Anasayfa » Makale ve Analizler » Asya-Pasifikte ABD-Çin Çatışması mı, Yoksa Türkiye-Çin Gerilimi mi?

Asya-Pasifikte ABD-Çin Çatışması mı, Yoksa Türkiye-Çin Gerilimi mi?

Tarih boyunca Türklerle Çinliler arasında yaşanan çatışmalar –Xiongnu’dan Göktürklere uzanan Proto-Türk direnişleri dahil– aynı jeopolitik fay hattı üzerinde cereyan etmiştir: Orta Asya’nın enerji yolları, maden yatakları ve bozkır hakimiyeti.

Günümüz jeopolitik analizlerinde yaygın bir görüş hâkim: Üçüncü Dünya Savaşı’nın asıl cephesi Asya-Pasifik bölgesinde, ABD ile Çin arasında açılacak. Bu olası gerçekliğin farkında olmakla birlikte bu analizimde size yeni bir tez sunmak istiyorum: Gerçek stratejik kapışma, ABD ile Çin arasında değil, esasında Türkiye ile Çin arasında yaşanabilir. Neden özellikle Çin-Türkiye?

Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Türk ile Çin medeniyetleri arasındaki kadim rekabet, iki bin yılı aşkın bir süre boyunca Orta Asya’nın hakimiyeti için verilen mücadelelerle şekillenmiştir. İki kadim medeniyet arasında Göktürk Kağanlığı döneminde kaydedilen uzun soluklu savaşlar, bu rekabetin en çarpıcı örnekleri arasında yer alır. Tarih boyunca Türklerle Çinliler arasında yaşanan çatışmalar –Xiongnu’dan Göktürklere uzanan Proto-Türk direnişleri dahil– aynı jeopolitik fay hattı üzerinde cereyan etmiştir: Orta Asya’nın enerji yolları, maden yatakları ve bozkır hakimiyeti.

Bugün de aynı dinamikler, modern bir kostümle tekrar sahneye çıkmanın arifesindedir. Çin’in Doğu Türkistan’daki politikaları ve küresel Türk dünyasını kuşatma çabaları, o kadim rekabetin yeni perdesidir.

Burada çatışmanın somut zemini önem kazanmaktadır: Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ile kurmaya çalıştığı lojistik ve enerji hatları, Türkiye’nin öncülüğünde şekillenen Orta Koridor ile doğrudan rekabet halindedir. Hazar geçişi ve Orta Asya’daki stratejik düğüm noktaları, bu çatışmanın kritik alanlarıdır. Türkiye’nin Orta Koridor girişimi, Çin’in Kuzey Koridor planlarına alternatif oluşturmakta ve aynı coğrafya üzerinde sahadaki sürtünmeyi gün yüzüne çıkarmaktadır. Ayrıca son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı’nın Orta Asya’da artan etkisi, Çin’in Türkistan coğrafyasına ilişkin nüfuzunu ve/veya nüfuz arayışlarını dengeleyen bir faktör olarak öne çıkmaktadır.

Diğer yandan günümüz ABD’si, kendi sonunu hazırlayan adımlar atmaktadır. Kelime kökeni açısından “ABD”nin Arapça “kul” (köle) ile bağlantılı oluşu, ironik bir şekilde, Washington’un ileride Türkiye’ye tâbi bir pozisyona düşebileceğini simgelemektedir. Daha ileri bir öngörüyle, ABD topraklarında bir gün Türk hakimiyetini dahi mümkün görüyorum. Yeter ki Türk milleti kendi gücünün ve tarihi potansiyelinin farkına varsın.

Güncel meselelerde Trump yönetimi, geri adım atmakta ve çark etmek için yollar aramaktadır. Medyada hâlâ “Amerika geliyor, İran’ı şöyle vuracak, böyle diz çöktürecek” türünden senaryolar dolanırken, Rusya açıkça “Pandora’nın kutusu açılır” uyarısını yapmış ve nükleer tesislere yönelik her türlü operasyonun derhal durdurulmasını talep etmiştir. Bunun üzerine Trump “İki hafta içinde kararımı vereceğim” açıklamasıyla pozisyonunu yumuşatmıştır.

Bugün bölgedeki bütün ülkelerin kaderleri birbirine bağlıdır. Tartışma değil, farkındalık zamanıdır. Emperyalizm, klasik “böl, parçala, imha et ve sonra diğerini yut” formülü üzerine kuruludur. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), adım adım Büyük İsrail Projesi’ne (BİP) evrilmektedir; Suriye’de yaşananlar bu dönüşümün en somut kanıtıdır. Ancak Türk devleti tüm bu oyunun farkındadır. “Ortadoğu” kavramı bile İngilizler tarafından coğrafi mesafe tanımlaması olarak üretilmiştir: Yakın Doğu, Uzak Doğu, Ortadoğu… Türkiye ise bu coğrafyanın tam merkezinde yer almaktadır. Bir kale yıkılırsa, diğer kalelerin taşları da domino etkisiyle devrilecektir. Bu nedenle “şımarık” Amerikan politikası ve İsrail’in agresif tutumu, bölge ülkelerine ortak bir uyarı niteliği taşımaktadır. Yakın gelecekte bütün bölge aktörlerinin en azından İsrail ve Amerikan politikalarına karşı bir araya gelerek ortak tavır alması muhtemeldir. İçeride karışıklık çıkarmaya çalışan provokatif seslere kulak vermek ise tam da bu dönemde en büyük hatadır.

Trump’ın çark etmesi, evanjelist ve Siyonist lobilerin yoğun baskısından kaynaklanmaktadır. Bu gruplar, İsrail’le iç içe geçmiş bir “din savaşı” stratejisi izlemektedir. Trump ise kendi içinde tutarsız bir profil çizmekte, hegemonik güçlerin aslında çökmekte olan bir düzeni temsil ettiğini göz ardı edememektedir. Belki de son kozlarını oynamaktadırlar. İran’a yönelik “sınırlı vur-çık” teklifleri (birkaç nükleer tesisin simgesel bombardımanı, İran’ın protestosu ve Amerikan zafer ilanı) kapalı kapılar ardında yaşanan gerçekle örtüşmemektedir. Gerçekte İran’da nükleer tehdit büyük ölçüde bertaraf edilmiş, ABD ise müzakere masasında yalvarır konumdadır ancak küresel medya tam tersi bir imaj yaratmaktadır.

Ortadoğu’nun kronik istikrarsızlığının ardında enerji koridorları, petrol ve maden yatakları, su ve tarım havzaları gibi stratejik kaynaklar yatmaktadır. Emperyalizm ve siyonizm bu unsurları kontrol altına alma peşindedir. BOP’un akamete uğraması için İran’ın sahadaki başarısı kritik öneme sahiptir. Bu tespit, herhangi bir taraftarlık olarak değil, stratejik bir okuma olarak görülmelidir.

Uluslararası sistem, Türk’ü dünya haritasının dar sınırları içine hapsetmeye odaklıdır. Türklerin Turan coğrafyasına ulaşamaması için ABD, AB, Çin, Rusya, İsrail, Vatikan ve İngiltere’nin ortak bir strateji yürüttüğünü göstermektedir. Ne var ki bu aktörler, Türk devletinin her daim onları izlediklerini ve Türk Devleti’nin ne yaşlandığını ne de yorulmaz olduğunu bilmiyorlar…

Türk milletinin kadim sembolü Ay-Yıldız, bugün hâlâ ABD topraklarında ve Dünya’nın her bölgesinde yaşamaya devam etmektedir. Türk devleti, Türk ordusu ve Türk milleti var olmaya devam edecektir.

About The Author

Çin, Uygur Türkü çocuklara yönelik kitlesel alıkoyma ve asimilasyon gerçekleştirmeye devam ediyor.

Önemli Yazılar

x

Check Also

Doğu Türkistan’da Gazeteci Olmak ve Medya Üzerindeki Baskılar

Doğu Türkistan’da Gazeteci Olmak ve Medya Üzerindeki Baskılar Musacan ER Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği ...

Musacan ER kimdir

Musacan ER – Detaylı Profil (2025 Çalışmaları Dahil) Kişisel Bilgiler:Musacan ER, İstanbul’da yaşayan bir Doğu ...

Doğu Türkistan’da kimlik, zulüm ve uluslararası sessizlik

Doğu Türkistan, tarih boyunca Türk-İslam medeniyetinin doğu kapısı olarak bilinen, kültürlerin kesiştiği ve imparatorlukların kaderine ...

Seydişehir Belediye Başkanı Mehmet Tutal, Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklere yönelik uygulamalarını kınadı

Seydişehir Belediye Başkanı Mehmet Tutal, Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklere yönelik uygulamalarını kınadı. Doğu Türkistan’ın ...

Amsterdam Belediyesinden tarihi karar: Artık ‘Sincan’ yok, ‘Doğu Türkistan’ var

Amsterdam Belediyesinden tarihi karar: Artık ‘Sincan’ yok, ‘Doğu Türkistan’ var Geçtiğimiz hafta Amsterdam Belediyesi Meclisi’nin ...

ÇİN’DEN SKANDAL DOĞU TÜRKİSTAN TEKLİFİ

Ailelerinden haber alamayan Doğu Türkistanlılar, Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu önünde eylem yaparken Uygurlara konsolosluktan skandal ifadelerin ...

Xinjiang değil Doğu Türkistan

Doğu Türkistanlı Araştırmacı Musacan Er, Sincan yerine Doğu Türkistan kelimesinin kullanılmasını isteyerek, “Sincan demek Çin’in ...

76 yıldır Çin işgalinde olan Doğu Türkistan, Türkiye’nin iki katından kadar büyük!

Türkiye’nin iki katı büyüklüğündeki Doğu Türkistan, 76 yıldır Çin’in baskıcı yönetimi altında. Uygur Türkleri başta ...

Doğu Türkistan Bağımsızlık Savaşı – Cungarya’da Devrim

1940’ların başında, Doğu Türkistan Türkleri, Çin’e karşı büyük bir kurtuluş savaşı başlattılar. Doğu Türkistan’ın kuzeyi ...