu Gençlik Derneği Çarşamba Temsilcisi Mesut Semiz, basın açıklamasında şunları ifade etti:

“2019 yılının son günlerini yaşıyoruz. Bu günlerde de İkinci Dünya Savaşının ardından geçen 74 yıla rağmen yeryüzünde barış ve adaletin tesis edilemediğine tanıklık ediyoruz. Dünyanın birçok yerinde insan hakları ihlallerinin yaşandığını, temel hak ve özgürlüklerin hiçe sayıldığını görüyoruz.

İnsan hakları, özgürlük ve demokrasi kavramlarını tüm dünyaya servis eden merkezler, kendi çıkarları söz konusu olduğunda, rahatlıkla, her türlü hukuksuzluğu, baskı, şiddet ve işkenceyi bir siyaset etme biçimi olarak görebilmektedirler. Başta ABD olmak üzere, emperyalist ülkeler, işgallerle, iç savaşlarla, şiddet ve korkuyla, zayıf bırakılmış ülkeler ve halklar üzerindeki baskı ve tahakkümlerini sürdürmektedir.

Baskı ve şiddet politikalarının uygulayıcılarından biri de maalesef Çin’dir. Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleriyle, Afrika Kıtasıyla yaptığı ticarete rağmen, Çin’in Doğu Türkistanlılara yönelik tavrı kabul edilebilir değildir. Çin, 1949’dan bu zamana kontrolü altında bulundurduğu Doğu Türkistan’da Müslümanlara her türlü baskıyı uygulamaktadır. Yetmiş yıldır Çin kontrolü altında bulunan ve Türkiye’nin iki buçuk katı büyüklükte yüzölçümüne sahip olan Doğu Türkistan’da da Müslümanların durumu içler acısıdır. Çin yönetimin küresel ekonomik gücü ve boşluk bırakmayan bir diplomasi yürütmesi Doğu Türkistan’la ilgili sağlıklı bilgi akışının ve oradaki Müslümanlarla iletişimin önüne geçmektedir.

Afrika’dan Asya’ya birçok İslam ülkesiyle ticari ilişkileri olan Çin, Müslüman Doğu Türkistan halkına ve Çinli Müslümanlara karşı tutumunu gözden geçirip iyileştirmezse, bizim de Çin mallarına karşı boykot sergilememiz kaçınılmaz olacaktır. Çin bizim yaptığımız bu açıklamaları duymazdan gelir, kendi askeri gücüne ve ekonomik büyüklüğüne insanların temel hak ve özgürlüklerinden daha fazla inanırsa, tüm İslam dünyasında kendisine karşı nefret büyütmekten başka bir şey elde edemeyecektir. Çin, Müslüman Doğu Türkistan halkının ve Çinli Müslümanların haklı taleplerini susturmak, örtbas etmek ve bu hakların dış dünyayla irtibatlarını kesmek yerine farklı kimliklerin temel hak ve özgürlüklerini yaşayabilecekleri bir zemin oluşturmanın gereklerini yerine getirmelidir.
Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinin Müslüman Doğu Türkistan haklı talepleri doğrultusunda Çin’e karşı birlikte hareket etmeleri ve her platformda bu konuyu dile getirmeleri Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin seslerine ses katacaktır. Türkiye, Doğu Türkistan meselesinde daha net bir tutum sergilemelidir. Türkiye’nin Çin ile ticareti Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin temel hak ve özgürlüklerinden daha değerli değildir. Yetkililerimiz, bunu Çin yönetimine en açık şekilde hissettirmelidirler. Mevcut dünya düzeninde İslam ülkeleri ve Müslüman halklar, ya ABD, İngiltere, İsrail safında yer alamaya ya da Rusya-Çin ikilisinden birine sığınmaya zorlanmaktadırlar. Neredeyse tüm İslam coğrafyasında vesayet rejimleri vardır. Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu D-8’in canlandırılmasından, D-60’ın ve D-160’ın kurulmasından geçer. Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu tüm yeryüzünde adil bir düzenin kuruması için gayret etmekten geçer. Allah, hak ve adaletin tesisi için atılan adımları boşa çıkarmayacaktır.”
Semiz’in ardından söz alan Doğu Türkistan Vakfı Genel Sekreteri Abdullah Oğuz, “Doğu Türkistan’da 35 milyon kardeşinizin ne halde olduğundan, kızıl terör devletinin işkencesi altında nasıl inlediğinden haberiniz var mı? Bugün bütün İslam aleminde insanlar ve Müslümanlar zulüm altında inliyor, ama unutmayın Doğu Türkistan’daki kardeşleriniz tam anlamıyla bir soykırımla karşı karşıya. Doğu Türkistan’da bugün yaşananları basit bir zulüm olarak göremezsiniz. Bugün Doğu Türkistan’daki kan kardeşleriniz, din kardeşleriniz tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Doğu Türkistan’da insanlar namaz kıldığı, oruç tuttuğu, hacca gittiği için sürekli işkence ve baskı altında yaşıyor. Milyonlarca insan milli kimliğinden arındırılarak ateist, komünist olarak yetiştirilmek için toplama kamplarına alındı. Bu toplama kamplarında 14 yaşından 80 yaşına kadar, eğitimsizinden profesörüne kadar her çeşit insan var. Bu toplama kamplarının tek bir amacı var, o da; Doğu Türkistan’daki insanların Türklüğünü ve Müslümanlığını tamamen yok etmektir. Doğu Türkistan’da 35 milyon insan yok edilirken insanlar nasıl rahat uyuyabilir? Doğu Türkistan’da insanlar kişi hak ve özgürlüklerinden mahrum şekilde yaşıyor ve genç kızlar Çinli erkeklerle evlendirilmeye zorlanıyor. Buna karşı Türkiye’nin desteğini istiyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız, iktidar sahibi insanlarımız ve vatandaşlarımız bu davaya sahip çıksın” şeklinde konuştu.
Doğu Türkistan’a ticaret yapmak için gittiğini ve kaldığı otelde Çin polisi tarafından alınarak toplama kampına götürülen ve yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamayan Kazakistan vatandaşı Gülbahar Celilova, “Ben 20 senedir ticaretle uğraşıyorum. 2017 yılının Mayıs ayında beni otelde tutukladılar ve benim terörist olduğumu söylediler. Beni toplama kampına götürdüler. 20 metrekarelik tabanı demir olan bir odada 40 kişi kalıyorduk. Tuvalette aynı odanın içindeydi ve bir kapısı bile yoktu, o kokuyu çekmek zorunda bırakılıyorduk. Bize su bile vermiyorlardı, ‘Size su verirsek abdest alırsınız’ diyorlardı. Orada kaldığım 1 yıl 3 aylık süreçte vücudumun her yeri yara oldu, saçlarım bitlendi. 14 yaşından 80 yaşına kadar pek çok kadın ordaydı ve sürekli işkence görüyorduk, elektro şok veriyorlardı. 10 günde bir bize zorla bilmediğimiz ilaçlar içirip, aşılar yapıyorlardı. Ben orada tecavüze uğradım. Bana tecavüz eden askere ‘Senin annen yok mu, bacın yok mu, bana bunu nasıl yaparsın?’ dediğimde, bana ‘Sen insan değilsin ki!’ dedi. Bizi insan olarak bile görmüyorlardı. Kızlarım pek çok ülkeye mektup yazmış, Birleşmiş Milletlere yazdıkları mektuptan sonra beni serbest bıraktılar, ancak bırakırken de ‘Burada yaşadıklarını kimseye anlatma yoksa nerede olursa olsun seni öldürürüz’ diye tehdit ettiler. Ben oradan çıkarken oradaki kız kardeşlerime sesinizi duyuracağım diye söz verdim ve Çin’den korkmuyorum. Ben yaşadıklarımı ve o kız kardeşlerimin yaşadıklarını her yerde anlatacağım. Ölümden de korkmuyorum” şeklinde duygularını ifade ederek yaşadıklarını anlattı.


Kaynak: samsunokur. com

Hakkında admin

x

Check Also

Türk iş adamı Ali Kılıç Uygur Türklerine yardım edeceği iddiası ile Çin’de tutuklandı

Türk iş adamı Armatör Ali Kılıç ve Murat Hakan Sağlam’ın 2015 yılından bu güne kadar ...

Uygur kadın Türkiye’de okuduğu için 20 yıl hapis cezasına çarpıtıldı

Çin komünist rejimi Doğu Türkistanlı Uygur Türklerini Yurt dışında eğitim aldığı nedeniyle tutuklayıp hapse atmaya ...

Mehmet Emincan Yunus Damollam, Çin’in işkence kampında şehit oldu

Mehmet Emincan Yunus Damollam, Çin’in toplama kampında şehit olduÇin Doğu Türkistan Halkını yok etmek için ...

Doğu Türkistan’da Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım

Doğu Türkistan’da Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım ÖNSÖZ  “Bayılmadan önce duyduğum son söz  Uygur olmamın ...

DOĞU TÜRKİSTAN’DAN ACI HABERİ GELEN EKREM MEHMET’İN ARKADAŞLARI, QHA’YA KONUŞTU

Çin yönetiminin, Doğu Türkistan’daki sürdürdüğü baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kalan Uygur Türkleri hakkında her ...

Çin’in Doğu Türkistan’da barışçıl gösterilere kanlı müdahalesinin 11. yıl dönümü

Bugün 5 Temmuz 2020. Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Çin güvenlik güçleri ve silahlı paramilislerin barışçıl ...

46 ülkeden, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olan baskıcı politikasına destek

46 ülkeden, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olan baskıcı politikasına destek Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Konseyi ...

TÜRK AVUKATLARIN DOĞU TÜRKİSTAN MÜCADELESİ: BAŞVURULAR BM’YE ULAŞTI

Türkiye’de faaliyet gösteren hukukçulardan oluşan Hukuk ve Fikir Platformu, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği baskıları, ...

Doğu Türkistan Raporu: Geçmişten Bugüne Dinî ve Etnik Baskılar

Giriş İnişli çıkışlı tarihî seyri içinde 1949 senesine kadar bir şekilde bağımsızlığını koruyan Doğu Türkistan, ...