ABD-Çin ilişkileri son yıllarda genel olarak kötüleşmeye devam etse de, her iki tarafın kendine özgü özellikleri, böylesi bir tırmanmanın çok karmaşık konuları içereceğini ortaya koyuyor. Öte yandan Donald Trump, seçim kampanyası sırasında ve başkanlık seçimini kazandıktan sonra Çin’e yönelik planlarını defalarca kamuoyuna açıklayarak, ikili ilişkilerin bundan sonra daha da yoğunlaşacağının sinyallerini verdi. Daha da önemlisi Donald Trump’ın Çin’e ilişkin açıklamaları şu anda farklı şekillerde yorumlanıyor ve bu doğrultuda birçok varsayımda bulunulduğu biliniyor. Bu tür sorunları ele almak amacıyla Washington merkezli CATO Küresel İlişkiler Merkezi 16 Ocak’ta özel bir sempozyum düzenledi.
Bu duruşmanın moderatörlüğünü South China Morning Post muhabiri Robert Delaney üstlendi. Öncelikle Trump’ın ikinci döneminin başlamasıyla birlikte ABD-Çin ilişkilerinde ne gibi net sinyaller görebileceğimizden bahsederek başladı.
CATO Amerikan Politikaları Araştırma Merkezi’nden araştırmacı Clark Packard, ilk olarak söz alarak, en çarpıcı mesajın ABD hükümetinin Çin’e karşı sert tutumu olduğunu söyledi. Ona göre, Biden yönetiminde ABD-Çin ilişkileri giderek gelişiyor. Şu anda çoğu insanın ortak kanaati, bu eğilimin önümüzdeki dört yıl boyunca devam edeceği, hatta geçtiğimiz dört yıldan daha şiddetli olacağı yönünde. Özellikle Trump yönetiminde üst düzey görevlere atanan çok sayıda kişi Çin’e karşı sert tutumlarıyla biliniyor, bunlardan bazıları Çin hükümeti tarafından yaptırımlara tabi tutuluyor. ABD yönetimi şu anda ikili ilişkilerde en önemli konu haline gelen Çin ile ticarette gümrük tarifeleri konusuna güçlü bir şekilde vurgu yapıyor. Ancak Trump yönetiminin “Tik-Tok” ve Tayvan konusunda ticaret konularındaki kadar güçlü bir duruş sergilememesi, bu konuda farklı varsayımların ortaya çıkmasına neden oluyor.
CATO Küresel İşler Merkezi’nden kıdemli uzman Eric Gomez, Tesla CEO’su Elon Musk’ın ABD-Çin ticaret anlaşmazlığında nasıl bir rol oynayacağının belirsiz olduğunu söyledi. Elon Musk daha önce de Çin ile ticaret konularında iş birliği yapmıştı. Dolayısıyla Elon Musk’ın önümüzdeki dört yıl boyunca Çin ile ticari ilişkilerde Donald Trump’ın en önemli danışmanlarından biri olarak nasıl bir rol oynayacağı, Çin ile ticaret konularında uzlaşıp uzlaşamayacağı konusunda hemen bir yargıya varmak doğru değil.
Tartışma konuları arasında özellikle dile getirilen bir diğer konu ise Amerikan bilim ve teknoloji sektörünün Çin ile rekabet etme eğilimiydi. Eric Gomez, yeni hükümetin ulusal savunma sistemine özel önem verdiğine inanıyor. Çünkü Çin, güçlenmek için her zaman teknoloji hırsızlığına fazlasıyla güvendi. Çin, ABD’nin sağladığı bilim ve teknoloji olmadan son on-yirmi yılda bu kadar güçlü olamazdı. Ancak Çin’in bilim ve teknoloji alanındaki haksız rekabeti ABD’yi artık bıktırdı. Bir diğeri ise Çin’in Tayvan Boğazı’ndaki askeri provokasyonlarının hızla tırmandığı ve bu savaşın büyük ölçüde bilim ve teknolojiye dayandığıdır. Burada bir savaş çıkarsa Amerika için olumsuz bir durum olur çünkü Amerika’ya olan uzaklık çok büyük. Dolayısıyla bu durumun gelişmesini önlemek için ABD hükümetinin Çin’e karşı bilim ve teknoloji alanında daha sıkı kısıtlamalar getirmesi gerekiyor. Ancak o zaman Çin, böyle bir savaş durumundan çıkar sağlama amacına ulaşabilir.
Tartışılan bir diğer konu ise, ticaret savaşının Trump döneminde başladığı ve şimdi zirveye ulaşmasının muhtemel olduğu, bunun da doğrudan Çin’e yapılan yatırım konusuyla bağlantılı olduğu. Bu alanda kısıtlama olasılığı sorulduğunda Clark Packard konuya ilişkin görüşlerini dile getirdi. Ona göre Çin ile ticaret savaşının devam edeceği açık. Ancak böyle bir durumda ABD hükümeti, müttefikleriyle bu konuda nasıl bir ilişki kuracağı konusunda bazı zorluklarla karşılaşabilir. Çünkü Amerika’nın müttefiklerinin hemen hepsi Çin’le olan büyük ticari çıkarlarından vazgeçmek için acele etmiyorlar. Böyle bir durumda ticari ve siyasal çıkarların uyumlu hale getirilmesinde bazı zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu duruma önemli bir çözüm, ABD’deki üretimi desteklemek ve Çin’deki üretim üslerini ABD’ye geri getirmektir. Yeni hükümetin bu eğilimi desteklemesi iyi bir başlangıç.

Katılımcıların ortak kanısına göre Tayvan meselesi ABD-Çin ilişkilerinde önemli bir konudur.
kaynaklar: RFA/Uyghur
CATO Küresel İlişkiler Merkezi
Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi
