İnsan sosyal bir varlık olduğu için, sürekli zaman ve mekana bağlı olarak değişmektedir. Ancak tarihi gerçekler ise yüzyıllar boyunca değişim göstermemekte ve günümüze aynen aktarılmaya çalışılmaktadır. Bu tarihi gerçeklerden biri de Doğu Türkistan’dır. Büyük Hun İmparatorluğundan Uygur devletine, Göktürk’lerden Karahanlılar’a kadar büyük Türk devletleri bu topraklarda kurulmuştur. İlk Müslüman Türk devletinin merkezi de Doğu Türkistan’dır. Ancak Çin bu tarihi gerçekleri kendi siyasi oyun ve entrikalarıyla değiştirmek istemektedir. Ve Doğu Türkistan’ın Çin toprağı olduğunu iddia etmektedir.
Doğu Türkistanlı Müslüman Türkler, yaklaşık 250 yıldır Çin egemenliği altında yaşamaktalar. Mao ile birlikte gelen komünist rejimi, soykırım ve asimilasyon politikalarını uygulamaya başladılar. Asimile olmayı reddeden insanların, fiziksel olarak imha edilmesine yöneldi. Ve katledilen insan sayısı korkunç boyutlara ulaştı. Doğu Türkistan’da patlamaya daima hazır halde olan vahşetli Çin volkanı, her zaman ki gibi yine kan püskürtmekte, canlar ve nesiller tüketmeye devam etmekteydi. Bugün ise tek değişim gösteren zaman ve Çin’in başındaki aktörler olmasına rağmen yine aynı senaryolar oynanmakta. Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Türkler “ Mao’nun kızıl Çin “indeki zulmün tekrarını yaşamaktadırlar.
Öncelikle toplum liderleri, din ve ilim adamları yok edildi. 1950’li yıllarda uygulanan toprak inkılâbıyla, halkın elinden toprağı alındı ve Çin’den getirilen ailelere verildi. Ve gittikçe Çinli nüfus sayısı artmaya başladı. 1953 yılında bölgede %75 Müslüman nüfusa karşılık %6 Çinli yaşarken, 1990 yılında yapılan nüfus sayımında ortaya çıkan %40 Müslüman, %53 Çinli nüfus oranı bölgedeki etnik temizliği göstermektedir.[1]
Zorunlu aile planlaması adı altında, çocuklar anne karnından öldürüldü. Birden fazla yapılan çocuklara ağır vergiler uygulandı. Doğu Türkistanlı Müslüman Türklerin nüfusunun artmasını engellemek için “ Doğum Kontrolü Kanunu “ da acımasızca uygulamaktalar. Ve bu yasağa uymayanlar ağır cezalara çarptırılmaktadırlar.
Gençlerin bir kısmı sebepsiz yere tutuklanmakta, rejime karşı iddiasıyla idama mahkûm edilirken, bir kısmını ise Çin’in iç kesimlerine götürülerek zorla çalıştırmaktadır. Dünya her ne kadar modernleşerek insanları çağdaş şekilde yönetmeye çalışsa da, Çin bu davranışlarıyla Patriyarşi ( ilkel insanların yönetimi) yönetim şeklini bile denk düşmemektedir.
Çin, nükleer denemelerini de bu bölgede yapmakta ve nükleer denemelerin olumsuz etkileri yüzünden bölge insanları ölümcül hastalıklara yakalanmış ve binlerce özürlü çocuk dünyaya gelmiştir.
Doğu Türkistan gerçeği, dünyanın ve Türkiye’nin görmezden geldiği, görse de siyasi çıkarlar uğruna feda ettiği bir gerçektir. 21. yüzyılda Doğu Türkistan da halen yaşanmakta olan zulüm, bütün dünyanın dikkatini vermesi gereken bir kaos halini almıştır. Komünist zihniyetin ne kadar zalimane ve ürkütücü olabileceğini gösteren, Doğu Türkistan’daki katliamlara karşı devletlerin siyasi çıkarlarını bir tarafa bırakıp harekete geçmeliler. Ve bir an önce bu yaşanan ızdırapların önüne geçip, mutlak ve tek gerçek çözüme kavuşturmaları beklenmektedir.
TAHİR ERDOĞAN
GLOPOL ARAŞTIRMACISI
Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi

