Türk Dünyasının yükselen yıldızı Kazakistan, uluslar arası arenada etin olma ve bir denge unsuru olma politikasına tüm hızıyla devam ediyor. Kazakistan, 2016’da seçimleri yapılacak olan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici üyeliğine aday olduğunu açıkladı. Bu yılın başında Türkiye’nin geçici üyeliği de sona ermişti.
2016’da Kazakistan’ın üye olması durumunda, Türk Dünyası’nın ikinci bir ülkesi BM’de etkili bir konuma gelmiş olacaktır. Türk ülkelerinin politikalarının etkin hale gelmesinde önemli bir durumdur. Çin’i ziyaret eden Kazak bakan Yerjan Kazıhanov, konuyla ilgili yaptığı konuşmada: Kazakistan’ın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daha etkin ve kapsayıcı olması için kurumsal reformların yapılmasının gerektiğini düşündüğünü belirtti ve “Kazakistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin üye sayısının arttırılmasını ve BM’nin Genel Kurulu ve diğer kuruluşlarıyla daha sıkı işbirliğinin artırılması gerektiğini düşünüyor.” Diye ekledi. Kazakistan’ın uluslar arası arenada doğu ve batı arasında bir köprü ve bir denge olma politikası olduğu göz önüne alındığında bu üyelik çok önemli bir adım olacaktır. Türkçü fikirleri her zaman bilinen Nursultan Nazarbayev’in fikirlerinin BM’de temsil edilmesi ayrıca Türk milliyetçilerini de memnun edecek bir durumdur.
Kırgızistan’da 30 Ekim’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylara dil sınavı yapılacak. 3 Adayla başlayan süreçte şu an 8 aday var. Ülkenin genelinde Rusça konuşulması sebebiyle, devlet makamları adaylara Kırgızca bilme ve konuşma zorunluluğu getirmişti. Diğer Türk Dünyası ülkelerinde de başvurulan bu yöntem, Sovyet döneminden kalma Dil Emperyalizmini en yüksek makamdan başlayarak aşmak amacını taşıyor. Ancak özellikle Kırgızistan gibi ekonomik yapısı çok zayfı olan ülkelerde bunu başarmak pek mümkün değil. Öyle ki, ekonomisi daha güçlü olan Kazakistan’da dahi nüfusta Rus etkisinin çok olmasuı sebebiyle dil ile ilgili pek çok zorun çözülemiyor. Yine de bu tür uygulamalar ülkelerin milli birer politikalarının olduğunun ve fırsat bulduklarında bunu geliştireceklerinin göstergesi.
Doğu Türkistan bölgesinde bulunan Karamay kentinde, Çin devleti yeni petrokimya tesisleri kurma projeleri ve olan tesislerin geliştirilmesi projeleri ortaya koydu. Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de düzenlenen Çin-Avrasya Fuarı’nda yapılan konuşmalarda, Karamay’ın yıllık 22 milyon ton ham petrol işleme ve 1 milyon 220 bin ton etilen üretim kapasitesine sahip olan kentte Karamay Petrokimya Şirketi’nin üretim kapasitesinin arttırılmasıyla birlikte, Karamay’ın rafinaj kapasitesinin yıllık 26 milyon tona yükseleceğini ifade edildi. Verilere göre, 2010 yılında Karamay bölgesinin gayri safi yurtiçi hasılası 71 milyar 20 milyon yuana ulaşarak, Uygur Özerk Bölgesi’nde birinci sırada yer aldı. Bölge, kişi başına düşen 121 bin yuanlık gelirle, Çin genelinde de ilk sıralarda bulunuyor. Bunun gibi ekonomik veriler göz önüne alındığında Çin’in Doğu Türkistan’daki şiddet ve zulüm politikalarının iç yüzü daha net anlaşılıyor. Ekonomik potansiyeli yüksek olan bir bölgede ki, özellikle süper güç olma iddiasındaki Çin için petrokimyanın önemi ortadayken bu potansiyeli Uygur Türklerine bırakmak istememesi emperyal politikalarda çok normaldir. Türk Dünyası ülkelerinin bu bölgedeki sorunları gündemde tutması ve aynı zamanda yatırım yaparak bu ekonomik potansiyeli Türk şirketlerinde tutması gerekmektedir.
Avrasya Ekonomik Topluluğu Kazakistan’ın eski başkenti Almatı’da yapılacak. Kazakistan’ın finans merkezi Almatı’da 22 Eylül’de toplanacak olan Avrasya Ekonomik Topluluğu’nun Uluslararası Forumu’nda ortak ekonomik alanının kurulması konusunda, üye ülkelerin iş dünyasındaki verimliliğinin arttırılmasıyla İlgili konular görüşülecek. Kazakistan açısından her zaman bu tür toplantıların ülkelerinde düzenlenmesi önem arz etmektedir. Uluslar arası toplantıları başarıyla düzenleyen Kazakistan bu performansına devam ederse, Avrasya merkezli bir gelecekte merkez denge ülkesi olmaya başaracaktır. Orta Asya’nın İsviçresi olma yolundaki Türkmenistan’ın yanında, Kazakistan da Orta Asya’nın Belçikası olarak hatta aynı zaman da AB’de Almanya ve Fransa’nın gücüne denk bir güçle özel bir statüde olması işten bile değildir.
Türk Dünyasının bilge liderlerinden yaşayan efsane KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın sağlık durumu bazı düzensizliklere rağmen iyiye doğru gidiyor. Küçükte olsa tedavilere yanıt verdiğini belirten doktorlar aynı zamanda hayati tehlikenin de devam ettiğini söylediler. Bilincinin açık olduğu ve konuşabildiği söylenen Denktaş’ın yoğun bakımdaki tedavisi Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde devam etmektedir. Türk milliyetçileri olarak kendisine Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyoruz.
Güney Azerbaycan’daki şiddet ve haksızlıklar devam ederken Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Harun Öztürk, İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliğine konu ile ilgili bir uyarı mektubu gönderdi. Durumdan ve yaşanan zulümden haberdar olduğumuzu belirten Genel Başkan mektubunu şöyle bitirdi: “Türk milliyetçileri olarak soydaşlarımıza yönelik bu zulmün bir an önce son bulmasını istiyoruz. Sürecin takipçisi olacağımızı ve soydaşlarımıza yönelik zulmün sürmesi halinde tepkimizi arttırarak ortaya koyacağımızı bilmenizi isteriz.” Dünyanın neresinde bir Türk varsa orası vatandır düsturuyla hareket eden ülkücülerin bu konu hakkındaki takibi ve tepkisi devam edecektir.
Ülkücü Tavır
Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi
