Orası Şincan değil Doğu Türkistan
Son zamanlarda Türkiye medyalarda Doğu Türkistan Uygur Türkleriyle ilgili bir çok makale yayınlandı ama bu makalelerin yazarların bir çoğu Doğu Türkistan’ı ziyaret etmesine rağma gerçekleri saklayarak Çinlilerin isteği özere, Uygurlara baskı yokmuş gibi yazılar yayınlamakta ve Doğu Türkistan’ı Şincan diye Çin işgali meşrulaştırmaya çaba göstermektedir.
Tüm basın mensupları ve medya kuruluşların bu konuda hassasiyet göstermelerini rica ederiz. Orası Şincan değil Doğu Türkistan.
Türkeş: Sincan Çin ile aramızdaki dostluk köprüsüdür
Başbakan Yardımcısı Türkeş, “Ülkemizle tarihi ve kültürel bağlara sahip olan Sincan, Çin Halk Cumhuriyeti ile aramızda dostluk köprüsünü oluşturmaktadır” dedi.
Çin’in Ankara Büyükelçiliği’nin ev sahipliğinde Milli Kütüphane’de Çin’in Keşfi ve Sincan Konferansı düzenlendi.
Burada konuşan Başbakan Yardımcısı Türkeş, Çin’e yaptığı ziyaretlerde Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni de görme fırsatı bulduğunu belirterek, “Ülkemizle tarihi ve kültürel bağlara sahip olan Sincan, Çin Halk Cumhuriyeti ile aramızda dostluk köprüsünü oluşturmaktadır” dedi.
Ama burada gerçek dostluğu hiçbir Uygur türkü görmemektedir.
Bölgede yaşayan başta Uygurlar olmak üzere çok sayıda etnik grubun hem Çin toplumuna zenginlik sunduğunu hem de Türk-Çin işbirliğine katkıda bulunduğunu söyleyen Türkeş, şöyle devam etti:
“Bölge, köklü kültürü, zengin doğal kaynakları ve çalışkan insanlarıyla müreffeh bir gelecek vadetmektedir. Çin makamlarının Sincan’da istikrar, toplumsal barış ve refaha önem atfettiklerini, bu çerçevede bölgenin kalkınması için Çin’in Batıya açılan kapısı haline dönüştürülmesi için ciddi gayret sarf ettiklerini, iç ve dış yatırımları teşvik ettiklerini, bölgede önemli altyapı yatırımlarını gerçekleştirdiklerini biliyoruz.”
Doğru bölgede yer altı ve yer ustu çok zenginlikler var ama bunları Çinliler sömürüyorlar ve Uygur Türkleri yararlanmıyorlar.
Türkeş, kuşak ve yol olarak adlandırılan İpek Yolu inisiyatifinin, Türkiye’nin İpek Yolu’nun canlandırılması projesiyle örtüştüğünü belirterek, “Sincan’ın özel coğrafi konumuyla kilit önemde olduğunu düşündüğümüz bu projeyi de destekliyoruz” ifadesini kullandı.
Çin’in Ankara Büyükelçisi Yü Hongyang, nüfusu 23 milyondan fazla olan Sincan’ın yüzölçümünün Türkiye’nin yaklaşık iki katı olduğunu hatırlattı. Sincanlı yazar Kurbancan Samet ve Sincan’da bulunan Çinli yazar Vang Mıng’ın da sözde Sincan hakkındaki izlenimlerini paylaştığı konferansın ardından geleneksel Çin motiflerinin ipek üzerine resmedildiği tablolardan oluşan sergi, katılımcıların beğenisine sunuldu.
Kurbancan semet Çinlilerin Uygurlar özerindeki baskıcı politikasını desteklemekte olan ve Uygurları Çinlileştirmek için çaba göstermekte olan işbirlikçi beyni yıkanmış Mankurt”tur. Hiçbir uygur bu işbirlikçi kokla yazarı sevmiyor ve belki nefret gözüyle bakıyorlar.
Başbakan yardımcısı Tuğrul Türkeş’in Çin elçiliğinin davetlisi olarak katılan konferansta Doğu Türkistan yerini Sincan kelimesi kollanması rencide edici bir tutumdur. Bu Türk dış politikasındaki sorumsuz davranıştır.
Sincan demek Çininin Doğu Türkistan işgalini kabul etmek demektir. Çin Doğu Türkistan’ı 1949 da işgal etti ve 1952 de Doğu Türkistan’ın adını Şincan Uygur özerk bölgesi diye adlandırdı. Doğu Türkistan’ın asli sahipleri olan Uygur Türkleri Şincan sözüne kollanmak ve başakların kollanmasını istemiyorlar. Nasılkı Çinliler Doğu Türkistan kelimesini tanımak ve duymak istemediği gibi Doğu Türkistanlılarda Şincan kelimesini duymak istemiyorlar.
Orta Asya’nın kalbinde yer alan Doğu Türkistan hiçbir zaman Çin Toprağı değildir hem de olamaz. Orası Türkistan coğrafiyesin Doğusu yani Doğu Türkistan öz be öz Türk yurdudur.
Türkiye cumhuriyeti başbakan yardımcısı Tuğrul Türkeş’in bu tutumu biz Uygur Türklerini çok özdü ve bir sorumsuz davranıştır diye bakıyoruz. Çünkü bu konferansın amacı Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da yaptıkları katliam ve baskıları örtbas etmek için ve Doğu Türkistan’da sanki Uygurlar özgür ve rahat içinde hiçbir sorunları yok yaşıyorlarmış gibi bir algı oluşturmak için yaptığı bir aldatıcı konferans idi. Maalesef Türkiye’nin önde gelen büyüklerin ve Bakan seviyesindeki üst düzey yetkililerin onlara alet olması çok üzücü ve çok manidar bir adımdır. şincan demek Çinlilerin isteği olsada En azından Çinlilerin kabul ettiği gibi Uygur özerk bölgesi diye konuşabilirdi. Şincan demesi Doğu Türkistan meselesini yok sayımış gibi yada bundan sonra bu meseleyi masaya yatırmamak için kapatmış gibi anlam veriyor.
Türkiye dış politikada Doğu Türkistan gibi hassas konularda dikkatli ve sorumlu davranmalı bu konuları ciddiye almadan ne kader gevşek davranırsa o kader komik hale düşer ama ne kader hassas davranıp dik turlarsa Türkiye o kader güçlü olur ve uluslararası arenada güçlü halde at koşturur.
Belki Çinliler bu aldatıcı oyunlarda kısmen başarmış gibi olsa da amaçlarına mutlaka ulaşamayacaktır. Ama şu bir gerçek ki Çin baş elçisi olmak özere bu olayı takıp eden Çinliler, başbakan yardımcısı Tuğrul Türkeş ve Eski Cumhurbaşkanı Abdullah gül gibi üst düzey yetkilileri çok kolay kandırdığı için arkasından ‘ahmak Türker’i çok kolay kandırdık diye arkasından gölmüş olabilirler. Yanı Türkeş Bey ve Abdullah gül Çinlilerin önünde kendini küçük düşürdü diye düşünüyoruz ve Doğu Türkistan konusunda Türkiye Cumhuriyetinin ve üst düzey yetkilerinin özellikle Diş işleri bakanliğinin sorumlu davranmalarını Çin ile olan ilişkilerinde mazlum Doğu Türkistanlıları onatmamalarını ve gözerdi etmemeleri için çağrıda bulunuyoruz.
Abdulehed ER Araştırmacı yazar
Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi







