Gür ve tiz sesleri mazlumların, imdat aradılar.
Cellâtlar, kollarına takmış ağır zincirle masumların,
Baharı, yazı siyahın rengine boyadılar, kan koktu,
Zindan dediler, zindan hınca hınç doldum taştım.
Ben aslında insanlarca örülmüş bir hissiz taştım.
Yankılandı sayısız feryatlar figanlar yükseldi arşa,
Kolları, koptu gençlerin, gözlerine Niller çekildi,
Her candan çıkan ahuzar deldi geçti benden beni,
Zindan dediler, zindan hınca hınç doldum taştım.
Ben aslında insanlarca örülmüş bir soğuk taştım.
Tir, tir titredi insanlığından çıkarılan mahkûmlar,
Gözyaşları dondu sinelerinde korkudan salkım saçak,
İman dediler şahadetle kaldırıp başlarını Allah! Dediler,
Zindan dediler, zindan hınca hınç doldum taştım.
Ben aslında insanlarca örülmüş binlerce kara taştım.
Kanlarıyla yazdılar duvarlarıma adlarını, hatıralarını,
Usulca fısıldadılar sonra, hasretlerle anılarını,
Bende bıraktılar sayısız acılarını, özlemlerini, onlar.
Zindan dediler, zindan hınca hınç doldum taştım.
Ben aslında insanlarca örülmüş bir hissiz taştım.
Kiminin yavuklusu beklermiş, kiminin yavrusu, anası,
Kiminin hastası varmış, kiminin başında belası,
Her birinin daha derinmiş, öbüründen yarası,
Zindan dediler, zindan hınca hınç doldum taştım.
Ben aslında insanlarca örülmüş bir hissiz taştım.
Türkistan, Türklerin Atalar diyarı misli, Cennet,
Yeryüzünde ki her türlü hikmet ve her türlü nimet,
Yer altı maden yatağı, envayi çeşit mücevher ziynet,
Zindan dediler, zindan hınca hınç doldum taştım.
Ben aslında insanlarca örülmüş bir masum taştım.
Soluklarında hürriyete özlem, nefeslerin hasret,
Yüreklerinde kin vardı, insanlıklarında nefret,
Kızıl çin denen cellât’tı, bunca duygularda illet,
Zindan dediler, zindan hınca hınç doldum taştım.
Ben aslında insanlarca örülmüş bir bahtsız taştım.
Nurala Göktürk
11-3-2004 İSTANBUL
Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi Doğu Türkistan Haber ve Araştırma Merkezi
