Bugün, 5 Temmuz Pazar. Binlerce soydaşımızın katledildiği #UrumçiKatliamı’nın 17. yıl dönümünde Doğu Türkistan STK’ları ve Uygur toplumu, İstanbul’daki Çin Başkonsolosluğu önünde kitlesel bir protesto gerçekleştirdi.
Doğu Türkistan STKlarına temsilen, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkanı Musacan ER tarafından okulan ortak basın açıklamasında; Çin’in işlediği suçların resmen “Soykırım” olarak tanınması, Doğu Türkistan’ın tam bağımsızlığına destek verilmesi ve katil Pekin yönetimine uluslararası yaptırımların uygulanması talep edildi.
işte detaylar:
Urumçi Katliamı’nın 17. Yılında İstanbul’da Çin Başkonsolosluğu Önünde Tarihi Haykırış: “Çin’in Soykırımı Resmen Tanınsın!”
İSTANBUL – 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de yaşanan; binlerce Uygur Türkünün meydanlarda katledildiği, on binlercesinin ise toplama kamplarında ve zindanlarda sessizce yok edildiği acı katliamın 17. yıl dönümünde İstanbul’da dev bir protesto gerçekleştirildi.
5 Temmuz Pazar günü, Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (UDTSB) ve Uygur toplumu, zalim Çin yönetiminin karşısında mazlumun sesi olmak amacıyla İstanbul’daki Çin Başkonsolosluğu önünde bir araya gelerek kitlesel bir protesto ve basın açıklaması düzenledi.
Ellerinde gök bayraklar ve Çin zulmünde kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıyan kalabalık, Pekin yönetiminin sistematik asimilasyon ve soykırım politikalarını lanetledi.
Doğu Türkistan STK’ları adına basın açıklamasını Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkanı Musacan ER okudu.
“Barışçıl Adalet Arayışı Vahşi Bir Kıyımla Sonuçlandı”
Konuşmasında 17 yıl önce yaşanan olayların arka planına ışık tutan Musacan Er, katliamın fitilini ateşleyen süreci şu sözlerle hatırlattı:
“26 Haziran 2009’da Çin’in Shaoguan şehrindeki bir fabrikada zorla çalıştırılan Uygur işçiler, ırkçı Çinlilerin linç saldırısına maruz kalmış; onlarca genç katledilmişti. Çin polisinin suçluları cezalandırmak yerine Uygur gençleri tutuklaması üzerine, 5 Temmuz günü Urumçi’de adalet ve eşitlik isteyen on binlerce vatandaşımız barışçıl bir protesto başlattı. Ancak bu hak arayışı, Çin rejiminin askeri güçleri tarafından vahşice bir kıyımla sonuçlandı. Urumçi sokakları kardeşlerimizin kanıyla boyandı.”
“Doğu Türkistan Bir Açık Hava Hapishanesine Dönüştü”
Katliamın üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen zulmün planlı bir soykırıma dönüşerek devam ettiğini vurgulayan Er; Doğu Türkistan’da milyonlarca Uygur, Kazak ve diğer Türk halklarının toplama kamplarında tutulduğunu, köle işçi olarak çalıştırıldığını ve kısırlaştırma politikalarıyla gelecek nesillerin yok edilmek istendiğini belirtti.
Bugün Doğu Türkistan’da dijital gözetleme kuleleriyle yaşam alanlarının izlendiğini, çocukların ailelerinden koparılarak yatılı Çinlileştirme kamplarına alındığını ve dini-milli kimliğin tamamen yasaklandığını ifade eden Er, Doğu Türkistan ve Filistin’de yaşanan insanlık dramlarına sessiz kalınmasının, bu soykırımların diğer coğrafyalara yayılmasına davetiye çıkardığını söyledi.
Dünya Devletlerine ve İslam Dünyasına 4 Kritik Çağrı
Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları, basın açıklaması aracılığıyla uluslararası topluma, Türk devletlerine ve İslam dünyasına şu somut taleplerle çağrıda bulundu:
- Tam Bağımsızlığa Koşulsuz Destek: BM Sömürge Altındaki Ülkelere ve Halklara Bağımsızlık Bildirisi gereğince, Doğu Türkistan halkının kendi kaderini tayin etme ve tam bağımsızlık girişimlerine tüm demokratik devletler destek vermelidir.
- Soykırımın Tanınması ve Somut Yaptırımlar: Yaşanan vahşet, BM Genel Kurulu ve dünya devletleri tarafından resmen “Soykırım” olarak kabul edilmeli; Çin’e karşı ekonomik ve siyasi yaptırımlar derhal devreye sokulmalıdır.
- Uluslararası Temsil Hakkı: Birleşmiş Milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) başta olmak üzere tüm uluslararası platformlarda Doğu Türkistan temsilcilerine yer verilmelidir.
- Türk ve İslam Dünyasına Tarihi Sorumluluk Hatırlatması: Çin’in İslam’a ve Türk kimliğine yönelik yok etme politikasına karşı; başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, Türk Cumhuriyetleri, Malezya, Katar ve tüm Müslüman ülkeler Çin’e karşı ekonomik-siyasi caydırıcılıklarını kullanarak cesur adımlar atmalıdır.
Basın açıklaması, “Doğu Türkistan’ın hürriyeti, esir kardeşlerimizin özgürlüğü ve insanlık onuru adına bu haklı haykırışımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor




























Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi







